Sevgili okurlar, bugünlerde ele alacağım konular 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinin genişçe bir analizi ve bu sonuçlardan ötürü artık siyasi hayatımızı daha fazla gereksiz meşgul etmeyip, gitmesi gerekenlerin adam gibi gitmelerinin zaruri olduğunu...
Sevgili okurlar, bugünlerde ele alacağım konular 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinin genişçe bir analizi ve bu sonuçlardan ötürü artık siyasi hayatımızı daha fazla gereksiz meşgul etmeyip, gitmesi gerekenlerin adam gibi gitmelerinin zaruri olduğunu sizlerle paylaşacağım.
Bir işi yaparken eğer başarılı olamamışsanız artık o işi bırakmanız gerekir. Daha fazla ısrar etmenin bir anlamı yoktur. En basitinden bir spor kulübünün teknik kadrosu dahi hedeflediği başarıya ulaşamazsa erdemlilik gösterir, başarıyı yakalayamadığı için görevinden kendi rızası ile çekilir. Eğer bu erdemliliği gösterme cesaretini sergileyemez ise o kulübün yetkili organları toplanır ve gereğini yapar. Bunun bir çok örnekleri vardır.
Artık hiç bir heyecan vermeyen, karizmaları olmayan, etraflarındaki şürekalarının çoğu da yanlış isimlerden oluşan Bahçeli ve Kılıçdaroğlu, artık siyasi partilerin Genel Başkanlıklarını kendilerini de daha fazla yıpratmadan tadında bırakmalılardır. Gerçi tadı tuzu da kalmadı ya.
Kabul eder veya etmezsiniz ama bir gerçek apaçık ortadadır. 13 yıllık AKP iktidarı Cumhuriyet tarihinin hem de her alanda en başarısız ve performansı en düşük iktidarıdır. Bu iktidarın başarısızlıklarını, süper yanlışlarını halka anlatmaktan aciz bir muhalefet yapısı ile karşı karşıyayız. İnanınız hem Kılıçdaroğlu’nun hem de Bahçeli’nin partilerini iktidara taşımak gibi bir amaç ve hedefleri hiç bir zaman olmadı. Sadece birisi “Ana muhalefet yeterlidir ama bende olsun”, diğeri de “Küçük muhalefet olsun ama bende olsun yeterlidir” anlayışını taşıdılar. MHP’li dostlar alınmasın, küçük muhalefetlik de gitti artık minnacık muhalefet kaldı elde.
Katılır veya katılmazsınız, şahsi kanaatime göre aslında böyle iktidarın böyle muhalefeti olur. Böyle muhalefetin de böyle iktidarı olur. Bu iktidarın her alanda notu kırıktır. Yanlışlarını anlatamayan bir muhalefeti vardır, işte AKP’nin asıl şansı burada yatmaktadır. Lütfen, Yunanistan 2004 yılından bu yana 5 tanesi Akdeniz’de, 11 tanesi de Ege Denizi’nde olmak üzere toplam 16 Türk adasını AKP iktidarında Lozan’a rağmen resmen işgal ediyor, hükümetten “Çıt” yok, bunu Bahçeli ve Kılıçdaroğlu’nun hiç gündeme getirdiklerini duydunuz mu? İnanınız AKP’yi iktidardan seçimde alaşağı etmeye sadece bu dahi yeterlidir. Ama ne yazık ki bırakın normal vatandaşı, koca koca öğretmen, mühendis vs. bu utançtan dahi haberdar değil. Elbette ki medyayı ele geçirenlerin sayesinde.
Elbette sonuçlara saygılıyız ama AKP hangi işleri başarmış da bu kadar oy alabiliyor. Bu konuyu aslında uzmanların araştırması da gerekir. Her şeyi berbat edenlerin üstüne üstlük çok güzel işler yapıyormuşçasına halka algı operasyonları yapanların yanlışını halka anlatamayan bir muhalefet olduğu için AKP seçimleri kazanıyor. En büyük nedeni burada aramak gerekiyor. Özellikle şunu da belirtmek isterim ki, bunca imkana sahip AKP’nin bir de böyle bir muhalefeti olduğu için aslında oyları her halükarda yüzde 70’ten aşağı olmaması gerekir. O nedenle bu milletten umutluyum.
Yalnız Bahçeli ve Kılıçdaroğlu partilerinin başında kaldığı sürece AKP daha çok seçimler kazanır. Artık partiler, bu genel başkanları sırtlarında kambur olarak daha fazla taşıyamazlar. Hemen, daha fazla zaman kaybetmeden, ilk fırsatta büyük kongrelerini toplayıp görevi genç, dinamik, karizmatik, heyecan veren, bilgili, donanımlı isimlere bırakmalıdırlar. Hem de bir zamanlar birinin dediği gibi “Tıpış, tıpış”. Bu konu üzerinde daha çok söyleyeceklerimiz olacak.