"BİZ
yeryüzündeki şeyleri bir zinet yaptık ki, insanları imtihan edelim. Hangisi daha güzel bir amel yapacak." Kur'an-ı Kerim/Kehf suresi/7. ayet .../...
Allah'ın (CC) sevmediği ve insanlarda olmasını arzu etmediği huylardan biri de MAL, GÜÇ ve İKTİDAR SEVGİSİDİR. Kur'an da buna ait onlarca ayet vardır. Bunlardan ikisi HUD suresindedir. Hud suresi 15 ve 16. ayetler şöyledir: "Her kim dünya hayatını ve süsünü murat ederse, biz onlara amellerini dünyada tamamen öderiz ve bu hususta kendilerine densizlik yapılmaz. Fakat onlar ahirette öyle olurlar ki kendilerine ateşten başka bir şey yoktur. Ve orada işledikleri bütün iyilikler heder olmuştur ve bütün yaptıkları boştur." Ve ayrıca Allah (CC) Kur'an-ı Kerim'in Al-i İmran suresi 14. ayetinde biz insanlara şöyle seslenmektedir: "İnsanlara kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, salma atlar ve davarlar, ekinler kabilinden şehevat (Nefsin hoşuna giden şeyler) sevgisi bezendi fakat bunlar DÜNYA HAYATININ GEÇİCİ METAINDAN İBARETTİR. Halbuki Allah'ın nimetleri öyle mi? Akıbet güzelliği ise O'nun yanındadır." Ve yüce Rabbimiz malın bir imtihan aracı olduğunu bize Enfal suresi 28. ayetinde açıkça söyler. Bu ayette bize der ki "Ve iyi bilin ki; mallarınız, evlatlarınız bir imtihan vesilesinden ibarettir. Allah yanında ise büyük mükafatlar vardır."
Derviş Yunus Emre insanlara şu satırlarla bir gerçeği anlatmaktadır. "Mal sahibi, mülk sahibi/Nerde bunun ilk sahibi." Yunus son derece haklıdır. Çünkü malın ilk sahibi de son sahibi de Allah'tır (CC). İnsanoğlu malk ve mülk ile sadece oyalanmaktadır.
Yüce Mevla insanların mal ve mülk edinmesine karşı değildir. O'nun karşı olduğu mal ve mülk edinme hastalığı ve edindiği mal ve mülkü kötü yolda harcamasıdır. Yani ne pahasına olursa olsun mal ve mülk edinmek ve bu malı, mülkü Allah (CC) yolunda salih ameller işlemek için harcamamaktır. Mal ve mülk edinmek amaç olursa insan şirke düşer. Çünkü kendisine bir put edinmiştir. Onun taptığı şey artık kazandığı maldır.
Güç ve iktidar sevgisi de tıpkı mal sevgisi gibidir. Allah yolunda ve insanlara faydalı olmak için olursa mahsuru yoktur. Ancak insanoğlu nefsini yenmekte güçlük çektiği için bunların da çok çabuk esiri olur. Kibirli hale gelir, kafir olur. Veyahut da elindeki güç ve iktidarla insanlara zulüm yapar ki, zalimler de Allah'ın yanında birer kafirdir.
Hz. Mevlana der ki; "Dünyaya aşık olan, duvardaki güneşin ışığının nereden geldiğini araştırmayıp duvara aşık olan gibidir. (Mesnevi-123)" Allah Resulü (SAV) buyururlar ki; "Her ümmetin bir fitnesi vardır, benim ümmetimin fitnesi de maldır.(Rudani-Büyük Hadis Külliyatı/7967)"
Naklederler ki; Evliya Rabia iki elini de yumruk yaparak yürümektedir. Yoldan geçen evliya Hasan-ı Basri onu bu halde görünce sorar; Ey Rabia hatun, bu ne haldir? Neden ellerini yumruk yaptın. Rabia ellerini açar, iki avucunda da birer akçe vardır. Hasan-ı Basri; onları bir araya getirip, tek elini yumruk yapsana der. Evliya Rabia ona bakar ve "İkisini bir araya getirirsem gönlüme mal sevgisi düşer diye korkuyorum" diye cevap verir. (Feridüddin Attar-Evliya Tezkireleri)