Her yeri koyu karanlık kapladı. Oradan kalkıp dağın daha da iç tarafındaki çoban yurduna geçip orada geceleyecektik ama Sülo'yla yönümüzü, yolumuzu kaybettik. Dönüp dolaşıp ya aynı yere geliyorduk ya da bire sarpa tıkılıyorduk....

Her yeri koyu karanlık kapladı. Oradan kalkıp dağın daha da iç tarafındaki çoban yurduna geçip orada geceleyecektik ama Sülo’yla yönümüzü, yolumuzu kaybettik. Dönüp dolaşıp ya aynı yere geliyorduk ya da bire sarpa tıkılıyorduk. Sis bir türlü müsaade etmiyordu. Dağ yer yer yoğun karlıda olsa hava çok soğuk değildi. Sülo’yla herhalde sabaha kadar hareket edersek donmayıp kurtuluruz diye düşünüyorduk. Bu yurt galiba biraz sağımızda olacak diyordu Sülo. Dikkatlice sağa doğru kaymaya çalışalım. Sülo’nun fikri banada makul geldi. Biraz sağa biraz sağa derken önümüzde fersiz bir ışık göründü. Işık sisin yoğunlaşıp azalmasına göre zaman zaman kayboluyor zaman zamanda görünüyordu. Işığa doğru yürürken seslendik. Gördük ki ışığın sahibi Hacı. Çocukları çoban yurduna yerleştirmiş bu siste bizim kaybolabileceğimizi tahmin edip bizi aramaya çıkmıştı benim vefalı dostum. üçümüz beraber çoban yurduna geldik. Çocukların yaktığı ateşi güçlendirdik. Dağın içinde ağaç olmamasına rağmen yurdun önünde yakacak odunumuz vardı. Çaydan sonra yemek ve uyku. Sabah kalkıp etrafa göz atınca çobanların neden buraları yurt tuttuğunu anladım. Buralarda çok fazla kar deliği dedikleri çukurlardan vardı. Yaz kış karın hiç eksik olmadığı bu çukurlar 30-40 metre çevreye sahip olan, derinlikleri bilinmeyen, düzgün olmayan silindirler şeklindeki çukurlardı. Buradaki karlara önce çok rahat ulaşılırken yaz başlayıp havalar ısınınca kar hem eridiğinden hemde insanlar karları kullandıklarından çukurlarda kar azaldıkça çukurları çevreleyen kayalara oyulan merdivenlerden karlara ulaşılıyordu. Bu görünüşleriyle çukurlar insana ürküntü veren bir manzara sergilerler. Çukurdan çıkarılan kar ağaç teknelere erimeye bırakılır. Eriyen karın suyundan hayvanlar ve insanlar su ihtiyaçlarını karşılarlar. Çünkü dağın bu taraflarında karakeçilerin çok sevdiği besinler bol olmasına rağmen kardan başka su bulma şansları yoktur. Oradan kalkıp iki koldan avlanarak çökeleye indiğimizde üçüncü günümüzü de bitirmiştik. Bu sefer Akdağ bize av vermemişti ama bize bir çok güzelliği sunmuştu. Birde tecrübelerimize yenilerini eklemiştik. Dönüşte ilk etkilendiğim ustalarımdan Kemal Doğan’ın bir sözünü hatırladım. Avcı gençliğinde şanslıdır. Yaşlanınca avcının şansı azalır. Doğruydu Kemal Doğan’ın sözü. Genç avcı şansını kendi yaratırdı zaten. Hacı’ya takıldım. Üç gündür dolaşıyoruz bir şey göremedik. Çocuklara bir tüfek attıramadık. Yaşlanıyormuyuz yoksa. Yok Baba dedi Hacı. Daha bizim avlanacağımız yıllar önümüzde uzun. Vuracağımız yekeler daha doğmadılar.
DEVAM EDECEK