İYİ bir devlet idarecisinin akıl yürütmesinin engellenmesi ve sadece denileni yapmaya zorlanması halinde bile, o ne eder yapar hissettirmeden akıl yürüterek yanlışı bile yumuşatmak suretiyle en doğrusunu yapabilir. Onurunu zedeletmeden yapması...
İYİ
bir devlet idarecisinin akıl yürütmesinin engellenmesi ve sadece denileni yapmaya zorlanması halinde bile, o ne eder yapar hissettirmeden akıl yürüterek yanlışı bile yumuşatmak suretiyle en doğrusunu yapabilir. Onurunu zedeletmeden yapması gerekenleri kanun ve vicdan çerçevesinde yerine getirebilir. Bunu yapan idareci sayısı da azımsanmayacak kadar çoktur. Asıl olan veya olması gereken bu değildir ama zorunlu sebeplerle itaatkar olunacaksa en azından bu şekilde olması daha doğru olacaktır.
Son yıllarda idareciler arasında Tayyip Erdoğan modeli yönetim esas alınıyor olsa da doğrusu bu değildir. Özellikle devlet idaresinde yönetici olanlar için bu çok sakıncalı bir modeldir. Modern yönetim tekniğinde takım çalışması esas alınmaktadır ve devlet erkinin kalıcı başarısı için bu yöntem doğru yöntemdir. Valiler, kaymakamlar ve daire müdürleri birlikte çalıştıkları arkadaşlarına gerekli değeri ve hak ettikleri saygıyı vermeleri, onların yaptıkları işe daha iyi adapte olmalarını sağlar.
İdareciler kendinden sonra gelecek olan yeni nesil idarecileri yetiştirmek zorundadır. İyi idareci bunu yapar. Kötü idareciler ise kendi de bir şey bilmediğinden kimseye öğretecek bir şeyi de yoktur. Onlar ağalarının ve beylerinin ardında dolaşmaktan öğrenmeye de öğretmeye de zaman bulamazlar.
Devlet memurları için söylenen bazı şeyler var ki bunların büyük çoğunluğu doğru değildir. Aleyhine söylenen sözlerin tamamı üçüncü sırada yer alan memurların yüzündendir ki, herkesi bu kefeye koyup yargılamak hem vicdana aykırıdır, hem de insanlığa. İki kardeş arasında bile farklılıklar varken, şu müdür şöyle, bütün müdürler de kesinlikle öyledir demek doğru bir davranış ve düşünce değildir. İnsanı vebal altına sokar.
Diğer bir konu da, devlet içerisinde şu ya da bu meslek kutsaldır sözüdür. Bu söz yanlış olduğu gibi başkalarına yapılan bir haksızlıktır aslında. Devlet içinde yapılan işler kutsal ise esnaf arkadaşlarımızın yaptığı iş kutsal değil midir? Ya da işçi kardeşlerimizin yaptıkları? Yüzlerce metre yerin altından kömür çıkarmaya çalışmak kutsallığı hak etmez mi? Bana göre kutsal bir iş yoktur ya da her iş doğru ve dürüstçe yapıldığında kutsaldır. Bana göre kutsal bir iş yoktur derken, söylemek istediğim şey, hiç kimse bu iş kutsal, ben gireyim de orada hizmet yapayım diye seçmemiş olmasındandır. Her devlet memurunun asıl düşüncesi iş sahibi olmak ve ailesinin nafakasını helal yoldan kazanmaktır. Onlara barınma, beslenme, sağlık ve eğitim gibi imkanlar sağlamaktır. Kutsallığı hak eden tek görevi yapanlar, maddi hiçbir şey elde etmeksizin sınırları bekleyen genç Mehmetçiklerdir. Onların dışında kutsal görev yapanlar, maaşları verilmediği takdirde yılmadan, bıkmadan işlerini bir dakika bile aksatmadan yapabilecek olanlardır.
Yakın zamanda emekliye ayrılan bir kamu idarecisi olarak, fiilen çalışan idareci kardeşlerime de buradan bir çift lakırdı etmek istiyorum. Ey değerli idareciler, egonuzu yok edin. Ben değil biz deyin. Benim memurlarım lafını bırakıp mesai arkadaşlarım diye hitap edin. Halka hizmet etmeyi şiar edinin ki aldığınız ücreti hak etmiş olasınız. Gurur ve kibirden uzak durun. Adalete ve vicdana yakın olun. Unutmayın ki makamlar gelip geçicidir, kubbede kalan ise bir hoş sedadır.
Hoş ve sağlıcakla kalın.