ADAMA, Atatürk'e dönük eleştirilerinden dolayı kızmıyorum. Kimse kimseyi sevmek zorunda değil. Hatasız kul olmayacağına göre, aranırsa herkesin bir hatasını bulup onu eleştirebilirsiniz. Ama bu milletle birlikte, bu ülkeyi kurtarabilmek...

ADAMA

, Atatürk’e dönük eleştirilerinden dolayı kızmıyorum.

Kimse kimseyi sevmek zorunda değil.
Hatasız kul olmayacağına göre, aranırsa herkesin bir hatasını bulup onu eleştirebilirsiniz.
Ama bu milletle birlikte, bu ülkeyi kurtarabilmek için savaşmış insanları şu ya da bu nedenle sevmeyebilir, eleştirebilirsiniz ama saygısızlık yapamazsınız.
Özellikle de, aklı başında bir Türk’ün Atatürk’e ve kurtuluş savaşında en ön saflarda yer almış kahramanlarımıza saygısızlık yapması düşünülemez.
Zira.
Atatürk, tarih boyunca horlanmış, aşağılanmış, değer verilmemiş Türk'ü yüceltmiştir.
Kadir Mısıroğlu’na benim kızmam “Kuruluş savaşını keşke Yunanlılar kazansaydı” demesine.
Yunanlıların İzmir çıkartmasıyla başlayan savaş boyunca, Türk insanına yaptığı mezalimi bilmeyen var mı?
Böylesine acımasız bir vahşetin yapıldığı bilinmesine karşın, bir insanın “Savaşı Yunanlar kazansaydı” diyebilmesi için, Yunanlılarla bir bağının olması gerekir.
Yani.
İşgalde kendisinin bir zarar görmeyeceğinden emin olmalı!
Tıpkı, 15 Mayıs 1919’da Yunanlılar İzmir’e çıkartma yaparken, kimi Rumların Yunan askerlerini alkışladıkları gibi.
Kadir Ağa'nın soyadı Mısıroğlu olduğuna göre, kökende Araplık olmalı!
İnternetten o kadar araştırdım, anasının Selanik kökenli olduğu yazılmasına karşın, babasıyla ilgili doğru dürüst bir şey bulamasam da, soyadından yola çıkarsak özünde kökenini bulmak mümkün!
Her neyse.
Etnik kökenini karıştırarak ırkçı bir yaklaşım sergilemek istemesem de, şahsın bu ülkeye, özellikle de bu ülkedeki Türklere pek sıcak bakmadığı ortada.
Savaşı Yunanlıların kazanmasını isteyen birini, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın ziyareti de oldukça anlamlı.
Bir başka anlamlı çıkış ise.
Bu ziyareti normal karşılayan devlet büyüklerimizin yaklaşımları.
İşin en komik yanı ise.
Atatürk’ü direkt eleştirmekten özellikle kaçınıp, dolaylı yollardan Atatürk’e veryansın eden uyanık siyasetçilerin şark kurnazlıkları.
Atatürk’ü eleştirenleri eleştirip, CHP’yi ya da İsmet İnönü üzerinden CHP’yi yerin dibine batırmaya çalışanların, eleştiri yağmuruna tuttukları konular sırasında, sanki Atatürk’ün Cumhurbaşkanı olduğunu bilmiyorlarmış gibi davranarak eleştirilerini sürdürmeleri ilginç!
Beni kahreden ise.
Sözde Türk Milliyetçiliği bayraktarlığı yapanların önemli bir bölümünün, mevcut egemen gücün kuyruğuna takılıp, Türklüğü unutup, ümmetçi çizgiye yönelmeleri!