Bilmem siz biliyor muydunuz?

Ya da duymuş muydunuz?

Ben bilmiyordum, yeni öğrendim, çok ilginç geldi bana, sizlerle paylaşmak istedim.

Zeytin ağacı ile incir ağacı doğaya ters çalışan ağaç türleriymiş.

Bütün bitkiler gündüz oksijen verirken, zeytin ve incir ağaçları gündüzleri karbondioksit salınımı yaparmış.

Geceleri ise diğer ağaçlar karbondioksit salınımı yaparken, zeytin ve incir ağaçları oksijen salınımı yaparmış.

Malum, incir ağacı, mevsimi geldiğinde, yapraklarını döker ama zeytin ağacı hiçbir zaman yapraklarını dökmez.

O nedenle yapraklarını hiç dökmeyen zeytin ağacı sürekli oksijen salınımı yapar.

Bu durum İtalya ile Edremit Körfezinde kendisini çok net gösterir. Zeytin ağacı geceleri oksijen verirken, bir yandan da sabaha kadar atmosfere iyot saçan denizimiz ve Kaz Dağları’ndan gelen temiz hava ile karışan bir havamız bulunmaktadır.

Tan yeri ağarırken, deniz kıyısından gözlendiğinde, bu durum bir bulut ve sis halinde göze çarpar.

Zeytin ağacı ile incir ağaçları aynı dönemde meyve verir.

Bu dönem aynı zamanda zeytin sineğinin de üremeye başladığı zamanlardır.

Zeytin sineğinin, zeytin ağaçları ve zeytin meyvesine zarar vereceği dönemlerde; iyice olgunlaşan incir ağaçlarının meyveleri de bal dökmeye başlar.

İncirin balı, zeytin sineğine cazip gelir ve zeytin yerine incir meyvesini tercih eder.

Zeytinliklerdeki incir ağaçları, tıpkı bir paratoner gibi zeytin sineklerini, üzerine çeker.

İncir balını yiyen zeytin sinekleri, bir süre sonra zehirlenerek ölür. Mübadele öncesinde Ege kıyılarında yaşayan Rumların her zeytin tarlasına 3-4 adet incir ağacı dikmiş olmasının sebebi de budur.

Oysa bizim, özellikle yeni nesil zeytin üreticilerimizin bir çoğu bu gerçeği bilmedikleri için, zeytin bahçelerindeki yüzlerce incir ağacını sinek topluyor diye kesmişler ve odun yapmışlardır. Bunun sonucunda da bugün zeytin sineği başta olmak üzere zeytin zararlısı uçkunlar çoğalmıştır.

Doğayı iyi tanıyalım.

İyi tanıyalım ki; doğanın dengesini bozmayalım.

Doğanın dengesini bozmayalım ki, doğa bizim için üretmeye devam etsin.

Doğa, doğal üretimini sürdürsün ki; aç karnımızı doyurabilelim.

YAZARIN NOTU: Gazetemizin sempatik  Genel Yayın Müdürü Ferit Kesen; “… Abi, şu keskin kalemini, biraz yumuşatıp, köreltemez misin? Biraz da lay lay lom yazıları yazsan da ben de nefes alsam…” der durur. Bu lay lay lom yazısını senin için yazdım Sevgili Müdürüm… İ.H.