ÖNCELİKLE Sayın Mehmet Ali Dim'e, Osman Mayatepek, Şiar Yalçın ve Altemur Kılıç gibi büyük değerlerle tanışmama vesile olduğu için teşekkür ediyorum. Osman Mayatepek, Osmanlı'nın en değerli ve en donanımlı miraslarından birisiydi....

ÖNCELİKLE

Sayın Mehmet Ali Dim’e, Osman Mayatepek, Şiar Yalçın ve Altemur Kılıç gibi büyük değerlerle tanışmama vesile olduğu için teşekkür ediyorum.
Osman Mayatepek, Osmanlı'nın en değerli ve en donanımlı miraslarından birisiydi.
Dört dil bilen, entelektüel, mütevazı, tam bir beyefendiydi.
Alanya aşığıydı.
Güler yüzlü, sakin, ne konuştuğunu bilen, kimseyi kırmamaya çalışan çok hassas biriydi.
Defalarca bir araya geldik.
Zaman zaman telefonlaşırdık.
Kitaplarını imzalar, bana hediye eder, ben de köşemde kendimce yorumlamaya çalışırdım.
Yorumlarımdan memnun olduğunu ifade ederdi.
Rahmetli dedesi Enver Paşa hakkında bilinen birçok yanlış olduğunu söyleyerek, tek dileği olan Enver Paşa’nın gerçek kimliğinin anlaşılması için özel çaba sarf edip, bu konuda kitaplar yazmakla meşguldü.
Rahmetlinin şeceresini uzun uzadıya yazacak değilim.
Bunu herkesin bildiği kanısındayım.
Ama kısaca bir bölümünden söz etmeden geçemeyeceğim.
Osman Mayatepek, 1950 yılında İsviçre’nin Cenevre kentinde doğmuş. Enver Paşa’nın kızı Türkan’ın oğlu. Anneannesi Osmanlı Hanedanı’dan Naciye Sultan’dır. Babası 1930'lu yıllarda Meksika Büyükelçisi olan Tahsin Mayatepek’in oğlu Hüveyda Mayatepek.
Rahmetli bir söyleşinde "Dedem Enver Paşa çok idealist, inanılmaz cesaretli bir insandı. Ölüm mevhumunu anlamayan, ölümden korkmayan biriydi. İsmet İnönü beni 17 yaşımdayken yanına çağırmıştı ve bana 'Mustafa Kemal, ben ve deden, üçümüzün arasında en cesur, gözü pek olan dedendi. Üçümüz kurmay subaydık, biz karargahta görev istedik. Deden ise Bulgar dağlarında eşkıya peşinde koştu. 54 kere ölümle yüz yüze geldi' dedi. Dedemle hep gurur duydum" demişti.
Rahmetli “Dedem Enver Paşa” adlı kitabında, dedesi ile ilgili ele aldığı tüm konularda, kimseyi kırmamaya, Enver Paşa ile ilgili tek taraflı tüm olumsuz değerlendirmelere de fazla tepki göstermeden, ezberleri de bozmaya çalışmadan, yazabildiği kadar yazmaya çalışarak, çok ince göndermeler yapmakla yetinmiştir.
Bir başkası olsa, bambaşka bir toplumsal kutuplaşmanın fitilini ateşlerdi!
O, tarihin o sürecindeki kaos ve altüst oluş sonrasında yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin oluşumunun bir gereği olan yani, bir güçlü yapı yıkılıp yerine yeni bir yapı oluştururken, yeni yapının benimsenmesi için eski yapının kötülenmesinin doğallığına inanarak, tarihi yazan ya da yazdıranların topluma enjekte ettiklerine dönük bir panzehir arayışı içine girmekten özellikle kaçınmıştır.
Zira o, imparatorluğun yıkılışından sorumlu tutulan İttihat ve Terakki iktidarının en güçlü ismi Enver Paşa’nın torunu, hem de Osmanlı hanedanından gelme birisiydi.
Yani iki kaybeden büyük gücün mirasçısıydı.
Sağlığında kitabıyla ilgili değerlendirmelerimi yaparken, onun bu duyarlılığına ayak uydurup, bu tür bir yorumdan özellikle kaçınmıştım.
Rahmetli Altemur Kılıç ve Rahmetli Şiar Yalçın’la olan dostlukları da bambaşkaydı.
Rahmetliyi unutmam mümkün değil.
İşin ilginç yanı, Yeni Alanya Gazetesi olarak, peş peşe iki değerli köşe yazarımızı kaybetmenin de üzüntüsü içindeyiz.
Sıra bize mi geldi ne?
Bunu söylerken değer anlamında değil, sıradan bir köşe yazarı olarak söylemek istedim.
Toplum olarak, özellikle de Alanya olarak büyük bir değeri kaybettik.
Sevgili dostum, ışıklar içinde uyu.