DOĞU ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde polisimizi şehit ederler, cenazeleri Alanya'ya gelir, yüzlerce kişi sokaklara dökülür,
DOĞU
ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde polisimizi şehit ederler, cenazeleri Alanya'ya gelir, yüzlerce kişi sokaklara dökülür, "tabela" ister, "Devlet nerede?" diye bağırır, kendilerine yürüyüş yapmaları, slogan atmaları ve bildiri okumaları için gösterilen alanın dışına çıkıp taşkınlık yapınca da, şehrin asayişini sağlamakla yükümlü "polis" girer devreye, biber gazı sıkar, tazyikli su sıkar.
Sonuç?
Adı, "Zalim polis, orantısız şiddet kullandı" olur.
Bu devlet için "şehit" olan da odur...
Şehit meslektaşlarını ananlar taşkınlık yapınca müdahale edip "zalim" diye suçlanan da o...
Ankara'da canlı bomba patlar, hayatını kaybedenlerin cenazeleri Alanya'ya getirilir, "Aman terör örgütü sloganı atılmasın, tabutların üzerine paçavra serilmesin", "Alanya yine bu tür olaylarla ulusal basının manşetine çıkmasın" diye gece yarısı nöbette olan da polistir, çorunun çocuğunun yüzüne hasret 3 aydır izin kullanmayan da...
Hatta...
Adliye Sarayı önünde "izinsiz" gösteri yapıp bildiri okuyan avukatlara "Gidin, açıklamanızı az ötede yapın" diye kibarca uyarınca olmaz küfrü yiyen de polistir, hakareti işiten de.
Dün "aşırı dindar, sisteme zarar verir" diye oradan oraya sürülen de polisti, bugün "fethullahçı" yaftasıyla şehirlerden şehirlere gönderilen de.
Devlet Baba'nın eli kolu bağlı, dilsiz ve öksüz çocuğudur polis.
"Ben basın mensubuyum, istediğimi yazar çizerim" diyen gazetecinin her istediğini söyleyebildiği...
"Ben avukatım, istediğim kişiyi kınarım, üstelik bunu dilediğim yerde yaparım" deyip "izinsiz" gösteri yapılabilen bir şehirde, aslında "zalim" gibi gösterilen ama en "mağdur" mesleğin temsilcisidir, polisler.
Bakkalından simitçisine, beş yıldızlı otelcisinden o otelde çalışan en vasıfsız komisine kadar, bugün bu memlekette yaşayan, hangi gelir seviyesinde ve hangi sosyal statüde olursa olsun, canı isteyen herkes bir sıkıntısı var ise gider şehrin amirine memuruna anlatır, hiç olmadı çalar bir gazetenin kapısını, söyler şikayetini ve sitemini, derdine derman arar.
Ama bu memlekette, meşhur "
657
" ile eli kolu bağlanan, yaşadığı olaylar yüzünden avazı çıktığı kadar çığlık atması gerekirken ağzı gözü görünmez bantlarla kapatılan da polisten başkası değildir.
Misal, polis yakalar suçluyu, ifadesini alır, takar kelepçeyi, götürür adliyeye.
Suçlu serbest kalırsa, adı "Polis neden bırakıyor bunları kardeşim?" olur.
Göz önünde hep o vardır çünkü.
Aslında "Biber gazını boca edin milletin üzerine" diyenin bürokrasi olduğunu, "Verin tazyikli suyu, dağıtın meydanı" emrini veren en üstte başkaları olduğunu bilmez kimse.
Bu yüzden "zalim" olan, öyle gösterilmeye çalışılan her daim "polis"tir. Herkes bilir ama bilmezden gelir, Devlet Baba'da emirin demiri kestiği gerçeğini...
"Beş parmağın beşi de bir değildir" elbet ama "adı çıkmış 9'a, inmez 8'e"nin vücut bulmuş halidir, sizin anlayacağınız.
Bu yüzden...
Sizlerden ricam...
Paçavralı cenazelere gittiğiniz ortaya çıkınca tepki görüp topu polise atmaktan...
Adliye önünde gösteri yapma izniniz olmadığı halde varmış gibi davranıp polisi "kamusal düzeni tesis" görevini yapmaktan alıkoymaktan...
Hem size gösterilen alanlar dışına çıkıp hem de kamu düzenini bozacak eylemlere imza attıktan sonra "Polis neden böyle sert davranıyor" demekten...
Acilen vazgeçelim...
Polis de bizim, devlet de.
Alanya'nın bir turizm kenti olduğunu aklımızdan çıkarmadan hak hukuk ararsak, inanın ne sizler, ne de gece gündüz, üstelik aylardır izin kullanmaksızın cansiperane çalışan polisimiz zerre zarar görmez.
***
KARPUZ DİLİMİ!
ALANYA Ticaret ve Sanayi Odası (ALTSO) Başkanı Mehmet Şahin ve yönetimi yine Alanya'nın hayrına olacak dev bir projeye imza atıyor.
AKP Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Çavuşoğlu'nun büyük gayretleri sonucu vücut bulan Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) ile ALTSO, işbirliği yaptı ve "Turizm Meslek Yüksekokulu" binası yapmak için protokol metni imzaladı.
ALTSO bütçesine, yani üyelerden alınan cüzi aidatlara dokunulmadan, tamamen hayırseverlerin ve işadamlarının desteğiyle yapılacak bu okul, Alanya için çok önemli.
Neden mi?
Çünkü Alanya'daki turistik tesislere "ara eleman" yetiştirecek.
Başta Alanya olmak üzere turizm bölgelerindeki tesislerin en büyük derdi olan kalifiye eleman sıkıntısı, bu ve benzer okullarda eğitim verilecek öğrencilerle aşılacak.
Bu yüzden, ALTSO'nun gündeme getirdiği, eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun tam destek verdiği okul, bittiği anda vereceği mezunlarla yaraya merhem olacak nitelikte.
Kendi ailemden biliyorum, Alanya'da yaşayanların, daha doğrusu bu satırları okuyan sade vatandaşların büyük çoğunluğu şehirdeki otellerde konaklamadıkları veya barınma gibi başka bir hizmet almadıkları için otellerin iç yapısını, verilen hizmetin kaliteli olup olmadığını pek bilmezler.
Ben işim gereği sık sık çeşitli otellerin lobisini, resepsiyonunu, havuz başı ve restoranını ziyaret ettiğimden, hatta pek çok otelin sahibi, işletmecisi veya müdürüyle bu tür konularda hasbıhal ettiğimden, ne demek istediğim daha net anlaşılsın diye size ufak bir örnek vereyim.
Misal...
Daha dün, Alanya'da üç büyük otelin genel müdürlüğünü yapan (ismi bende saklı) bir arkadaşın anlattığı olay gibi.
Turizmdeki kalifiye eleman sıkıntısından laf açılınca, dedi ki...
"Geçen hafta işim gereği bir toplantı için Belek'teki ultra lüks bir otele gittim. Akşam yemek için restorana indim. Turistin biri açık büfeden tabağına aldığı karpuz dilimini yere düşürünce, bunu gören bir aşçı duruma müdahale etti, karpuzu ayağıyla sürüye sürüye bahçe kapısına kadar götürdü, tam kapıda durdurup son bir tekme atarak karpuzu gözden kaybetti."
İşte, kalite ve fiyat açısından Alanya'dan katbekat yüksek olması beklenen ve öyle bir algı yaratılan Belek'ten küçük bir örnek.
Bunun gibi daha nice sayısız olay ve örneği burada verebilir ve yazabiliriz ama buna sayfalar yeter mi, bilmem.
Bu ve benzer sebeplerle, ALTSO Turizm Meslek Yüksekokulu'nun, en az AHEP kadar, en az ALKÜ kadar Alanya için hayati önemi vardır.
Bu şehirden ekmek yiyen bir gazeteci olarak...
Başta ALTSO Başkanı Mehmet Şahin olmak üzere, ALTSO yönetimini, projeyi ücretsiz hazırlayan İç Mimar Cüneyt Darı'yı, şimdiden destek sözü veren işadamlarını ve hayırseverleri, Alanya turizminin gelişmesi adına yapacakları maddi ve manevi katkılarından ötürü canı gönülden tebrik ediyorum.