SON yıllarda, siyasetin ve bürokrasinin başkenti Ankara, ekonominin başkenti İstanbul ile Güneydoğu'nun bazı il ve ilçelerinde yaşanan terör saldırıları ile Ortadoğu ve Suriye'deki iç savaş, Türkiye'yi Avrupa nazarında bir...

SON

yıllarda, siyasetin ve bürokrasinin başkenti Ankara, ekonominin başkenti İstanbul ile Güneydoğu'nun bazı il ve ilçelerinde yaşanan terör saldırıları ile Ortadoğu ve Suriye'deki iç savaş, Türkiye'yi Avrupa nazarında bir anda "en güvensiz ülkeler" listesinde baş sıralara koydu.

Biz ne kadar da "Türkiye güvenli bir ülke" desek de, ne kadar da "Turizmde dünya lideri Paris'te de bombalar patlıyor" diye dil de döksek, Ortadoğu'ya ve Suriye'ye yakın bir coğrafyada oluşumuz bir yana, Güneydoğu'nun bazı il ve ilçelerinde yaşanan olaylardan dolayı, ne yazık ki Türkiye, Avrupa'dan bakıldığında "güvensiz bir ülke" olarak gözüküyor.

Bu kriz ortamında, Başbakan Ahmet Davutoğlu aylardır beklenen Turizm Eylem Planı'nı dün kamuoyuna açıkladı.

Türk turizmini ve sektörden ekmek yiyen yüz binlerce çalışanı koruma amaçlı planın 9 ayağı varmış.

Örneğin, 400 bin turist getiren "A Grubu" seyahat acentelerine uçuş başı yakıt desteği verilecekmiş, kredi falan açılacakmış.

Firmaların banka borçları yeniden yapılandırılacakmış.

Deniz turizmi yapan firmalar Kalkınma Bakanlığı şemsiyesi altına alınacakmış.

Çevreye duyarlı tesislere su ve katı atık bedellerinde en düşük bedel uygulanacakmış.

Bakanlık belgeli tesislerin "sahilde kullandıkları alanlar için" ödediği ecri misil değeri azaltılacakmış.

Bakanlığa ait konaklama tesislerinden ciro üzerinden alınan paylar 2016'da ertelenip 3 taksite bölünecekmiş.

Özetle, AKP Hükümeti'nin krizdeki sektör için aldığı tedbirler bunlar.

Misal, 400 bin turist getiren dev acentelerin öyle krediye falan ihtiyacı yoktur, bu bir.

İkincisi...

Son yıllarda Alanya'ya gelen ve para harcamamak için otelinden bile dışarı çıkamayan, çıksa bile ekmek arası döner ve ayranla öğün geçiştirip Kale-Kule-Mağara dolaşıp oteline geri dönen turist, 400 bin turist getiren dev acenteleri değil, daha orta veya küçük ölçekli acenteleri tercih eder, çünkü bütçesi buna uygundur.

Sırf yatıp kumsalda uzanmak için değil, "eğlence+alkol" için de Alanya'yı tercih eden genç turist kesimini çekebilmek amacıyla yerli yapım alkolden alınan vergide indirim yapılacağı vaat edilse, eminim, zarar etmemek için çakma veya kaçak alkolden medet uman turizmci nazarında 9 maddenin tamamından daha çok puan toplanırdı.

"Yetmez ama evet" diyenlerden biri de benim.

Ancak...

Türkiye'nin güvenli bir ülke olup olmadığının Avrupa'ya anlatılıp anlatılmayacağı, Ankara'yı ve İstanbul'u kana bulayan bombalı eylemlerin artık sona erdirilip erdirilemeyeceği, ne yazık ki çok sayıda askerimizin ve polisimizin şehit olduğu ve artık topluma kanıksatılan saldırıların bitirilip bitirilmeyeceği konusunda bir açıklama yok.

"Kimse gücümüzü sınamasın", "Sabrımızın da bir sınırı var", "Patlamalarda hayatını kaybedenler anısına olay yerine kırmızı karanfil koyup dua ettik" türü açıklamalar ve görüntüler ne yazık ki Avrupa insanını tatmin etmez, Türkiye'nin güvenli bir ülke olduğunu göstermez.

Bunun için Avrupa'nın önde gelen reklam ve tanıtım firmalarından profesyonel destek alınsa, Türkiye'nin ve turizm bölgelerinin güvenli olduğu Avrupa'nın önemli gazete, dergi ve televizyonlarında haber ve reklamlar ile desteklense, daha yerinde bir eylem planı olurdu diye düşünüyorum.

Kısacası...

Belek tarzı dev turistik tesislerin olduğu turizm bölgelerini bir nebze tatmin edecek olan bu Turizm Eylem Planı'nın, Alanya gibi kendi yağında kavrulan, orta direk turistin tercih ettiği turistik memleketlere hiçbir faydası olmayacağı kanaatindeyim.