Küresel güç dengelerinin sarsıldığı, Ortadoğu’da savaş tamtamlarının çaldığı bir dönemde Türkiye’nin atacağı iddia edilen bu adım, dünya gündemine bomba gibi düştü. Alanya’da da dış politikayı ve milli güvenliği yakından takip eden vatandaşların dikkat kesildiği habere göre, Ankara yüzünü Doğu’ya çevirerek yeni bir "süper ittifak" kurma hazırlığında. Bloomberg’in isimsiz kaynaklara dayandırdığı habere göre, Türkiye’nin bu hamlesi sadece bölgesel değil, küresel dengeleri de altüst etme potansiyeli taşıyor.

NATO MADDESİ GİBİ KORUMA KALKANI

İddiaların merkezinde, geçtiğimiz eylül ayında Riyad ve İslamabad arasında temelleri atılan kritik bir anlaşma var. Bu anlaşma, NATO’nun ünlü 5. maddesiyle neredeyse birebir aynı mantığı taşıyor: "Taraflardan birine yapılan saldırı, hepsine yapılmış sayılır." NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip olan Türkiye’nin bu pakta dahil olma ihtimalinin "çok yüksek" olduğu belirtiliyor. Eğer imzalar atılırsa, Türkiye’ye yönelik olası bir tehditte nükleer güce sahip Pakistan ve finans devi Suudi Arabistan devreye girecek.

NÜKLEER GÜÇ, PARA VE ASKERİ DEHA BİRLEŞİYOR

Başkan Özçelik’ten 10 Ocak mesajı
Başkan Özçelik’ten 10 Ocak mesajı
İçeriği Görüntüle

Olası ittifakın kağıt üzerindeki gücü ise uzmanları şimdiden düşündürmeye başladı. Stratejistlerin "güçlerin kusursuz birleşimi" olarak yorumladığı senaryoda roller şu şekilde dağılıyor: Suudi Arabistan devasa finansal kaynak sağlayacak, Pakistan nükleer caydırıcılık, balistik füze ve insan gücü koyacak; Türkiye ise sahada kanıtlanmış askeri tecrübesi ve SİHA’lardan savaş gemilerine uzanan gelişmiş savunma sanayisiyle masada olacak.

ABD VE İSRAİL POLİTİKALARI ROTA DEĞİŞTİRTTİ

Ankara’nın bu arayışının arkasında ise Batı’ya duyulan güvensizlik yatıyor. Özellikle ABD’nin bölgede İsrail’i kayıtsız şartsız desteklemesi ve Başkan Donald Trump döneminde NATO taahhütlerinin tartışmaya açılması, Türkiye’yi "kendi göbeğini kesmeye" iten en büyük etkenler arasında gösteriliyor. Haberde, Türkiye’nin Güney Asya ve Afrika’daki çıkarlarının Suudi Arabistan ve Pakistan ile örtüştüğü, bu nedenle yeni bir güvenlik şemsiyesinin "mantıklı bir zorunluluk" olduğu vurgulandı.

KAAN VE SAVAŞ GEMİLERİ MASADA

Türkiye ile bu iki ülke arasındaki buzların erimesi, somut askeri iş birlikleriyle de kendini gösteriyor. Ankara ve Riyad arasında yıllar süren gerginlik yerini stratejik ortaklığa bırakırken, Pakistan donanması için Türkiye’de üretilen savaş gemileri ve modernize edilen F-16 filoları, iş birliğinin halihazırda ne kadar derin olduğunu kanıtlıyor. Kulislere yansıyan bilgilere göre Ankara, milli muharip uçak KAAN projesine Suudi Arabistan ve Pakistan’ı da dahil ederek projeyi dev bir uluslararası konsorsiyuma dönüştürmeyi hedefliyor.

Henüz Türkiye Milli Savunma Bakanlığı veya diğer ülkelerden resmi bir doğrulama gelmese de, ateş olmayan yerden duman çıkmayacağı yorumları yapılıyor.

Kaynak: Karar