GÖZLE görülmesi zor, sivrisinekten 6 kat daha küçük olan bu canlılar, taşıdıkları Leishmania adlı parazit nedeniyle her yıl dünyada ölümlere bile yol açan Leishmaniasis (Şark Çıbanı, Kala-Azar) hastalığına neden olabiliyor.
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte kapımızı çalan en büyük sorunlardan biri de şüphesiz sinekler. Son dönemde Türkiye genelinde ve özellikle Akdeniz kıyılarında artış gösterdiği belirtilen yakarca sinekleri, taşıdıkları ölümcül parazitler nedeniyle ciddi bir halk sağlığı tehdidi oluşturuyor. Peki, bu minik canavarlar nedir, ne kadar tehlikelidir?

UZMANLAR UYARIYOR: YAKARCA SİNEĞİ VE TAŞIDIĞI LEISHMANIA PARAZİTİ NEDİR?
Konuyla ilgili görüş bildiren uzmanlar, yakarca sineklerinin (Phlebotomus cinsi) Diptera takımına ait, küçük, tüylü ve genellikle gece aktif olan canlılar olduğunu belirtiyor. Bu sineklerin asıl tehlikesi ise kan emerken insanlara bulaştırabildikleri Leishmania adlı tek hücreli parazitler. Manisa Celal Bayar Üniversitesi (MCBÜ) Tıp Fakültesi Tıbbi Parazitoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Özbilgin, dünyada her yıl yaklaşık 2,5 milyon kişinin Leishmania paraziti nedeniyle hastalandığını ve bu hastalıktan 60 bin kişinin hayatını kaybettiğini vurguluyor. Dr. Öğr. Üyesi Yavuz Turan ve Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy da bu sineklerin taşıdığı risklere dikkat çekiyor.

LEISHMANIASIS HASTALIĞI: ŞARK ÇIBANINDAN ÖLÜMCÜL KALA-AZAR'A
Leishmania parazitinin neden olduğu Leishmaniasis hastalığının farklı türleri bulunuyor:
Kutanöz Leishmaniasis (Şark Çıbanı): En sık görülen form. Yakarca sineğinin ısırdığı yerde haftalar veya aylar içinde sivilce benzeri bir lezyonla başlar, zamanla genişleyerek üzeri açık yara (ülser) haline gelir. Genellikle vücudun açıkta kalan bölgelerinde görülür ve kalıcı izler bırakabilir. Türkiye'de özellikle Akdeniz, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde yaygındır.
Visseral Leishmaniasis (Kala-Azar): Hastalığın en ağır ve ölümcül olabilen şeklidir. Parazit, dalak, karaciğer ve kemik iliği gibi iç organları tutar. Yüksek ateş, dalak ve karaciğer büyümesi, kansızlık gibi belirtilerle seyreder ve mutlaka tedavi gerektirir. Ege ve Akdeniz bölgelerinde görülmektedir.
Mukokutanöz Leishmaniasis: En nadir görülen form olup, ağız, burun ve boğaz mukozalarında yıkıcı lezyonlara yol açar.
Uzmanlar, Akdeniz Bölgesi'nin hem Şark Çıbanı hem de Kala-Azar için riskli bölgeler arasında yer aldığını belirtiyor.

BELEDİYELERİN SORUMLULUĞU NE?
Yakarca sineklerinin özellikle nemli bölgeleri, harabeleri, mağaraları, ağaç altlarını, çöplükleri ve hayvan barınaklarını tercih ettiği biliniyor. Geceleri aktif olan bu sineklerle mücadelede bireysel önlemlerin (sineklik, cibinlik, kapalı giysiler, repellentler) yanı sıra, belediyelerin ve sağlık kuruluşlarının da aktif rol alması gerekiyor.
İlaçlamaların zamanlaması, kullanılan ilaçların etkinliği ve larva mücadelesine verilen önem, halkın en çok merak ettiği konular arasında.
Uzmanların Önerisi: Dr. Yavuz Turan, belediyelerin bu sineklerin izlenmesi, popülasyon takiplerinin yapılması, düzenli ilaçlama ve çevre bakımı ile temizliğinin sağlanması konusunda aktif olması gerektiğini vurguluyor. Üreme alanlarının (çöplük, dışkı, nemli alanlar) mümkün olduğunca engellenmesi de büyük önem taşıyor.
Sonrasında ne olacak?
Dr. Yavuz Turan, şu an için Türkiye'de genel bir tropikal hastalık salgını riskinden bahsetmenin mümkün olmadığını, ancak Leishmaniasis gibi bazı hastalıkların zaten ülkemizde görüldüğünü belirtiyor. Ancak iklim değişikliği, artan uluslararası seyahatler ve antropojenik etkilerle gelecekte bu risklerin artabileceği uyarısında bulunuyor. Yetkililerin, sadece bugünün değil, geleceğin risklerini de göz önünde bulundurarak kapsamlı bir vektör mücadelesi ve halk sağlığı stratejisi geliştirmesi, sağlığı korumak adına hayati önem taşıyor.

KENDİMİZİ NASIL KORUYABİLİRİZ?
Özellikle akşam ve gece saatlerinde riskli bölgelerde (nemli, ağaçlık alanlar, harabeler) bulunmaktan kaçının.
Evlerde pencerelere sineklik taktırın, gerekirse cibinlik kullanın.
Açıkta kalan vücut bölgelerine sinek kovucu (repellent) sürün.
Çevrenizi temiz tutun, çöp ve gübre birikintilerine izin vermeyin, su birikintilerini ortadan kaldırın.
Yakarca sineği ısırığı sonrası bir aydan uzun süren, genişleme eğilimi gösteren sivilce benzeri lezyon veya ateş gibi sistemik belirtiler varsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurun.