'Bile bile lades” oynamaya, daha doğrusu kendimizi aldatmaya meraklıyız. Bu, siyasette, dış politika alanında ve terör konusunda tehlikeli bir oyun… Ölümcül olabilir! Son günlerdeki olaylara gelişmelere bakalım: Öncelikle, PKK ve bölücülerin...

“Bile bile lades” oynamaya, daha doğrusu kendimizi aldatmaya meraklıyız. Bu, siyasette, dış politika alanında ve terör konusunda tehlikeli bir oyun… Ölümcül olabilir!
Son günlerdeki olaylara gelişmelere bakalım: Öncelikle, PKK ve bölücülerin amaçlarının Türkiye'yi bölüp, Kürdistan'ı kurmak istediklerini biliyoruz. Bilmiyorsak ve bu sorunun hâlâ eşkıya ile müzakereler-pazarlıklar yaparak çözüleceğine inanıyorsak, havanda su dövüyorsak, açıkçası “ahmakız” ve bu gafletimiz eşkıyaya cesaret ve güç veriyor.
***
ABD ile, Cumhurbaşkanlarımızın, Başbakanlarımızın, Beyaz Saray’da Oval Ofis'te ayak ayak üstüne atarak sohbet etmelerinden çıkarlarımız yararına olumlu sonuç çıkacağına inanıyorsak da gafiliz. Bu kaçıncı görüşme ve kaçıncı “vaatler”, kaçıncı “Terörle ortak mücadele” sözü? Beyaz Saray'a kaç başkan geldi, geçti; Nixon, Clinton, Bush ve şimdi de Obama... Netice: Sıfıra sıfır, elde bir dahi yok! Sözde, “Teröre karşı işbirliği” var, kara harekatı yine yok! Başka bahara kaldı… Teröre karşı kullanılacak “Predatör"lerin verilmesi düşünülecek ama Senato engeli varmış. Ancak bizim hükümet, ABD taleplerini mesela "Füze Kalkanı" talebini, fazla düşünmez, ”Emriniz olur” der, TBMM engeli de yok!
Velhasıl neticenin neticesi: "968 şehit” ve “arkası yarın“!
***
Bu “bile bile lades" oyununda asıl kandırılan Türkiye… ”Bilen” de ABD. Kısacası onlar çıkarlarını biliyorlar ve ona göre oynuyorlar. Türkiye, daha doğrusu AKP iktidarı ise herkesi kör, alemi sersem sanıyor.
***
Ve Avrupa Birliği konusu: Yıllardır bu umuda takılıp kaldık. Aslında, yerimiz tarih ve coğrafya gerçekleri açısından Avrupa Birliği'ne tam üyelik ama hâlâ anlamadık: Bizimle bile bile lades oynuyorlar ve kandırılıyoruz. Avrupalılar, Türkiye'yi asla tam üye yapmayacaklar. Çıkarlarına, inançlarına ve “demografik” dengelerine aykırı; Avrupa'daki milyonlara varan Türk, post-modern ezeli “Türk tehlikesi”!.. Kısacası tam eşit haklı üye Türkiye'yi sindiremezler! Ancak ticari-sanayi, hesapları var. Kendi kriterlerine uyduracakları TSK’ni de Avrupa güvenliği kapsamında "Lejyoner" olarak kullanmak isterler.
Bunları anlamamak, görmemek, Avrupa Birliği “komiserlerinin” Kıbrıs'taki oyunlarını, terörle mücadele konusunda dayattıklarıyla mücadeleyi nasıl zaafa uğrattıkları ve Güneydoğu'daki amaçlarını, bölücülerle sıkı fıkı olduklarını ve sözde “Eyalet”, aslında “Demokratik Özerklik”, sonra da “Büyük Kürdistan”ın alt yapısına fonlar sağlamalarını görmezlikten gelmek en azından “Bile bile lades”! Fakat sonunda “gaflet”!
Ne var ki Türkiye'yi böyle oyalayarak "imtiyazlı ortaklığa” razı edecekler neredeyse... Bakın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu anlamda bazı şeyler söylemiş. Sonra yalanladı ama izleri kaldı.
***
Bu oyunlar sonrasında AB Fahri Komiserlerinden Hasan Cemal'i de galiba hidayete ermiş; "Avrupa Birliği Türkiye'ye dürüst davranıyor mu?” diye soruyor. Alman Başbakanı Merkel, “Gül’e bazı satır başlarıyla “dürüst” davrandığını ifade etmiş ama netice: Tam ortaklıktan ne haber?
Bu oyunda biz alemi kör, sersem kendimizi çok bilmiş farz edersek böyle sürüp gider! “Oyun” olsa neyse ama “oyun" değil. Başkaları, "Lades” deyip hep kazanıyorlar.
Atatürk’ün sözlerini hatırlatalım…
Eğer Atatürk'ü ve ilkelerini hâlâ hatırlayacaklar varsa: “Yabancıların plan ve projelerine göre kalkınmış hangi bağımsız ülke vardır?"