Değerli okurlar; Bu başlığı okuyan bir çoğunuz, farklı değer yargıları ile bu yazıyı okuyacaksınız. Kiminiz

Değerli okurlar;
Bu başlığı okuyan bir çoğunuz, farklı değer yargıları ile bu yazıyı okuyacaksınız. Kiminiz "insan olunmaz doğulur" mantığıyla, kiminiz "yaşam süreci içinde gelişme olur" mantığıyla, kiminiz "toplumsal etkileşim mantığıyla, kiminiz "sürü psikolojisi" mantığıyla, kiminiz de daha bir sürü akıl yürütmeyle insan olmak kavramına yorum getireceksiniz. Bu mantıkların tamamı doğru bir yaklaşımdır. Ancak bu yaklaşımların toplumsal hayatta bir işe yaraması için, yani kişisel yaşamda bireye ve içinde bulunduğu topluma bir faydasının dokunması için herkesin her hangi bir yazıyı okuyup yorum katması yeterli değildir. O mantığı etraflıca araştırıp, öğrenmek izlenecek en doğru yoldur.
Çok az birey vardır ki kendi varlıklarının nedenini araştırıp öğrenmek ister. Büyük çoğunluğa göre ise, iki ayağı üzerinde dikilen ve aklı olan canlı insandır. Bu doğrudur fakat yeterli değildir. İnsan olmak için daha bir sürü etmenlerin bir arada olması gerekir. Bunu ben değil öncelikle "din" sonra da "bilim" böyle söylemektedir. Din ve bilim insanların kullanma kılavuzudur.
Fakat ne yazık ki özellikle geri kalmış toplumlarda kullanma kılavuzu okumak gibi bir alışkanlık yoktur. Binlerce lira vererek aldıkları otomobillerinden tutun da cep telefonlarına kadar aldıkları hiçbir aletin kullanma kılavuzunu okumazlar. Bu nedenle geri kalmış toplumların kendi kullanma kılavuzlarını okumamaları da yadırganacak bir durum değildir. Bu topluluğu oluşturan bireyler araçlarına yaptıklarını kendilerine de yaparlar. Örneğin; yeni bir otomobil aldıklarında genellikle o marka aracı olan arkadaşlarına sorarak kullanmayı öğrenirler. Cep telefonu aldıklarında da aynı şekilde davranırlar. Fakat sahip oldukları alet eskimesine rağmen hala birçok özelliğini bilmezler. Böyle toplumlara geri kalmış denmesinin sebebi de budur.
Bu kulaktan dolma bilgi, bireylerin yaşantısında da kendini gösterir. Her konuda araştırıp öğrenmek yerine ya da bu konularda eğitimli ve tecrübeli bireylere danışmak yerine, herhangi bir konuda kendisinden biraz daha çok şey duymuş yakınındaki birinden bilgi almayı yeğler. Bunun nedeni ise o konuda cahil olduğunu kimseye göstermemek çabasıdır. Oysa bilgi sahibi olmamak ayıp değildir. Ayıp olan, gerekli bilgi için çaba göstermemektir.
Deneme yanılma yöntemiyle bilgi edinecek olanlar "bilim insanlarıdır". Çünkü bilim alanındaki yeni buluşlar tamamen buna bağlıdır. Bilim insanları önceki bilgilerini yeni bilgilerle karşılaştırıp yeni buluşların yolunu bu şekilde açar. Oysa diğer bireylerin bilgiyi deneme yanılma yöntemiyle elde edecekleri zaman çok gerilerde kaldı. Artık taş ya da maden devrinde yaşamıyoruz. Uzay çağını bile aşmak üzereyiz.
Yeri gelmişken unutmadan söyleyeyim. Deneme yanılma yoluyla bilgi, bireylerde "çocuk" olarak adlandırılan gurup da yani, 0-5 yaş arasında hala devam etmektedir. Bu da onun doğası gereğidir.
Saygılarımla.