Konuşmaya gelince kelimenin tam anlamıyla mangalda kül bırakmayız. Demokrasiden, insan hak ve özgürlüklerinden, kişi haklarından sıklıkla dem vururuz. Cumhuriyet Halk Partisi'nin Cumhuriyeti kuruşunu anlatırız uzun uzun. Mollalara, tarikatlara...
Konuşmaya gelince kelimenin tam anlamıyla mangalda kül bırakmayız.
Demokrasiden, insan hak ve özgürlüklerinden, kişi haklarından sıklıkla dem vururuz.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin Cumhuriyeti kuruşunu anlatırız uzun uzun. Mollalara, tarikatlara karşı duruşunu. Ümmetçi toplumu nasıl bir ulusa dönüştürdüğünü ve öncülüğünü anlatırız.
Toplumsal çıkarların, kişisel çıkarların önünde olmasının nutuklarını atarız. Ancak konu kişisel olunca ne toplum kalır, ne rakip!.. Öyle bir girişiriz ki, öyle bir savaşırız ki… Karşınızda Timurlenk dirilse, ordusunu filleriyle beraber alır kaçar, soluğu alır Orta Asya’da…
Torpile karşıyızdır. Adam kayırmaya da…
Ama bir türlü beceremeyiz doğru duruşu!.
Emeğe saygıdan söz ederiz. Dilimizde pelesenktir. Ağzımızı her açtığımızda, “Emek en yüce değerdir” deriz. Sonra alırız bu sözü ayaklarımızın altına, kilim gibi çiğneriz.
Emeğe saygı, partiye olan saygıdır oysa…
CHP baraj altında kalırken var olanların esamesi okunmuyor artık. Devir transfer devri olmuş. Milletvekili olurken ya da belediye başkanı olurken çok sayıda CHP’li ile karşılaşmaktan ve bu tiplerin sayılarının artışından rahatsız olursan “Partiye ihanet etmekle” suçlanabilirsin.
“Arkadaş geçen seçimlerde bu arkadaş kendini ve partisini seçtirmek için demediğini bırakmamıştı” derseniz yanıt Demirel ağzıyla gelir:
Dün dündür bugüne bakalım. Partimiz güçleniyor büyüyor. Yoksa siz partinin büyümesini istemiyor musunuz?
Bu eleştiriye uğrayanların yanıtı hazırdır:
İyi de arkadaş tarlayı süren biziz. Alın teri döken biziz. Ürünü niye gelip başkaları kaldırıyor?
Partiliyi kızdıran, küstüren; “yedi otlağın otunu yiyip bitirdikten sonra bu meranın otları iyi yeşermiş biraz da buraya gelelim” anlayışınadır.
Seçim zamanı aday olmak için rozet takanların, aday olamadıkları zaman çıkardıkları rozeti yeniden takmaları ne kadar samimidir, inandırıcıdır?
Rozet, bir sembolden öte partilinin onu gururla taşıdığı onurudur, partinin tüm değerleridir. Onu “Çıkar tak, çıkar tak” yapacak kadar değersiz kılmak, bu partiye emek harcayanları haşlamaya kalkışmak hiç de doğru bir tavır değildir.
Partiye katılıma eyvallah.
Yaparsın önseçimi tüm üyelerinle… O kişi alır vizeyi partilinden seve seve aday yaparsın. Ama yıllarını bu parti uğruna harcamış insanları da harcamaya kalkışmak ve bunun için de disiplini bir sopa gibi gösterip korkutmaya çalışmak hiç de iyi ve yakışık alır bir tavır değildir.
Bu yazdıklarım yalnızca Tire ile ilgili değil elbette.
Bu yazdıklarım Türkiye’nin dört bir yanı ile ilgili. CHP kendi evlatlarına sahip çıkmayan ve her partide ikbal arayan, bulan, bulamayan kişilerin aday yapıldığı bir parti olarak görülmemelidir.
Son dönemlerde moda oldu. Üç dört parti dolaşmış tipleri getirip tepeden inme aday yapmak.
Tarım bitti. Buğday, arpa hatta saman ithal ediyoruz.
Siyaset de bu hızla tarım gibi bitiyor, ithal aday peşindeyiz.
Bu partiye yıllarca karşı durmuş, ilkelerini çiğnemiş, genel başkanları ile yetkililerine hakaretler yağdırmış kişiler taçlandırılmamalıdır. Eğer partinin ilkeleri, Türkiye’nin genel menfaatleri için CHP’ye katıldıklarını söylüyorlarsa o zaman en azından bir dönemi aday olmadan geçirmeli ve partiye katkı koymalıdırlar. Katılım inançlar temelinde olmalıdır.
“Ben aday olursam gelirim” diyenlerin revaçta olduğu partilerde ihanet körüklenir.
Tire’deki geliş de “Başkanlığım devam etsin” gelişidir. Bu gerçeği kabullenin.
Aksi söz söylerseniz söyleyin, bizi ikna etmek için ne anlatırsanız anlatın,
Koskoca bir NAFİLEDİR.
CHP’ye yakışan emeğe saygıdır.