Bazen ne kadar zordur, yüreğinde hissettiklerini dilinin ucuna getirmek, kâğıda kaleme dökmek, bir başkasına anlatarak dertleşmek… İnsanların samimiyetine dahi güvenebilmenin çok zor olduğu şu dünyada neyi, nasıl ve ne şekilde anlatacağını...

Bazen ne kadar zordur, yüreğinde hissettiklerini dilinin ucuna getirmek, kâğıda kaleme dökmek, bir başkasına anlatarak dertleşmek… İnsanların samimiyetine dahi güvenebilmenin çok zor olduğu şu dünyada neyi, nasıl ve ne şekilde anlatacağını bilememek ve sürekli ‘kendi’ olma isteği…
İkili ilişkilerin en zor savaşıdır, kararsızlık. İlişkilerinin seyrini belirleyen çift, bir süre sonra yüreklerindeki heyecanı yitirerek birbirlerine zarar vermeye başlayabilir. Bu her zaman böyle olmayabilir; ama genellikle sürekli problem yaratılıyorsa ve her ne yapılırsa yapılsın değer görülmüyorsa ‘heyecan’ kavramı ilişkinin üzerine kâbus misali çöker. Peki, ne yapmalı? Ne yapmalı da düzeltmeli arayı? Öncelikle beyninizdeki düşüncelerinizin günlük yaşantınıza ne kadar müdahil olduğuna bakın, ölçün tartın ve uzağınızda olmayan mutluluğu bir an evvel fark ederek kendinizi keşfedin. Değişimi karşı taraftan beklemek yerine öncelikle kendinizi değiştirerek başlayın, işe. Kanat çırpan kalpler, heyecanlı buluşmalara özenle hazırlanışlar, sürprizler, ayrıntılar, detaylara önem verişler derken ciddi bir karar ve ‘Biz evleniyoruz’. Evlilik, sonrası balayı, cicim ayları… Her şey güzel, harika, fevkalade! Peki, ya sonra? Sonrası aynı şekilde devam ediyor mu, dersiniz? Aşkın bir ömrünün olduğu ve evlilikle beraber iniş yaşadığı, pek çok uzmana göre bilinen ve de inkârı mümkün olmayan istatistiksel bir gerçek! Peki ya sizce? Esasında inişe de geçse ‘yok oluyor’ demek bence pek doğru değil, evrim geçiriyor. Evlilikle birlikte kişinin hayatında yepyeni bir dönem başlar. Koskoca bir ömrü tek bir yastıkta paylaşmayı ilke edinen çift, başlarda bu döneme her yeni süreçte olduğu gibi adapte olmaya çalışır. Değişime direnç gösteren ikili, başlarda birbirlerini alttan alarak sabır gösterirler. Bu sancılı süreçte çift, eski aile yaşantısını özleyebileceği gibi ‘Ne vardı acele edecek, evlendik de ne oldu sanki?’ moduna sokabilir kendisini. Birçok genç, anne ve babasının güvenli kanatlarının altından uçmaya başlarken büyük bir iç gerginlik yaşar. ‘Acaba’lar beynini çevreler ve kişiyi hiç durmadan rahatsız bir ruh halinin içerisine sürükler. Kendisindeki gerginliği fark etmeyen kişiler, bir süre sonra bu ruh halini ilişkilerine yansıtıyor. Sonrasını bilirsiniz, aşikâr. Ufak tartışmalar, atışmalar, atarlanmalar, derken kavgalar, başka arayışlar, heyecanın bitişi, ihanet ve yalan. Sonuç; yazık olan bir ilişkinin, ‘mutsuz son’u… Aşk; karşı tarafın bilinmezliğinden, kişinin partneri için zihninde oluşturduğu imgelerden ve aradaki engellerin varlığından oluşur. Doğal olarak kişiyi daha iyi tanıdıkça, onu daha gerçek bir şekilde gördükçe ve aradaki bazı engeller aşılıp, güven oluşmaya başladığında duygular değişir. Aşkın ve evliliğin devamı için sihirli bir formül vermek mümkün değildir; çünkü bireysel farklılıklar kadar ilişkideki farklılıklar da oldukça önemlidir. Her ilişkinin yapısı farklıdır. Bununla birlikte bazı noktalar da vardır ki ilişkide bunlara dikkat edilmesi birlikteliğin kalitesini artırır. Bunlardan en önemlisi ‘sağlıklı iletişim’dir. Kendini ifade edebilme, çiftin hayatlarında neler olduğunu konuşabilmesi, ilgi, sevgi ve takdirin ifade edilmesi önem taşır. Bunlar sağlam olduğunda çift, çok iyi iki arkadaş olabilir.
Çiftlerin devamlı küsmesinin, duygularını net ifade etmemesinin, imalar yapmasının ve birbirinin özel alanlarına saygı göstermemesinin ilişkiyi çıkmaza soktuğu bilinen bir başka gerçektir. İnat yapmak, fiziksel, psikolojik veya duygusal şiddet uygulamak ve her tartışmada ayrılık ima etmek, ilişkide ciddi krizler oluşturur. İçinde biriktirip agresifçe veya öfke patlamalarıyla kavga etmek yerine fikir ayrılıklarını konuşup uzlaşmaya varabilmek ilişkinin seyri açısından daha faydalıdır. Çiftler arasındaki olumlu etkileşimin artırılması ilişkiyi çok daha sağlam hale getirecektir. Birlikte geçirilen zamandan keyif alınması, birbirine yeteri kadar kaliteli zaman ayrılması ve sevginin iyi ifade edilmesi de yine ilişkinin seyri açısından son derece önemlidir. Sevgi ne kadar sağlam olursa yaşanan gerginliklerin tolere edilmesi, meselelerin halledilmesi ve aradaki güvenli ortamın devamı d o kadar sağlam olur. Aileye çocuk dâhil olsa dahi karı-kocanın arada anne-baba rolünden çıkıp birlikte kadın-erkek olarak zaman geçirmesi, kaçamaklar yapması da ilişkiyi güçlendirir. Siz siz olun ne kadar yoğun da olsanız, yorgun da; kendiniz olmaktan, kendinize vakit ayırmaktan ve doğallığınızı hiçbir zaman bozmayın. İyi insan imajı, vazgeçemeyeceğiniz gerçeklerinizden! Hayat, kafaya hiçbir şeyi iz etmeyecek kadar değerli ve yegâne. Keyifli günler!