Pazartesi günü MHP'li bazı dostlarımla, Koray Aydın'ın Antalya'daki iftar yemeğine katıldım. İftar yemeğine katılım oldukça fazlaydı. Yakın il ve ilçelerden özellikle de, Ankara'dan bile yemeğe gelenler vardı. Tabii...

Pazartesi günü MHP’li bazı dostlarımla, Koray Aydın’ın Antalya’daki iftar yemeğine katıldım.

İftar yemeğine katılım oldukça fazlaydı.

Yakın il ve ilçelerden özellikle de, Ankara’dan bile yemeğe gelenler vardı.

Tabii ki bu etkinlikte, yemek bahane, asıl konu sayın Koray Aydın’ın MHP Genel Başkanlığına yürüyüşünün bir bakıma test edilmesiydi.

Yemekte, eski Ülkücülerin ağırlıkta olduğunu söyleyebiliriz.

1980 öncesinin militan ve de çok aktif unsurları ne kadar yaşlanmış olsalar da, yine de MHP’nin ve Ülkücü hareketin çok daha aktif, dinamik ve etkin olmasını istiyorlar.

Yemekte bulunanların önemli bir bölümü, Türkiye’nin çok kritik bir süreçten geçtiğine, Türklerin büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğuna, ülkenin bölünmesi bir yana tamamen elden çıkmasının bile söz konusu olduğu iddia edilebildi!.

Ülke genelinde, böylesine bir tehlike ile karşı karşıya bulunduğumuz bir dönemde, MHP’nin gerekli tepkiyi gösteremediğinden yakınanların sayısı oldukça fazlaydı.

Geneldeki ve yereldeki MHP kadrolarının tutumları, çok dikkatli bir biçimde izlendiğinde, böylesine ciddi bir tehlike karşısında bile, MHP ve Ülkücü kadroların tek yumruk olamadıklarını, bu yüzden de gerekli aktiviteyi gösteremediklerini söylemek mümkün.

Rahmetli Türkeş dönemindeki, “lidere mutlak itaat, lider ne diyorsa doğru olan odur” ve “inancımızın temelinde demokrasi yok” anlayışları ortadan kalkmış, demokratik yaklaşımlarla liderin bile eleştirilebildiği çağdaş bir çizgiye doğru MHP yelken açarken, bu açılımın belli bir hiyerarşik düzen içinde örgüt disiplinine ve parti bütünlüğüne en azından bu çok kritik süreçte zarar verdiğini, bu yüzden MHP’nin kısırlaştığı söylenmekte.

1980 öncesi Ülkücü ve Devrimci kadroların önemli bir bölümü idealistti.

Doğru yanlış, inandıkları çizgide bu ülkeyi ve bu ülke insanı için hayatlarını ortaya koyarlarken, maddi, manevi özellikle de en küçük kariyerist hesap içine girmediler.

1980 öncesinin Ülkücüleri bugün bu tür hesapların yapılmasından rahatsız.

Onlar çok daha aktif ve dinamik, kitleleri peşinden sürükleyebilecek bir MHP ve Ülkücü kadroların beklentisi içindeler.

Sayın Koray Aydın konuşmasında özetle, tüm bu tehlikelerden söz ederek MHP’yi çok daha güçlü bir hale getireceklerinin sözünü verdi.

İnternette sayın Koray Aydın’ın yurt gezileriyle ilgili haberler yer alırken, MHP’nin Ortadoğu Gazetesinde, Neval Kavcar imzalı bir yazıda, Koray Aydın hakkında çok sert ifadeler var. Aydın'ın kendisini Atatürk gibi gördüğünü ifade ederek, 'Vicdanlarda aklanmamış Koray Aydın'la halktan nasıl oy isteyecekler? Gaye, AKP'nin yıkıcı politikalarına direnen MHP cephesini dağıtmak mı?' soruları sorulurken, Koray Bey kendisini Atatürk sanıyor: "MHP, işgal altındadır. MHP'yi kurtarmak için yollara düştüm." diyor. Atatürk cebinde para ile mi dolaştı Anadolu'yu? Köşe yazarları ve gazetesi mi vardı destekleyen, çamur atan? 'Sanığın izahı gereken toplam mal varlığı tutarı 1.853.411.483.414.TL' nerde, canından başka verecek şeyi olmayan Atatürk ve kahramanlar nerde? 'Şüpheden sanık yararlanır' ilkesinden yararlanmak, hukuki berati getirmiş. Ya vicdanlar? Koray Aydın ekibinin attığı Kerkük iftirası diğerleri ne olacak? MHP genel başkanlığı ihale ile alınabilecek bir yer değildir. Vicdanlarda aklanmamış kişilerin o makama talip olması züldür. Ülkücü hareket, kan ve inançla korunan vatandır. Vatan söz konusu olduğunda, paranın hükmü kalkar.” şeklinde devam eden yazısı da internette yer alıyor.Sayın Devlet Bahçeli yanlısı, MHP’nin resmi yayın organından, bir MHP’li milletvekiline, aynı zamanda MHP Genel Başkanlığına aday olması söz konusu birine bu denli ağır suçlamalarda bulunulması, hem MHP hem de Türk siyaseti açısından üzüntü verici bir durum olduğunu söylemekle yetinirken, böylesine ağır suçlamalarda bulunabildiğiniz bir ismi nasıl oluyor da MHP’den milletvekili yaptınız diye insana sormazlar mı?