AKP, sürekli kalkınmadan, büyümeden, ekonominin geliştiğinden vs. bahsediyor. Gerçekten keşke öyle olaydı. Ama en başarısız olduğu konuların başında ekonomi gelmektedir. 2002 yılında 1 litre petrol ne kadardı, şimdi ne kadar! Dolar o...
AKP,
sürekli kalkınmadan, büyümeden, ekonominin geliştiğinden vs. bahsediyor. Gerçekten keşke öyle olaydı. Ama en başarısız olduğu konuların başında ekonomi gelmektedir. 2002 yılında 1 litre petrol ne kadardı, şimdi ne kadar! Dolar o zaman kaç lira idi, şimdi kaç lira? Çiftçi kaç kilo buğday satarak 1 litre mazot alıyordu, şimdi kaç kilo buğday satarak 1 litre mazot alabilmektedir? Karşılaştırınca aranın çiftçi aleyhine ne kadar açıldığını rahatlıkla görebiliriz. 2002 yılındaki devletin iç ve dış borçları ile 2015 yılındaki borç miktarını karşılaştırınca arada uçurumların olduğunu görürüz. Bugün maalesef ülkemiz dünyanın en borçlu ülkelerinin en başında gelmektedir. Vatandaşların banka borcu ise 2002’den bu yana tam 60 kat artmış durumdadır. Son 10 yılda ekonomik nedenlerden dolayı intihar eden vatandaşlarımızın sayısı ise resmi rakamlara göre 30 bin kişidir. İşsizlik ise giderek daha da büyümektedir. “Büyüyoruz, kalkınıyoruz” sözlerini söylemek çok kolay ama gerçek öyle değildir. Bu büyüme ve kalkınma sadece sanaldan ibarettir. Hiç kalkınan bir ülke dünyanın en pahalı petrolünü tüketir mi? Hiç kalkınan bir ülkede dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan vergi, harç ve ceza kalemlerinin toplamı 170 civarında olur mu? Allah aşkına gerçekten kalkınsak bir ucuzlama olur. Petrol dünyada ucuzlarken bizde sürekli zamlanmaktadır. Türk Lirası sürekli değer kaybetmektedir. Kalkınan ve büyüyen ülkenin parası sürekli değer kaybetmez, aksine sürekli değer kazanır. Evet kalkınan ülke değil, kendileri ve yandaşlardır.
“Merkez Bankası’nda şu kadar döviz rezervi var, işte şu kadar ihracat arttı” türünden sözler asılsızdır. Merkez Bankası’ndaki kullanılabilir reel döviz miktarı inanınız 40 milyar doların altındadır. Gerçek ihracat yani reel ihracat miktarı ise 50 milyar doların altındadır. İhracatın arttığından bahsedenler her nedense ithalat rakamlarını hiç vermemekteler yani verememekteler. İnanınız ithalat ve ihracat rakamlarının arasındaki fark 100 Milyar doların üzerindedir. İhracat rakamlarını verenlerin, ithalat rakamlarını her defasında hiç söylemeyenlerin doğruyu söylemedikleri ayan beyan ortadadır. Lütfen bu aldatmacalara kanmayalım.
Tarım ve hayvancılığımız dünya devler liginde iken, bugün gelinen nokta mahalli amatör kümedir. Acı ama gerçek budur dostlar. Türkiye tarihinde ilk defa AKP, iktidarı döneminde saman ithal etmiştir. Tarım ve hayvancılığımızın bugün geldiği nokta maalesef utanç vericidir. Sık sık yapılan petrol ve elektrik zamları üreticilerimizin belini kırmıştır. Üretici, üretimin her safhasında petrol kullandığı için pahalı petrolden dolayı zarar etmektedir. Bu nedenle tarlasını ekememektedir. Biz dışarıya tarım ve hayvan ürünü satarken artık AKP iktidarı döneminde dışarıdan satın alıyoruz. Bu acaba nereye kadar gidecek?
Bu ülke 90 yılda ne yaptıysa, hepsi AKP iktidarı döneminde “Özelleştirme” adı altında yok parasına peşkeş çekildi. Yol yapmakla övünenler her nedense hiç sattıklarından bahsetmiyorlar. Bina yapmakla övünenlerin, pek çok bakanlığın ve ek binalarının fahiş fiyatlarla yandaşlara kiralanarak devletin zarara uğratıldığı iddialarına yanıtları nedir? Yolsuzluk, usulsüzlük ve israf iddialarının ardı arkası kesilmiyor. Bu iktidar döneminde İhale Kanunu’nun 124 defa değiştirilmesinin nedeni nedir? Lütfen anlayın artık. Bunları gündeme getirenler ise önceleri darbeci, şimdi ise hem darbeci hem de paralelci ilan ediliyor. Daha da olmazsa hakaret ettiği gerekçesi ile mahkemeye veriliyor. İnanınız bu iktidar döneminde açılan davalar, Cumhuriyet tarihinin bir rekorudur. Arkadaşlar, devlet adamlığı bu değildir. Bunlar kadar eleştiriye tahammül etmeyen ve çirkin sözler sarf eden görülmemiştir. Lütfen geçmiş siyasilere bakalım, o zaman her şey anlaşılır. Bu iktidar sürekli içeride ve dışarıda insanlarla didişip düşman yaratarak, bir de mağduriyet çıkararak asıl yapması gereken işlerini yapamamaktadır. Geldiğimiz nokta maalesef tam bir komedidir. Kavgayı değil kucaklaşmayı tercih etsek olmaz mı?