Yaklaşık 200 kişinin yaşadığı bu yerleşim yerinden geçen akarsu, Roma döneminden beri altın arayıcılarının uğrak noktası. Bugün ise hem jeologların hem de macera meraklısı turistlerin dikkatini çekiyor.

Denizin rengi kahverengiye döndü
Denizin rengi kahverengiye döndü
İçeriği Görüntüle

MİLYONLARCA YILLIK JEOLOJİK SÜREÇ

Uzmanlara göre bölgedeki altının kaynağı milyonlarca yıl öncesine uzanıyor. Kuvars açısından zengin kayaçların, eski volkanik hareketler sonucu çatlamasıyla oluşan ince altın damarları zamanla erozyonla parçalandı. Bu parçacıklar nehir yatağına taşındı ve akarsu boyunca yayıldı.

Altın burada büyük külçeler halinde değil; genellikle kum ve çakıl arasında ince taneler şeklinde bulunuyor. Geleneksel “altın yıkama” yöntemiyle, geniş ve sığ kaplarda kum elenerek ayrıştırılıyor.


ROMA İMPARATORLUĞU’NDAN BUGÜNE

Bölgedeki altın varlığı yeni değil. Tarihsel kayıtlar, M.S. 1. yüzyılda Roma madencilerinin bu sularda altın çıkardığını gösteriyor. O dönem çıkarılan altınların imparatorluk projelerinde kullanıldığı biliniyor.

Bugün köy halkı, bu mirası hem kültürel hem turistik bir değer olarak yaşatıyor. Altın arama geleneği kontrollü ve küçük ölçekli şekilde sürdürülüyor.


KOVAYLA ALTIN ARAYIŞI

Jeologların tahminlerine göre nehir yatağında hâlâ ciddi miktarda altın bulunma ihtimali var. Ancak bu altın endüstriyel madencilik için değil, daha çok küçük çaplı aramalar için uygun.

Köylüler ve ziyaretçiler, nehir kıyısında saatlerce sabırla kum eleyerek küçük altın taneleri bulmaya çalışıyor. Çoğu zaman bulunan miktar sembolik olsa da, deneyimin kendisi ilgi görüyor.


ALTIN YIKAMA ŞAMPİYONASI

Nalvegas, bu doğal zenginliği turizme dönüştürmüş durumda. Her yıl ağustos ayında düzenlenen Ulusal Altın Yıkama Şampiyonası, dünyanın farklı ülkelerinden katılımcıları bir araya getiriyor.

Yarışmacılar, belirli süre içinde kumdan en fazla altın tanesini ayıklamaya çalışıyor. Etkinlik, Asturias’ın doğasıyla birleşince hem spor hem kültür hem de turizm etkinliğine dönüşüyor.

Kaynak: Mazlume Göktaş