Ormanlarımız kutsal bir hayat kaynağıdır. Oksijen üreten ağaçlar dünyayı yaşanır hale getiriyor. Eskiden hastaneler hep çamlık yerde kurulurdu, geniş bahçeli, hastalar biraz iyileşince inip bahçelerde oturup, mis gibi çam ağaç kokusunu...

Ormanlarımız kutsal bir hayat kaynağıdır. Oksijen üreten ağaçlar dünyayı yaşanır hale getiriyor. Eskiden hastaneler hep çamlık yerde kurulurdu, geniş bahçeli, hastalar biraz iyileşince inip bahçelerde oturup, mis gibi çam ağaç kokusunu içine çekerdi, ciğerlerine bir canlılık gelirdi. O yıllardaki havamız da tertemizdi.
Taşıtların egzoz borusundan çıkan dumanlar kışın da kalorifer ve soba ayrıca yaz kış çalışan sanayinin dumanını eklersek nasıl bir hava soluduğumuz ortaya çıkıyor. İmdadımıza yetişen rüzgârların getirdiği saf saf orman havasıdır. Oysa biz ne yapıyoruz, dikkatsizliğimizle tarla açmak ve iyi söndürülmemiş bir ateş, zevk için kırılan bir şişe güneşle ısınınca en tehlikeli tutuşturucu ve yakıcı oluyor ve çok uzun yıllarda meydana gelen bir orman yanıp kül oluyor. İçindeki hayvanlar ve kuşlarla beraber can, mal ve sağlık kaybı, ayrıca izinsiz kaçak kesilen ağaçlar toprak kaymasına sebep oluyor. Bir çok ev çatlıyor veya yok oluyor. Allaha çok şükür orman müdürlüklerimiz var ve yoğun bir çalışma içindeler, yanan ormanlarımıza ağaç dikip yeniden hayat veriyorlar. Ağaçsız yerleri ağaçlandırıyorlar, halka bedava fidan dağıtılıyor, eğer orman dairelerimiz olmasaydı dağlarımız sarı, kara ormanlarımız ağaçsız olurdu, önüne gelen ağaç keserdi, odun yapar, ev kerestesi vs. ağaçlar sorumsuzca kesilirdi. Şimdi bu çalışmalar yine yapılıyor ama orman dairesi yardımı ve izni ile ormana zarar vermeden.
İnsanlar var olduğundan beri ağaca muhtaç. Değerli genel müdürümüz şair Kemal Göven'in yazdığı gibi beşikten mezara kadar ağaç, saygıyla anıyorum. Ormanlarımız ve ağaçlarımız şiirlerini de.
Çok güzel dile getirmişti. Görevinde de çok başarılı idi, 68 yıl geçmesine rağmen insanlığını unutmadım. Müdürümüzdü 74'ten bu yana, bana İncekum'da ara ara kalmama imkân sağlayan Sayın Milletvekilimiz Adil Aydın o zaman Alanya İşletme Müdürlüğü yapmış. Sayın müdürlerimiz Tacettin Bey, Hamza Emiral, Halil Üstüner, kamp müdürlerimiz Sayın Alâeddin Alaydın, Sayın Adnan Ayaz, Metin Tutkuner ve Murat Şengezer, her zaman müdür yardımcıları ve bölge şefleri, personelin ilgisini çok gördüm. Bilhassa İncekum çalışanlarının ilgi ve hizmetlerini ve saygılarını gördüm. Bu insanlığı uzun yıllar geçmesine rağmen unutamadım, kalbimin başköşesine altın harflerle yazdım. Hepsine saygılarımla en büyük teşekkürü borçluyum. Hepimizin ormanlarımızı korumak ve ateşimize dikkat etmek boynumuzun borcudur. Ormanlarımız olmasa, suyumuz bile olmaz. Bir yangın milyarlara mal oluyor, can ve mal kaybı ayrı, helikopter ve birçok insanın havadan karadan seferber olmasına rağmen ne çok zayiat veriliyor.
Hala ormanlarımızın varlığını durmadan ağaç diken ormancılarımıza borçluyuz, hepsi en büyük çabayı gösterdi ve gösteriyor. Şimdi de dur durak vermeden ağaç dikimine çok önem veren orman müdürümüz Sayın Cihat Yıkıcı ve personeli jet çalışma içinde, her yeri ağaçlandırıyorlar. Ayrıca halka bedava fidan veriyorlar. Yoğun ve kutsal çabalarınızdan dolayı toplumca tüm ormancılarımıza borçluyuz. Hepiniz sağ olun, var olun, bir borcumuz da biz nasıl anneannelerimizin, dedelerimizin diktiği ağaçları bulduysak, bizden sonraki kuşak da bizlerin diktiğini bulsun, onlara kupkuru bir dünya bırakmayalım.
Bu yazı yazdığım kâğıt ve her şeyde, ağaç beşiğinde ninniler dinlediğim, gölgesine yattığım salıncakta sallandığım, altına mangal yakıp et pişirip yediğim ve çok mutlu olduğum ağaç. Lütfen ağaç ekelim ve ateşimiz sönmüş mü bir daha, bir daha bakalım, bol su dökelim, hatta hiç yakmayalım.
Yemyeşil bir dünyada olmanız dileğiyle.