FAKAT doğan bu küçük çocuğun ‘Cengizhan’ olması hiç kolay olmamıştı…
Geçmişin gizemli dünyasında bugün, Moğolların en büyük kağanı olarak tarih sayfalarında yerini alan Cengizhan’ı ve hayatını konu alan bir yolculuğa çıkıyoruz…
MOĞOLİSTAN’IN BOZKIRLARINDA ÖLÜME TERK EDİLEN BİR ÇOCUK
Dünyaya hükmetmiş olan Cengizhan, doğduğunda babası tarafından Temuçin olarak adlandırılmıştı. 1206 yılına dek Cengizhan olarak anılmayan Temuçin babası düşman bir kabile olan Tatarlar tarafından zehirlenerek öldürüldüğünde ise henüz 10 yaşında idi. Babasının ölümünün ardından kabiledeki diğer insanlar 10 yaşındaki bir çocuğun liderliğini reddederek annesi ve kardeşleri ile birlikte Cengizhan’ı kendi kabilesinden sürgün etmişlerdi. Moğolistan’ın acımasız bozkırlarında ölüme terk edilen bir kadın ve çocukları hayatta kalabilmek adına avlanmak ve mücadele etmek zorunda kalmıştı.
OĞUL TEMUÇİN’İN ULU KAĞAN CENGİZHAN’A YOLCULUĞU
Temuçin 16 yaşına geldiğinde daha öncesinde yapılmış bir evlilik anlaşmasından yararlanarak On Kırat Kabilesi’nden bir kadın ile evlenmişti. Bu Temuçin’e önemli bir siyasi gücün de kapılarını aralamıştı.
Güç, bozkırdaki Moğol süvarileri için son derece önemli bir kuraldı. Zira ‘güçlü olan istediğini alır’ ilkesi Moğolistan’ın acımasız bozkırlarında kurulan bu yaşamın temelini oluşturmakta idi.
Mücadeleler ile geçen yılların ardından, doğduğunda Timuçin adı verilen bu oğul, Moğolistan’da varlığını sürdüren kabileleri, kendi bayrağı altında birleştirerek bütün Moğolistan’da saygı duyulan bir savaşçı ve komutan haline gelmeyi başarmıştı. 1206 yılına gelindiğinde ise Moğolistan’da birlik sağlanmış ve Temuçin adı yerini ‘Ulu Kağan’ anlamına gelen ‘Cengizhan’a bırakmıştı.
DOĞUDAN BATIYA GÖRÜLMEMİŞ BÜYÜKLÜKTE BİR İMPARATORLUK
Cengizhan’ın en büyük hayali bütün dünyayı fethetmek idi. Bu hayalini gerçekleştirmek için de rotasını çevirdiği ilk yer Çin olmuştu. Hedefi doğrultusunda karşısına çıkan ‘Çin Seddi’ne rağmen akılcı bir yöntem ile Çin’e girmeyi başaran Cengizhan, tam 9 yıl süren zorlu bir sürecin ardından bütün Çin’i egemenliği altına almıştı.
Çin’in ardından gözünü batıya diken Cengizhan’ın artık hedefi Harzemşahlar Devleti idi. Gönderdiği elçilerin yalnızca kafalarının geri dönmesi üzerine batıya yani Harzemşahlar Devleti’ne doğru hiç düşünmeden sefere çıkan Cengizhan Moğol elçilerinin kellesini alan Harzemşahlar valisini canlı olarak istemişti. Canlı olarak ele geçirilen ve Cengizhan’a getirilen valinin ağzına ibret olsun diye eritilmiş gümüş dökerek öldürmüştü.
Kendisine boyun eğen devletlere merhamet eden dokunmayan Cengizhan direnenlerin de hiçbirine acımamıştı.
Nişabur şehri kuşatmasında oğlu okçular tarafından öldürülünce Cengizhan askerlerine şehirde hiçbir şeyi canlı olarak bırakmamalarını emretmiş ve hayvanlar dâhil yaşayan halkın hemen hemen hepsi öldürülmüştü. Taş üstünde taş bırakmayan ve tüm şehri yakıp yıkan Moğollar çekildiğinde geride yalnızca insan cesetlerinden oluşan dağlar kalmıştı.
Bütün bunlar kulaktan kulağa yayılıyor ve Moğol korkusu her geçen gün artıyordu. Harzemşahlar Moğol baskısına daha fazla dayanamayarak çökmüştü.
Böylelikle Maveraünnehir, Horasan ve bütün doğu İslam ülkeleri de Cengizhan İmparatorluğu’nun birer parçası olmuştu.
Cengizhan’ın 12. yüzyılın sonlarında başlattığı ve 13. yüzyılın başlarında büyük başarılar elde ettiği fetih mücadelesi, dünya üzerinde bugüne kadar ulaşılan en geniş bitişik sınırlı imparatorluğun doğmasıyla sonuçlanmıştı. Cengizhan’ın kurduğu imparatorluk Çin, İran, Anadolu, Orta Doğu ve Avrupa’ya kadar genişlemişti.
10 yaşında Moğolistan bozkırlarında ölüme terk edilmiş bir çocuk olan Cengizhan, artık dünya üzerinde eşi benzeri görülmemiş büyüklükte bir imparatorluğun fatihi ve sahibi olmuştu.
DÜNYA ÜZERİNDE HER 200 ERKEKTEN BİRİ CENGİZHAN’IN SOYUNDAN
Cengizhan, ömrünün tüm dünyayı fethetmesine yetmeyeceğini anlayarak ölümsüzlüğün sırrını aramaya başlamıştı. Sözlerine inandığı taoist bir rahipten ölümsüzlüğün sırrını istemiş ve tamamen ölümsüzlüğün mümkün olmadığı lakin kadınlarla girdiği ilişkiler ile ömrünü uzatabileceği cevabını almıştı. Bunun üzerine Cengizhan kendi benliğinden birer parçanın dünyada hüküm sürmeye devam edebilmesi için farklı coğrafyalarda pek çok kadınla birlikte olmuştu.
Bu rivayet gerçek midir? Bilinmez, lakin;
Bu noktada en ilginç olan şüphesiz ki, yapılan DNA araştırmalarının, günümüz dünyasında yaşayan her 200 kişiden birine, Cengizhan’ın soy özelliklerini aktardığını ortaya koyması olmuştu.
Ve;
Cengizhan’ın hikâyesi, yıllar yılı süren mücadelelerde kan dökmek, adam kaçırmak, aşk ve intikam çemberinde şekillense de esas hikâye ölümüyle başlamıştı. Moğolların ulu kağanı Cengizhan, öldüğünde cenazesinin gizli tutulmasını istemiş ve yas tutan ordusu da istenilene sadık kalarak gerekeni yapmıştı. Ölümünün ardından Cengizhan’ın cenazesini taşıyan askerleri önlerine çıkan herkesi öldürmüş, Cengizhan gömüldükten sonra da mezarın izini kaybettirmek için üzerinde tamı tamına bin at dolaştırılmışlardı.
Sıfırdan başlayarak Asya’nın bir ucundan öbür ucuna Çin’in içlerinden Rusya’ya ve Avrupa’da Polonya’ya kadar uzanan bir imparatorluk kuran Cengizhan, 1227 yılında hayata gözlerini yummuş ve yine bambaşka bir gizemi de kendisinden geriye yani bizlere bırakmıştı…





