Daha yeni, 16 Nisan'da 'Polisin caydırıcılığı kalmadı” başlıklı köşe yazımda bakın ne demiştim:
Daha yeni, 16 Nisan'da “Polisin caydırıcılığı kalmadı” başlıklı köşe yazımda bakın ne demiştim:"Güvenlik görevlilerine, özellikle de polise, gelen saldırıyor, giden saldırıyor!Zabıtaları ise, tınlayan yok.Geçmişte, bırakın güvenlik görevlilerini, sıradan bir devlet memuruna karşı bile insanlarımız mesafeli durur, saygı gösterirdi.Doktorlarımıza ve öğretmenlerimize saldırmak, neredeyse sıradan vakaya döndü!"Bu yazıdan kısa bir süre sonra Gaziantep’te, genç bir doktorumuz bıçaklanarak öldürüldü.Öldüren 17 yaşında bir genç.İddia edildiğine göre, gencin 85 yaşındaki dedesi, hastanede tedavisi ya da ameliyatı sonrasında vefat etmiş.Genç de, bu ölümün sorumlusu olarak cerrahı görüp bıçaklayarak öldürdüğü iddia edilirken, son anda olayın bir başka boyutu ortaya çıktı.Son açıklamalara göre, hastanın yakınları, hastanın maaşının kesilmemsi için, ölümünün resmi olarak bildirilmemesini istemişler ve bu konuda doktoru defalarca tehdit ettikleri iddiaları var.Her iki gerekçenin de saçmalığı ortada.Bu kadar aymazlık, duyarsızlık ve de acımasızlık olamaz.Aynı gün, bir başka hastanede, hastasına yemek verilmemesi gerektiğini söyleyen bir doktora, hastanın eşi, benim eşime nasıl yemek verdirmezsin diyerek tekme tokat saldırabiliyor.Yol vermedi diyerek, önündeki aracı takip edip, hiç tanımadığı bir insanın önü kesilerek öldürüldüğü bir başka ülke düşünebiliyor musunuz?Dünyanın hiçbir yerinde, yaygın bir biçimde, böylesine ilkel yaklaşımlar sergileyebilen bireylerin olduğu bir toplum olabileceğini sanmıyorum!Türkiye, psikopatların, magandaların hızla çoğaldığı bir ülke haline geldi.İstisnasız herkes barut fıçısı.Toplum olarak, sosyal anlamda şizofrenik bir durumla karşı karşıyayız.Bunda, siyasetin giderek gerilmesinin bir etkisi olabilir mi?Olabilir de olmayabilir de!Türkiye’de, siyasetin durulduğu bir dönemi, şahsen ben hiç yaşamadım.Bu toplumsal travmayı biran önce atlatabilmek için, her alanda çok ciddi bir çalışma içine girmemiz gerekiyor.Diğer yandan, tabii ki toplumun her kesiminde ve her meslekte olduğu gibi, doktorlarımızın arasında da, paragöz, bilgi ve deneyimini geliştirme kaygısı taşımayan sorusuz kişilerin olduğunu da kabul etmemiz gerekiyor.Ama şu bir gerçek ki, istisnasız hepimiz, hayatımızın önemli bir bölümünde doktorlarımıza muhtacız. Onlara güvenmek, onlara saygı duymak zorundayız.İşin bir başka yönü ise, bu tür kendini bilmez, psikopatlar ve magandalar yüzünden doktorlarımızın ülke çapında boykota gitmeleri büyük yanlış.Bu tür rezil olayları ve rezillikleri kınamak, protesto etmek doğal da, boykota giderek tüm toplumu cezalandırmaya kalkıp mağdur etmenin de, pek doğru olduğu kanısında değilim.Türkiye’nin dört yanından, bazı tıp merkezlerine muayene ya da ameliyat için randevu alarak buralara taşınan hastalar var.Alanya’dan da, Antalya’ya Akdeniz Üniversitesine randevu alarak giden hastalar da, bu eylem yüzünden geriye dönmek zorunda kaldıklarını düşünürsek, bu da vatandaşa eziyetten başka bir şey değil!.Bir rezilin rezilliği yüzünden, bütün bir toplumun cezalandırılmaya kalkılması düşündürücü!