MARDİN'DE, Hakkari'de, Şırnak'ta ve dahi ülkenin pek çok Doğu ve Güneydoğu Anadolu kentinde 7 Haziran'dan sonra aniden geri başlayan terör saldırılarında çok sayıda polis memurumuz ve askerimiz şehit olup yaralanırken......
MARDİN'DE,
Hakkari'de, Şırnak'ta ve dahi ülkenin pek çok Doğu ve Güneydoğu Anadolu kentinde 7 Haziran'dan sonra aniden geri başlayan terör saldırılarında çok sayıda polis memurumuz ve askerimiz şehit olup yaralanırken...
Elbette bu duruma "haklı olarak" kayıtsız kalamayan...
"Burası Alanya, nasıl olsa terör saldırısı yok. Bize ne Doğu'da, Güneydoğu Anadolu'da yaşananlardan" demeyen...
Ve tepkilerini kâh sokağa dökülüp slogan atarak, kâh işyerine ve aracına Türk Bayrağı asarak, kâh sosyal medyadan bu işin sorumlusu olduğunu düşündüğü kesimlere veryansın ederek gösteren öfkeli kalabalık...
Neyse, fazla uzatmaya gerek yok, Alanya'da yaşanan olaylar malum.
Diyeceğim şu ki...
Mülki idarenin izni doğrultusunda toplanmaya, önceden kararlaştırılmış belli bir noktadan başka bir noktaya yürümeye, kişi ve kurumları rencide etmeden sloganlar atmaya ve tepkiyi bu yolla göstermeye eyvallah.
Ama taşkınlık yaparak işyeri yakıp yıkmaya, hele de günlerdir izin yapmayan, çorunun çocuğunun yüzüne hasret kalan, saldırılarda meslektaşlarının şehit olmasından dolayı zaten morali sıfır olan polisimizi de zor durumda bırakmaya kimsenin hakkının olmadığını düşünüyorum.
Son bir aydır sosyal medyada her Pazar neredeyse bir rutin haline gelen "Bu Pazar yürüyelim" türü duyurular artık ekmeğini turizmden kazanan simitçisinden beş yıldızlı otel sahibine kadar herkesin yüzünü ekşitmeye, yürümek isteyen kişi ya da grupların önceleri haklı gibi görülüp destek verilen eylemlerine yönelik tepki toplamaya başladı, benden söylemesi.
Hele de Alanya Belediye Başkanı Adem Murat Yücel'in öncülüğünde tüm siyasi parti temsilcilerinin, turizmcilerin ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin "Alanya'da olay istemiyoruz" çıkışlarına rağmen, "Evimde dükkanımda oturmaktan canım sıkıldı, gelin bu Pazar yürüyelim" türü çağırılar, davetler ve duyurular artık toplumdan destek görmüyor, aksine, "turizme balta vurmaya başladığı için" duyanın yüzünde ekşimsi bir ifade bırakıp tepki topluyor, benden uyarması...
***
UZAYAN KOL BİZDEN OLSUN
2002'den beri, "Genel Başkan Yardımcılığı" gibi AKP'nin çeşitli kademelerinde üst düzey görevler üstlenen, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Başkanlığı'nın yanı sıra Avrupa Birliği ve Dışişleri Bakanlığı görevlerinde bulunan Alanyalı Mevlüt Çavuşoğlu, geçtiğimiz Cumartesi yapılan 5. Olağan Büyük Kongresi'nde "AKP'nin Beyin Takımı" olarak adlandırılan Merkez Karar Yönetim Kurulu'na...
Alanyalı Hakim Övünç Özkan ise daha önce ne bakan ne de milletvekili olmamasına rağmen Merkez Disiplin Kurulu üyeliğine seçilirken...
Alanya'nın yetiştirdiği önemli isimlerden biri olan ve yıllardır TİKA'da görev yapan Ömer Kocaman ise Türkçe Konuşan Devlet Başkanları İşbirliği Konseyi'ne Genel Sekreter Yardımcısı olarak atandı...
Elbette gerek Özkan'ın gerekse Kocaman'ın böylesine önemli görevlere getirilmelerinin başlıca mimarı, pırlanta gibi bu iki Alanyalı gencin siyaseten önünü açmak isteyen Mevlüt Çavuşoğlu'dur.
Anne tarafından Alanyalı olan ve neredeyse 40 yıldır aktif siyaset yapan Bülent Arınç'ın "Siyasete tamamen nokta koydum" dediği gün Alanyalı üç ismin böylesine önemli görevlere getirilmeleri de kaderin cilvesi olsa gerek.
Uzun lafın kısası...
Hem Mevlüt Çavuşoğlu'nu, hem Övünç Özkan'ı, hem de Ömer Kocaman'ı üstlendikleri yeni görevler nedeniyle tebrik ediyor, bunun hem kendilerine hem de Alanya'ya hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.
Atalarımız boşuna dememiş.
Uzayan kol bizden olsun...