Her gün yeni bir kötü ve bir o kadar da aşağılayıcı, kabul edilmesi asla mümkün olmayan gelişmelere şahit oluyoruz. Acaba önümüzdeki günlerde neler neler göreceğiz? Beyler işinize gelmeyince yayın yasağı koyuyorsunuz. Acaba bu yasaklarınız...
Her gün yeni bir kötü ve bir o kadar da aşağılayıcı, kabul edilmesi asla mümkün olmayan gelişmelere şahit oluyoruz. Acaba önümüzdeki günlerde neler neler göreceğiz? Beyler işinize gelmeyince yayın yasağı koyuyorsunuz. Acaba bu yasaklarınız gerçekleri değiştiriyor mu? Nereye kadar elinizdeki medya gücü ile vatandaşları dolayısı ile bizleri kandırmayı sürdürebileceksiniz? Artık vatandaşlar bu yalanlara, bu palavralara kanmıyor. Zira bir şekilde haberdar oluyor. Çünkü siz istediğiniz kadar bir şey yokmuş gibi davranın ama gerçek öyle değil. Kimlerle neler yaptığınızdan vatandaş haberdar. Ey okuyucu, hangi birini anlatayım, hangi birini yazayım. Ateş bacayı sarmış, ortada ceset duruyor, sadece defin işlemi kalmış. Malum ağızlar masal anlatmaya devam ediyorlar. Ne demek yolları günlerce kapatmak? Ne demek çocukların dağlara kaldırılması? Ne demek bayrağın indirilmesi? Daha neler neler. Yol kapatılıyor, devletin valisi bölücü partinin il yöneticilerinden medet umuyor. Çocuklar dağa kaldırılıyor, Başbakan acziyetini gösterircesine, malum çevreye “Gidin getirin, yoksa B planımızı uygularız” diyor. Eşbaşkan cevap veriyor: “Senin olsa olsa Ğ planın olur!”İnanın bu ülkenin başbakanına bu şekilde hitap edilmesini kabullenemiyorum.Bayrak indiriliyor. Asıl suçlular değil de başkaları suçlanıyor. Hatta Başbakan her zaman yaptıkları gibi yine muhalefeti suçladı. Oysa bu bir acizliğin ifadesidir. Asıl bu günlere acaba nasıl gelindi diye sorulması gerekmez mi? Acaba bu küstahlar bu cüreti nereden alıyorlar diye sormak gerekmez mi? Acaba bizim bugüne kadar verdiğimiz taviz üstüne tavizlerin hiç mi payı olmadı diye sormak gerekmez mi? Bu ve benzeri soruları sormak ve özeleştiri yapmak için her şeyden önce devlet adamlığı vasıflarını taşımak gerekir. Hani “Bölgede söz dinleyen değil artık sözü dinlenen bir ülke konumundaydık”, hani bizim başbakanımız “Dünya lideri” idi. Hani komşularımızla “Sıfır sorun” yaşayacaktık. Yıllarca bu içi boş sözlerle avutulmadık mı? Kısacası içerde ve dışarıda her alanda maalesef gelinen nokta hiç de iyi değildir. Çözümü ise derhal bu yanlışlardan U dönüşü yapmaktır. Yanlışta ısrar etmenin bir anlamı yoktur. Eğer ısrar edilirse başta ısrar edenler olmak üzere hepimizin başı ağrır.