Aleksitimi, his ve duyguların sözle anlatılamaması, hislerin anlatımı için kelime bulunamaması şeklinde tanımlanabilir. Aleksitimi hastaları duygularını belirlemede, tanımlama ve adlandırmada büyük güçlükler yaşamaktadırlar. Bireyler,...

Aleksitimi, his ve duyguların sözle anlatılamaması, hislerin anlatımı için kelime bulunamaması şeklinde tanımlanabilir. Aleksitimi hastaları duygularını belirlemede, tanımlama ve adlandırmada büyük güçlükler yaşamaktadırlar. Bireyler, kendi pisişik gerçeklikleri ile olabildiğine az temas ederek, optimum düzeyde sosyal bir rahatlık elde ederler. Aleksitimi özellikleri yalnızca klasik psikosomatik bozukluklarda değil, diğer şiddetli ve kronik rahatsızlığı olan hastalarda da görülmektedir. Aleksitimi, madde kullanım bozuklukları, post travmatik stres bozukluğu, somatoform bozukluk, anksiyete bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk ve depresyon gibi psikiyatrik bozukluklarda da görülebilmektedir. Aleksitimi kavramı temel olarak üç kişilik özelliğini kapsamaktadır:
1. Duyguları tanıma, anlama, tanımlamada yaşanan zorluklar.
2. Düşlem (Fantasy) yaşamında zayıflık
3. Somut, bilinç dışı düşlemlerden kopuk düşünce tarzı(operational thinking)
Aleksitimi birçok kökene sahip olan bir davranış özelliğidir. Şiddetli baş ağrısı olan bir kişi düşünelim. Bu kişi, duygusal problemlerini ifade etmek yerine doktoruna bedensel yakınmalarla gelebilir. Yaşadığı emosyonel durumu ifade edebilecek gücü kendisinde bulamayabilir. Hislerini anlatabilecek kelime bulamayabilir. İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Nöroloji Polikliniği'ne yapısal nedenlere bağlı olmayan baş ağrısı yakınması ile başvuran hastalarda yüzde 50,4 oranında aleksitimik kişilik özelliğine rastlanılmıştır. Çok ilginçtir ki bireyler, yaşadıkları sorunu kesinlikle strese bağlayıp, psikolojik kökenli görmezler.
Bu konuda psikiyatristlerle, psikologlarla, nörologlarla ve hemşirelerle ciddi münakaşalara girebilirler.

DEPRESYON VE SOMATİZASYON
Somatizasyon ile depresyon arasındaki ilişkiye bakacak olursak, depresif hastalarda, depresif olmayan kişilere göre daha fazla bedensel belirtiye rastlanmaktadır. Somatizasyonun görüldüğü hastalar, fiziksel hastalığı olan bireylere göre daha depresif ve mutsuzdurlar. Ancak yıllardır yapılan araştırmalar, depresif belirtiler ile bedensel yakınmalar arasında pozitif yönde bir ilişki olduğunu kanıtlar niteliktedir. Somatoform bozukluk ve depresyonun bir arada bulunması, iç duyguların farkına varılmasını azaltmaktadır. Bu nedenle de bireyler duygularını bir başka insana rahatlıkla ifade edememektedirler. Hastalarda sürekli olarak bir utanma, sıkılma, bunalma hali görülmektedir. Fiziksel olarak kendilerini sürekli halsiz, güçsüz hissetmektedirler. Bu durumun kesinlikle psikolojik içerikli olmadığını savunurlar. Yaşadıkları durumun depresyon olduğunu bir türlü kabul etmek istemezler ve davranış, davranımlarını ona göre şekillendirirler.

TEDAVİ SÜRECİ
Somatizasyon bozukluğu için kesin bir tedavi şekli olmamasına karşın; hastanın şikayetlerinin olabildiğine dikkatli ve ayrıntılı bir biçimde ele alınması değerlendirme sürecinin en temel ve en mühim koşuludur. Yapılan çalışmalar tedavi ile ilgili üç hedef ortaya koymaktadır:
1. Hastayla sıkı bir terapötik ortaklık kurulmalıdır.
2. Hastayı somatizasyon bozukluğunun özellikleri ile ilgili olarak eğitmek gereklidir.
3. Hastaya tutarlı güvenceler sağlamak oldukça mühimdir. Somatizasyon bozukluğu olan hastalar sıklıkla hekimin yeterli bir değerlendirme yapmadığı konusunda kaygılıdır. Bu nedenle farklı bir hekimden yardım isteyebilirler. Hastaya yakınmalarını açık bir dille ifade etmeli, fiziksel hiçbir sebep olmadığı, tüm yakınmaların 'stres' ile bağlantılı olabileceği ifade edilmelidir. Davranış ve davranımlarını tuhaf bularak, ayıplamak doğru bir yaklaşım olmayacaktır.