ANKARA, Rakka yollarına düşmeye çok istekli. Üstelik sömürgecilere karşı ülkemizi
ANKARA
, Rakka yollarına düşmeye çok istekli.
Üstelik sömürgecilere karşı ülkemizi "onu alma beni al" diye ağlayan basit kızların durumuna düşmekten de çekinmiyor, kendisini terör örgütüyle aynı seviyeye getiriyor.
Sömürgeciler -kendilerinin gayrı meşru çocuğu olan- IŞİD bahanesiyle yaşadığımız coğrafyaya yeni bir nizam veriyorlar.
"Senin ülkeni böleceğiz, şurada yeni bir devlet kuracağız" demiyorlar ama bunun hepsini yapıyorlar.
Irak'ta ve Suriye'de yapılanlar işte budur, sizin hiçbir gerekçenizi kabul etmeyecekler, çünkü amaçları başka.
Oyun perde perde oynanır, bu perdenin ardından başka perdeler de olacak ve o perdede sıra size de gelecek.
Ankara güvenli bölge için açtığı alanın ardından asla Rakka yollarına yönelmemeli, ulusal çıkarımıza olmayan ve ülkemiz için bir güvenlik sorunu da yaratacak hiçbir plan söz konusu edilmemeli.
Buna karşın, Afrin mikrobunu yok etmek zorundayız.
Ankara, Rakka'da yapılacak operasyonda terör örgütünün yerini almak için çaba sarf etmemelidir.
Bir yandan bunu elde edemeyeceği açıktır ama daha da önemlisi, Mehmetçik, Rakka'da niçin kan verecektir?
Mehmetçik kanı sömürgecilerin uğruna dökülecek bir kan değildir. Bunu asla kabul etmeyiz!
Rakka'nın, operasyon sonrasında terör örgütüne teslim edilmesini önlemek amacı güdülüyorsa, bunun yapılacağı yer Rakka değil, Musul'dur.
Bikoş Musul çıkla Türk'lerin yaşadığı, tarihi haklarımız olan bir şehir değil, aynı zamanda ulusal çıkarlarımızın da olduğu bir bölgedir.
Ankara bunu bilir, yine de neden ısrar eder dersiniz?
Türkiye Cumhuriyeti ile barışık olmayan, "Sistem düşman üretiyordu, düşman üretme üzerine kuruluydu. Vatandaşı kendine düşman ediyordu" diye düşünen biri için ülkemizin ve devletimizin başının yeni belalara uğramasının önemi yoktur.
Türkiye'de "Türk yoktur" diyenler için, "Türk olmaktan kurtulduk" diyerek etekleri zil çalanlara, anayasadan "Türk Milleti" adını çıkarmak için çabalayanlara Türkiye Cumhuriyeti'nin yeni dertlere gark olunmasının bir sakıncası yoktur.
"Gençler, sizlerden rica ediyorum, gidin Trabzonlu Ali Şükrü Bey'in hayatını okuyun. On yıllar boyunca bu millete dayatılan kelimelerin, kavramların, yaşam tarzlarının ne kadar suni, ne kadar yapay, ne kadar yeni, ve ne kadar anlamsız olduğunu göreceksiniz" diyerek, Türkiye Cumhuriyeti'ne yeni düşmanlıklar üreten biri için, "Ulus devletle hesaplaşma" peşinde koşanlar için devletimizin başına yeni dertler açılmasının da bir sakıncası yoktur.
"Keşke Yunan galip gelseydi!" diye ağlayan birini şehir şehir dolaştırıp gencecik Türk çocuklarını atalarına karşı düşmanca duygularla dolduranlar için milli egemenliğimizin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin bir değeri yoktur.
"Demokrasiye inanmıyorum. demokrasinin halkın egemenliği temeline dayanan bir yönetim biçimi olduğuna inanmıyorum. Meclisin duvarında, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" yazan bu milletin bir ferdi olarak egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olması gerektiğine de, olduğuna da, olabileceğine de inanmıyorum" diye düşünen mankurt kafaları için milletimizin egemenliğinin de, egemenliğin değerinin de bir anlamı yok demektir.
Türk egemenliğinin bir anlamı yoksa, Türkiye Cumhuriyeti'nin de sahiplenilecek bir değeri olmayacaktır.
Devletimizin yasal düzenini değiştirmek istiyor ama yasal yollardan bir türlü sonuç alamıyorsanız, işte o zaman böyle, sonu asla görünmeyen ve "Acaba benim için uygun şartlar oluşabilir mi?" beklentisiyle maceraya atabilir, ülkemizi başkalarının elinde kullanılacak bir araç olması için yalvarırsınız.
Buna karşın, Türkiye'nin Rakka Operasyonu'na katılmasını Ankara'nın isteği değil, Türkiye'nin operasyon sonunda alacağı durumun batının çıkarına olacağı beklentisi sağlayacaktır.
Avrupa için Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir üniter devlet olması yanlıştır.
Türkiye üniter devlet olayından vazgeçmeli!
ABD için de durum şöyledir: "Atatürk'ten vazgeçin. Yeniden İslami Osmanlıcı köklere dönün. Laiklikten ve Atatürk'ten vazgeçin."
Onun için sömürgeciler, AKP, CHP ve HDP'den milletvekillerinin bir arada olduğu cumhuriyetimiz karşıtı kuruluşlara -Türk milli egemenliğine karşı kullanılmak üzere- fonlarından paralar akıtırlar.
Batı'nın istediği, yok olmuş bir Türkiye'dir, ama bunu o kadar açık söylemezler.
Fakat size dostça akıl ihsan ediyorlarmış gibi bunları dile getirebilirler.
Rakka Operasyonu'na katılan bir Türkiye'de istikrarsızlığın artacağı kesindir, bunun bir kaos seviyesine gelmesi ise bizim için bir felaket olurken, Batı için mükemmel bir sonuç sayılacaktır.
Batı'nın ülkemize Rakka Operasyonu'na katılma izni de işte bu beklentiyle olabilecektir.
Ülkesini ve vatanını seven her Türk çocuğu nerede durduğunu bir kere daha sorgulamalıdır.
Türk varlığı içeriden ve dışarıdan bir ahtapot sarmalı ile karşı karşıyadır.
Ya vatanseversiniz ya da sömürgecilerin bir maşası, seçim sizin.
Asla çaresiz değilsiniz, aksine çare sizsiniz.
Türkiye'mizi yeniden inşa edilmek zorunda kalınan bir ülke ve bir devlet durumuna düşürecek hiçbir oyuna izin verilmemeli, hiçbir operasyon kabul edilmemelidir.
Cumhuriyetimizin 93. yılında, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceğinden emin, gönlü rahat ve huzurlu değiliz.
Biliyoruz ki, hırsız evden olunca öküz bacadan çıkar.