'İçimizdeki İrlandalılar” Mustafa Denizli'nin sözü. Sanırım bunu, içimizdeki hainler anlamında söyledi! Kulüplerimizin fanatik taraftarlarının, takımlarına ne kadar zarar verdikleri ortada. Hangi konuda olursa olsun, fanatizm kadar...

“İçimizdeki İrlandalılar” Mustafa Denizli’nin sözü.
Sanırım bunu, içimizdeki hainler anlamında söyledi!
Kulüplerimizin fanatik taraftarlarının, takımlarına ne kadar zarar verdikleri ortada.
Hangi konuda olursa olsun, fanatizm kadar rezil ve tehlikeli bir şey olamaz.
Fenerbahçe, Trabzon ve diğer takımların aşığı olduklarını iddia eden sözde taraftarların kulüplerine verdikleri zararı bir düşünün.
Milliyetçiliği ırkçılık çizgisine taşıyanların da bu ülkeye verdikleri zararı görmezden ve bilmezden gelmek mümkün mü?
“Haklı gerekçelere dayansa da refleks tepkiler duyguların ürünüdür. Düşünerek gösterilen tepkilerse aklın ürünüdür.
Akıl hata yapmaz ama duygular yapabilir.”
Kimi korkaklar bir grup içinde yer alarak o grubun gücünden cesaret alarak yiğitlik taslarlar.
Tribünlerden kendi futbolcusuna, hakeme, rakip takıma küfür edenlere bir bakın.
Hangisi tek başına bir futbolcuya posta atabilir?
Otuz yılı aşkın bir süredir devam edip gelen PKK terör örgütünün bu ülkeye ve bu ülke insanına verdiği maddi ve manevi zararın boyutlarını düşünebiliyor musunuz?
On binlerce insanımızı kaybettik.
Kin ve nefret hatta onur ve gurur uğruna bir otuz yıl daha bu rezilliği sürdürmenin bir mantığı olabilir mi?
Ülkenin bölüneceği iddiasıyla yeri göğü inletenlerin belli kaygılar taşımalarını normal karşılasak bile bu kaygılara dönük olarak ölmekten ve öldürmekten dem vurulduğunda ülke bütünlüğünden hatta ülkenin ayakta kalabileceğinden söz edebilir miyiz?
Böylesine önemli böylesine kritik dönemlerde, hamasetten ve de belli duygusallıklardan uzak durarak, aklımızı kullanmalıyız.
Atalarımız, “Keskin sirke küpüne zarar verir” demiş.
Belli etkiler karşısında duygularımıza kapılıp belli tepkiler göstererek yanlışlara imza atarsak, hem bu ülkeye hem de bu ülke insanına büyük zararlar verebiliriz.
Şiirsel sözlerin, hamasi nutukların ve kulağa hoş gelen sloganların peşine takılmak, insanı felakete sürükler.
Tam “PKK terör örgütünden kurtulmak üzereyiz” derken bu sefer de DHKP-C diye dünyada işlevselliğini tamamen yitirmiş, Marksist-Leninist bir terör örgütü ortaya çıkıyor.
Siz bu örgütün Marksist ve Leninist olduğuna inanıyor musunuz?
Bu örgüt ve bundan sonra ortaya çıkacak bir sürü örgütün, ittihatçı, darbeci, jakoben, sözde ilericilikten ve devrimcilikten söz eden, özünde vesayet rejimini idame ettirmek isteyen beyinlerin eseri olduğu ortada.
Öğretmenlerimiz, işçi sendikalarımız üç-dört bölük.
Şimdi Emniyet teşkilatında da bir bölünmenin arayışlarının tezgahı söz konusu!
Allah hepimize akıl fikir ihsan eylesin.
Özünde biz, kendi oturduğumuz dalı kesmeyi ve birbirimizi yok ederek kendi varlığımızı sürdürmenin bireysel bencilliğiyle hareket ederken, sözde de vatan ve millet aşkını dilimizden düşürmüyoruz!
Bunu yaparken de tüm olumsuzlukların ve de sorunlarımızın sorumlusu olarak da hep başkalarını gösterme saçmalığı içine giriyoruz!
Örneğin, ABD, AB, “Dış güçler” “Yahudiler” gibi!