Değerli anneler; Bugünkü yazımı sizler için yazmak istiyorum. Gazetedeki köşemin dar yerinde sizi anlatmamın imkânsız olduğunu biliyor ve hepinizden özür diliyorum. Hatta tüm gazetede sizleri anlatsam yetersiz kalacağımın da bilincindeyim....

Değerli anneler; Bugünkü yazımı sizler için yazmak istiyorum. Gazetedeki köşemin dar yerinde sizi anlatmamın imkânsız olduğunu biliyor ve hepinizden özür diliyorum. Hatta tüm gazetede sizleri anlatsam yetersiz kalacağımın da bilincindeyim. Yaptığınız fedakârlık kelimelere sığmayacağından ve sözcükler evlatlarınız için yaptıklarınızı ifade etmekten çok uzak olacağından korkuyorum ve öncelikle affınıza sığınıyorum. Yüreğinizdeki o güzel ana sevgisiyle beni bağışlamanızı umuyorum. Ayrıca "2020 yılının ANNELER YILI" olarak kutlanmasını canı gönülden arzu ediyorum. 11 Mayıs Pazar gününü "Anneler Günü" olarak kutlayacağız. Yılda bir günü onlara adamakla borcumuzu ödeyeceğimizi hiçbir zaman düşünmemeliyiz. Bu borç asla ödenemez. Çocuk büyütenler bunu çok daha iyi anlamışlardır. Fakat şahsi kanaatimi söyleyecek olursam, her anneyi de Anneler Günü’ne dâhil edemem. Biyolojik olarak çocuk dünyaya getirmek anne olmak için bence yeterli değildir. Basından ya da çevremizden öğrendiğimiz nice olaylar var ki bazı annelere "anne" demek gerçek annelere hakaret sayılır. Doğurduğu çocuğu sokağa terk eden, evde bırakıp tatile giderek ölümüne sebep olan, çocuksuz ailelere satan yani anneliğin gerektirdiği özveri ve sevgiden uzak davranan annelere "anne" demek benim içimden gelmez ve öyle annelerin de Anneler Günü’nü kutlamak istemem. Ben öncelikle bu satırlarda, "fiziksel ve zihinsel yetersizliği" olan çocuklarından sevgisini, sabrını, özverisini ve merhametini esirgemeyen annelerin Anneler Günü’nü kutluyorum. En çok bu annelerin anneler gününü hak ettiğini düşünüyorum. Çünkü onlar hiçbir zaman diğer anneler gibi kendilerine zaman ayıramamakta, yaşamını zihinsel veya fiziksel yetersizlik çeken evladına adamaktadır. Cennet, annelerin ayaklarının altındaysa, "Allah'a ulaşacak olan yol da böylesi annelerin ayağının altındadır" diye düşünüyorum. Onları tüm toplumun annesi olarak ilan ediyorum. Onları gerçek birer melek olarak ilan ediyorum. Bu gerçek meleklerin ardından yalnız başına kalıp bin bir güçlük yaşamasına rağmen çocuklarına kol kanat gerip onlardan sevgi ve şefkatini esirgemeden, iyi insan olmaları ve yarınları daha güçlü karşılamaları için hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan annelerin Anneler Günü’nü kutluyorum. Yalnız başına çocuk büyütmenin bir kadın için ne kadar zor olduğunu kendi rahmetli annemden bildiğim için, onları çok iyi anlayan biri olarak gösterdikleri çabaya saygı duyuyorum. Toplumun tamamının da saygı duymasını bekliyorum. Bunların dışında, iyi niyetle ve elinden geldiğince, sevgi, merhamet ve fedakârlıkla çocuk büyüten annelerin Anneler Günü’nü kutluyorum. Gösterdikleri özveriden dolayı hepsine ayrı ayrı minnet duygularımı ifade ediyorum. Fakat hepsinden daha fazla, "Ulusları ayakta tutan" içinde bulundukları toplumlara "faydalı insanlar" yetiştiren annelerin Anneler Günü’nü kutluyorum. Bunlar o toplumu var eden "erdem sahibi" insanlar yetiştirdiği için ne kadar gururlansa hakkıdır diyorum. Ulusları yok olmadan, çağdaş geleceğe taşıyacak olanlar bu annelerin evlatlarıdır. İnsan haklarına, özgürlüğe, adalete saygılı ve iyi yürekli, merhametli, dürüst, çalışkan ve erdem sahibi evlatlar yetiştirip uluslarına armağan eden anneler toplumların yükünü çeken annelerdir. Bunlara o "toplumun anneleri" diyorum, tıpkı zihinsel ve fiziksel yetersiz olan çocuklarına sevgi ile bağlı anneler gibi. Tıpkı Sarıkamış'a, Çanakkale Savaşı’na, Kurtuluş Savaşı’na evlatlarını kınalayarak gönderen anneler gibi. Şehit anneleri ve gazi anneleri gibi… Savaşta canını feda eden, barışta ülkesi ve ulusu için fedakârca çalışan evlatlar yetiştiren anneler, o ulusun anneleridir. Şehit ve gazi olan evlatlar annelerine borcunu ödeme şerefine erişmiş tek evlattırlar. Bu borç artık ulus olarak bizlere aittir. Şehit ve gazi yetiştiren anneler gibi ulusumuza faydalı insanlar yetiştiren anneler de artık hepimizin annesidir. O annelerin saygıyla ellerinden öpüyorum. Bütün evlatların 11 Mayıs günü annelerine koşup candan kucaklamalarını ve anne kokusunu içlerine çekip asla unutmamalarını istiyorum. Annesi vefat etmiş olanların ise mezarları yakında ise mezarına gidip onlarla konuşmalarını istiyorum. Eğer annesi sağ iken söyleyemedikleri şeyler var ise söylemelerini istiyorum. İnanın sizi duyacaklardır. Anne yüreği toprak olmuş dahi olsa o yürek asla yok olmaz. Evladının sesini nerede olsa tanır. Onun kokusunu binlerce kişinin arasında ayırt etmesini bilir. Bu nedenle onlarla konuşun ve dua edin. Annesinin mezarı uzakta olanlar siz de dua edin. Bizlere sonsuz sevgi veren "rahmetli analarımızı" sevgi ve minnet duygularıyla analım. Bir anne sağlığında evladına "sevmeyi" öğretmişse o anne asla ölmez. Çünkü onun öğrettiği sevgi bir sonraki kuşağa aktarılır ve o sevgiyle birlikte daima yaşar. İşte bu yüzden bir annenin öncelikli görevi çocuğuna koşulsuz sevmeyi, bir anne sevgisi gibi sevmeyi öğretmektir. Bu sevgi ölmediği sürece anneler de ölmeyecektir. Sağ olan ve evlatlarına karşı sevgi dolu, özverili annelerin anneler gününü kutlar, ölmüş olanlara Allah'tan rahmet dilerim. Yüreğiniz sevgi ile dolsun ve sağlıcakla kalın.