Muğla'nın Fethiye ile Antalya'nın Kaş ilçeleri arasındaki deniz yetki alanları, 15 Ağustos 2026 tarihli ve 11626 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile koruma altına alındı. 16 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren karara göre, bölge resmen "Fethiye-Kaş Deniz Milli Parkı" ilan edildi. Sınırları harita ve koordinatlarla kesinleşen 21 bin 706,03 kilometrekarelik bu alan, ekolojik korumanın yanı sıra stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor.
Antalya Denizcileşme Platformu Başkanı İzzet Ünlü, kararın ardından kamuoyuna yansıyan tartışmalara ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu kapsamında atılan bu adımın, Türkiye'nin deniz alanlarında proaktif bir stratejiye geçtiğinin göstergesi olduğunu aktardı. Ünlü'ye göre bu karar, sadece bir doğa koruma projesi değil, aynı zamanda deniz mekânsal planlamasının kritik bir parçası konumunda bulunuyor.
SOSYAL MEDYADAKİ MEİS İDDİALARI DOĞRU MU?
Kararın ardından sosyal medyada "Meis'in Yunanistan ile bağlantısını kestik" şeklinde yayılan yorumlara dikkat çeken Ünlü, bu algının hukuken gerçeği yansıtmadığını bildirdi. Milli park ilanının, Meis Adası'nın statüsünü veya Yunanistan ile olan bağlantısını değiştiren bir karar olmadığını vurguladı. Ancak bu hamlenin, Yunanistan'ın Meis gibi küçük adaları öne sürerek Doğu Akdeniz'deki Türk kıta sahanlığını hapsetme girişimlerine karşı güçlü bir hukuki bariyer oluşturduğunu ifade etti.
DENİZLERDE ÇEVRE KARTI STRATEJİSİ NE ANLAMA GELİYOR?
Doğu Akdeniz ve Ege'de ülkeler, doğrudan kıta sahanlığı ilan etmek yerine deniz koruma alanları oluşturarak dolaylı yoldan egemenlik haklarını pekiştirme stratejisini sıklıkla kullanıyor. Yunanistan'ın da geçmişte benzer çevre koruma politikalarını jeopolitik bir araç olarak sahaya sürdüğü biliniyor. İzzet Ünlü de bu duruma işaret ederek, "Çevre kartına karşı çevre kartı" yaklaşımının önemini vurguladı. Türkiye'nin kendi yetki alanındaki ekosistemi koruma iradesini göstermesinin, uluslararası arenada elini güçlendireceği belirtiliyor.
BALIKÇILIK VE ENERJİ KAYNAKLARINA ETKİSİ
Geniş bir deniz sahasını kapsayan milli park kararı, bölgedeki ekonomik faaliyetleri de doğrudan etkileyecek. Ünlü'nün aktardığına göre, ilan edilen koruma statüsü sayesinde bölgedeki kaçak ve endüstriyel avcılığın önüne geçilerek yerel balıkçılık sektörü güvence altına alınacak. Ayrıca, deniz tabanında yer alan stratejik enerji kaynakları üzerinde sivil bir denetim mekanizması kurularak Türkiye'nin denizlerdeki bilimsel izleme kapasitesi artırılmış olacak.




