İstanbul Adalar açıklarında salı gününden bu yana devam eden sismik hareketliliğe bugün saat 11.30'da 3.1 büyüklüğünde yeni bir deprem eklendi. Yerin 11 kilometre derinliğinde meydana gelen sarsıntı, Marmara Denizi'ndeki Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın İstanbul'a yakın kesimlerinde gözlenen hareketliliği yeniden gündeme taşıdı. Beklenen olası İstanbul depremi nedeniyle uzun süredir bilim insanlarının yakın takibinde bulunan Prens Adaları Segmenti çevresinde salı gününden bu yana 70'ten fazla mikro deprem kaydedildiği bildirildi.

SİSMİK HAREKETLİLİK ÇARŞAMBA GÜNÜ İVME KAZANDI

Bölgedeki hareketliliğin özellikle çarşamba günü öğleden sonra yoğunlaştığı görüldü. Saat 16.00'dan itibaren art arda küçük sarsıntılar meydana gelirken, saat 17.43'te kaydedilen 3.2 büyüklüğündeki deprem bu süreçteki en güçlü sarsıntı olarak öne çıktı. Sığ karakteri nedeniyle söz konusu deprem İstanbul'un Anadolu Yakası kıyılarında yaşayan bazı vatandaşlar tarafından da hissedildi. Ardından gece boyunca büyüklükleri 2.0 ile 2.7 arasında değişen çok sayıda küçük deprem kaydedildi. Çarşamba akşamüstünden perşembe sabahına uzanan süreçte büyüklüğü 3.2'yi aşmayan 42 mikro deprem daha kayıtlara geçti.

MİKRO DEPREM KÜMELERİ NE ANLAMA GELİYOR?

AFAD'ın afet yönetimi terminolojisinde büyüklüğü 3 ve altında olan, çoğunlukla insanlar tarafından kolayca hissedilmeyen ancak sismik cihazlarla kaydedilebilen sarsıntılar mikrodeprem olarak tanımlanıyor. Bir bölgede kısa zaman aralığında çok sayıda küçük depremin meydana gelmesi ise sismik kümelenme olarak değerlendirilebiliyor. Bu tür hareketlilik, fay çevresindeki gerilimin ve küçük ölçekli kırılmaların incelenmesi açısından bilim insanlarına önemli veriler sağlıyor. Ancak yalnızca mikro depremlerin sayısındaki artıştan hareketle daha büyük bir depremin zamanı, büyüklüğü veya gerçekleşip gerçekleşmeyeceği konusunda kesin bir sonuç çıkarmak mümkün değil.

PRENS ADALARI SEGMENTİ NEDEN YAKINDAN İZLENİYOR?

Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun Marmara Denizi içerisindeki kolları, İstanbul ve çevresinin deprem tehlikesi bakımından Türkiye'nin en yakından araştırılan tektonik yapıları arasında bulunuyor. Prens Adaları açıklarındaki kesim de bu sistemin İstanbul'a yakın bölümlerinden biri olması nedeniyle özel önem taşıyor. Geçmiş bilimsel araştırmalarda bölgedeki mikro sismisite ayrıntılı biçimde incelenirken, fayın bazı kesimlerindeki düşük sismik hareketlilik ve gerilim birikimi üzerinde duruldu. Marmara'daki fayların tek parça halinde mi yoksa farklı segmentlerin ayrı kırılmasıyla mı büyük deprem üretebileceği ise yer bilimlerinde araştırılmaya devam eden başlıklardan biri.

KÜÇÜK DEPREMLER BÜYÜK DEPREM RİSKİNİ ORTADAN KALDIRMIYOR

Peş peşe meydana gelen küçük depremler zaman zaman kamuoyunda "enerjinin boşaldığı" ve büyük deprem riskinin azaldığı şeklinde yorumlanabiliyor. Ancak mikro depremlerin açığa çıkardığı enerji ile büyük ve yıkıcı depremlerde ortaya çıkan enerji arasında çok büyük fark bulunuyor. Bu nedenle küçük sarsıntıların gerçekleşmesi, tek başına ana fay üzerindeki birikmiş gerilimin tehlike oluşturmayacak ölçüde boşaldığı anlamına gelmiyor. Benzer şekilde bir deprem kümesinin görülmesi de tek başına yaklaşan büyük bir depremin kanıtı kabul edilmiyor. Bilimsel değerlendirmelerde depremlerin sayısının yanı sıra konumları, derinlikleri, büyüklük dağılımları ve zaman içerisindeki değişimleri birlikte ele alınıyor.

Kruvaziyerde tarihi rekor: Alanya'ya 5 gemi demirledi
Kruvaziyerde tarihi rekor: Alanya'ya 5 gemi demirledi
İçeriği Görüntüle

MARMARA'DA SİSMİK KÜMELENMELER DAHA ÖNCE DE GÖRÜLDÜ

Marmara Denizi ve çevresinde farklı dönemlerde mikro deprem kümeleri kaydedildi. Bu tür diziler fay sisteminin güncel davranışını anlamaya yönelik çalışmalar açısından önem taşısa da her kümelenme büyük bir depremle sonuçlanmıyor. Nitekim geçmişte Marmara'daki mikro sismisite üzerine yapılan bilimsel çalışmalar, küçük depremlerin bazı fay kesimlerinde yoğunlaşırken bazı kesimlerde daha seyrek görülebildiğini ortaya koydu. Dolayısıyla güncel hareketliliğin anlamının belirlenebilmesi için tek tek depremlerden çok, dizinin zaman ve mekân içindeki gelişiminin izlenmesi gerekiyor.

RESMİ KURUMLAR VERİLERİ NASIL TAKİP EDİYOR?

Türkiye'deki deprem hareketliliği sismik gözlem istasyonlarından gelen veriler üzerinden kesintisiz biçimde takip ediliyor. Depremlerin merkez üssü, büyüklüğü ve derinliği gibi parametreler istasyon kayıtlarının analiz edilmesiyle belirleniyor ve yeni veriler geldikçe ilk çözümlerde güncellemeler yapılabiliyor. Yoğun sismik hareketlilik yaşanan dönemlerde yalnızca tek bir depremin büyüklüğüne değil, sarsıntıların hangi alanda kümelendiğine ve zaman içerisinde başka fay kesimlerine doğru ilerleyip ilerlemediğine de bakılıyor. Gerektiğinde farklı kurumların ve uzmanların verileri bir arada değerlendirilerek olası risklere ilişkin çalışmalar yürütülüyor.

İSTANBUL İÇİN ASIL MESELE YAPI VE ZEMİN GÜVENLİĞİ

Marmara'daki deprem tehlikesinin İstanbul açısından önemi yalnızca fayın kente yakınlığından kaynaklanmıyor. Yoğun nüfus, büyük yapı stoku, ulaşım ve enerji altyapısı ile Türkiye ekonomisindeki merkezi konumu, olası güçlü bir depremin etkilerini çok boyutlu hale getiriyor. Ayrıca aynı büyüklükteki bir deprem farklı zemin koşullarına sahip bölgelerde farklı seviyelerde sarsıntı oluşturabiliyor. Bu nedenle deprem riskinin azaltılmasında fayların izlenmesinin yanında mikrobölgeleme çalışmaları, yapıların deprem performansının değerlendirilmesi, güçlendirme ve dönüşüm uygulamaları ile kritik altyapının dayanıklılığı da temel önem taşıyor.

VATANDAŞLAR NE YAPMALI?

Uzmanların genel yaklaşımına göre mikro deprem kümeleri paniğe kapılmak yerine hazırlıkları gözden geçirmek için bir hatırlatma olarak değerlendirilmeli. Deprem sırasında devrilebilecek ağır eşyaların sabitlenmesi, aile bireyleriyle afet sonrası iletişim ve buluşma planının belirlenmesi, acil durum ihtiyaçlarının hazır tutulması ve bulunulan bölgedeki toplanma alanlarının önceden öğrenilmesi alınabilecek temel önlemler arasında yer alıyor. Deprem anında ise resmi kurumların önerdiği "Çök-Kapan-Tutun" uygulamasına göre hareket edilmesi, sarsıntı sonrasında hasarlı yapılardan uzak durulması ve doğrulanmamış sosyal medya paylaşımları yerine AFAD ve yetkili kurumların açıklamalarının takip edilmesi önem taşıyor. Marmara'daki son sismik hareketliliğin daha büyük bir depreme dönüşeceğine ilişkin kesin bir çıkarım yapılamasa da bölgenin uzun vadeli deprem tehlikesi, hazırlık ve risk azaltma çalışmalarının sürekli tutulmasını gerekli kılıyor.

Kaynak: Haber Merkezi