TÜRK futbol tarihine EURO 2016'yı nasıl yazarız bilmiyorum! Bunun bir spor olduğunu, Vatan, Millet, Sakarya söylemleriyle ve dualarla başarı kazanılamayacağını bir türlü kabullenemiyoruz. Başarı sonrasında yeri göğü inletmenin, başarısız...

TÜRK

futbol tarihine EURO 2016’yı nasıl yazarız bilmiyorum!
Bunun bir spor olduğunu, Vatan, Millet, Sakarya söylemleriyle ve dualarla başarı kazanılamayacağını bir türlü kabullenemiyoruz.
Başarı sonrasında yeri göğü inletmenin, başarısız olunduğunda da karalar bağlamanın, onu bunu yerin dibine batırmanın alemi yok.
Her alanda herkesi ve her şeyi eleştirmeyi anlayışla karşılamak mümkün ama hakaret etmenin mantığını anlamak mümkün değil.
Artık spor ve de futbol da bilimsel bir çizgiye oturdu.
Evvelden yüksek atlamada iki metreyi aşanlar rekor kırarlardı.
Bugün iki otuz beşlerden atlanıyor.
İki metreyi aşan kadın atletler var!
Bizde hiçbir spor dalında doğru dürüst bir altyapı yok.
Bugünün eğiticileri bile, eski usul alaylı olarak başarı kazanmış ama yeterince şöhret olamamış sporculardan oluşuyor.
Biz, başarısızlıkları, hezimetleri ve rezillikleri çabuk unutur, üzerine beton döküp, sünger çekerken, en küçük başarıyı ya da kimi tesadüfleri de göklere çıkartmakta üzerimize yok.
Aslında bu alışkanlığımız salt futbolla da ilgili değil.
Her alanda, özellikle de tarihteki başarılarla, tarihi kahramanlarla övünürken, başarısızlıkları, yenilgileri hiç dikkate almıyoruz.
Her alanda bir tabu yaratıyor, sonrada ona tapınmaya başlıyoruz.
Ümmetçi geleneğimizden bir türlü kurtulamadık.
Siyasi arenadaki tabudan ya da tabulardan bahsetmezsek, futbolda tabumuz Fatih Terim.
Terim, kabadayı tavrıyla öne çıkmış, herkesin korkup ürktüğü bir fenomen olarak imparator haline getirildi.
Futbolcular, hakemler, yöneticiler hatta federasyon başkanları ve üyeleriyle kimi yazarçizer bile Terim’den korkuyor.
Her şeye rağmen Terim’in, belli başarılara imza attığını kimse inkar edemez ama bu kadar dalkavuğun, şakşakçının içinde, insanın kendini bilmesi, egosunu törpüleyebilmesi mümkün mü?
Bu tür isimler ister istemez ego patlaması içinde, bir sürü yanlışlıklara da imza atabiliyorlar!
Terim’e dönük ciddi bir eleştiride bulunulamaması ilginç!
Muhabirler soru sorarken bile korka korka, dikkatlice sorularını soruyorlar.
TFF’nin başına, BJK’yi iflasın eşiğine getiren Yıldırım Demirören getirilirken, Türkiye Futbol Direktörlüğüne de Fatih Terim getirildi.
Cumhurbaşkanımız bu iki otoriteyi de çok seviyor!
TRT’nin yayınlarında yer alan yazarçizerler ve yorumcular bu yüzden olacak, bu iki ismi eleştirmekten özellikle kaçınıyorlar.
Fatih Terim ismi iki stadyuma verilirken, Milli takımı dünya üçüncüsü yapan Şenol Güneş’i bırakın övüp desteklemeyi, sürekli eleştiren bir kesim var.
EURO 2016'nın teknik direktörlerin yarıştığı bir turnuva olacağından söz edilmişti.
Öyle de oluyor.
Ama bizim teknik direktör iki mağlubiyet sonrasında suçu ona buna atıp durdu.
Başarısızlığın faturası futbolculara kesilmek üzereyken Çek Cumhuriyeti galibiyetiyle her şey unutuldu, yeniden umut çubuğuna sarıldığımız bir sırada İtalya yedeklerle sahaya çıkıp Kuzey İrlanda’ya yenilince bütün umutlarımız suya düştü.
Fatih Terim, Çekler karşısındaki mücadeleci oyun sonrasında, samimi olmasa da imalı bir dille "Demek ki ben yanılmışım" diyerek ilk iki karşılaşmadaki kadro yapısında hata yaptığını kabul etmiş oldu.
– DEVAM EDECEK -