'HATASIZ kul olmaz” deyip dururuz. Hatasız kul olmayacağına göre, önemli olan, hatanın farkına varıp hatadan dönme akılcılığı ve gerçekçiliğini gösterebilmektir. Toplum ve birey olarak hatalarımızı kabul edip, hatadan dönme becerisini...

“

HATASIZ

kul olmaz” deyip dururuz.Hatasız kul olmayacağına göre, önemli olan, hatanın farkına varıp hatadan dönme akılcılığı ve gerçekçiliğini gösterebilmektir.Toplum ve birey olarak hatalarımızı kabul edip, hatadan dönme becerisini gösterebiliyor muyuz?Kimi istisnaları dikkate almazsak, genel anlamda hatalarımızı kabul etmeyen, bu yüzden de hatada ısrar eden bir toplumuz.Özeleştiri ve empati bizim kitabımızda yok gibi bir şey!En çok hata yaptığımız konu ise, siyasi ya da ideolojik fanatizme varan tercihlerimizdeki ısrarımız olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.Parti ve ideoloji fanatizmi öylesine bir kutuplaşmaya neden oluyor ki, toplum olarak bizleri, telafisi mümkün olmayan çatışmaların batağına sürüklüyor.Etnik, dinsel ve mezhepsel kutuplaşma ise giderek tırmanmaya başladı.Dünyalı ve insan olmaya odaklanmaktan giderek uzaklaşıyoruz.Geçmişte bu böyleydi, bugün de böyle.Maalesef, onca felaketlerin içinden geçmiş olmamıza karşın, geçmişten ders çıkarma alışkanlığımız yok.İstisnasız hepimiz, gençliğimizde her şeyi en iyi bildiğimizi sanırdık.Tıpkı, belli düzlüklerde küçücük tepeciklerin kendisini dağ sanması gibi!Ne zaman ki okumaya, araştırmaya başlayıp belli bir olgunluk çağına gelip, bilginin ne denli ulaşılması çok zor bir okyanus olduğunu anladığımızda, ne kadar sığ sularda ve küçücük gölcüklerde kulaç attığımızın farkına varıp aklımızı başımıza toplayabiliyoruz.Tabii ki geçmişindeki ezberlerden ve koşullanmışlıklardan kurtulamayıp, aynı alışkanlığını ve yanlışını sürdüren, hatta bununla övünerek kendisini yenileyemeyen beyinler de az değil.Çoğumuz, dünyada değişmeyen tek şeyin değişim olduğunun hala farkına varamayarak değişmemeyi bir erdem gibi görmeye devam etmenin aymazlığı içindeyiz.Hepimizin dünlerinde belli keşkeleri olması kadar doğal bir şey olamaz.Ama biz, her yaptığımız şeyi, yanlışlığını ya da doğruluğunu sorgulamadan sahip çıkıp kabulleniyoruz.Hatta, “Keşkelerim yok” diyerek övünme saçmalığı içine giriyoruz.Çocukluğumuzda, özellikle gençliğimizde, birilerinden bir biçimde yanlış doğru bir şeyler öğreniyoruz.Bunları sorgulayacak bir birikime sahip olmadığımız için, her öğretileni doğru sanıp, bize gösterilen bir bataklığa balıklama dalma aymazlığı içine giriyor ve ömür boyu bu bataklığın içinde bocalayıp durmamıza karşın, bunun farkına bile varmıyoruz!–DEVAMI YARIN-