BU ülkede, ülkesini ve ülke insanını sevmediğini iddia eden bir Allah'ın kulu var mıdır? Yoktur. Ülkeyi ve ülke insanını yönetme iddiasıyla yola çıkan siyasileri, özellikle de parti liderlerini, sıradan bir vatandaş olarak neye göre...
BU
ülkede, ülkesini ve ülke insanını sevmediğini iddia eden bir Allah’ın kulu var mıdır?
Yoktur.
Ülkeyi ve ülke insanını yönetme iddiasıyla yola çıkan siyasileri, özellikle de parti liderlerini, sıradan bir vatandaş olarak neye göre değerlendirmemiz gerekir?
Yaptıklarıyla.
Ya da, ileriye dönük öngörüleri ve ortaya koydukları projelerine dayalı vaatlerine göre bir değerlendirme yapmamız gerekmez mi?
Yapılması gereken bu.
Biz ne yapıyoruz?
Belli bir yaşa geldikten sonra, ya ailenin ya da çevrenin etkisiyle, körü körüne bir partinin fanatik taraftarı olup çıkıyoruz.
Tuttuğumuz partinin lideri hatta parti politikalarını belirleyen önde gelen aktörleriyle, partinin politikaları kökten değişmesine karşın, biz aynı partinin taraftarı olmaya devam ediyor, bununla da övünüyoruz.
Çok daha ilginci ise, liderin her dediğine, doğru bulmasak dahi, en küçük bir eleştiri getirmekten özellikle kaçınıyoruz.
Bir ideolojide, ya da bir siyasi yapıda, aşağıdaki öğretiler olduğu halde o öğreti peşinde sorgusuz sualsiz koşuşturmanın mantığını anlamak mümkün mü?
Aklı başında birisinin, böyle bir yapıda yer alması mümkün olmadığına göre, gençlerin beyinleri bir biçimde yıkanıyor, sonrasında da bu gençler belli bir yaşa ve olgunluğa gelseler de, bu harekete yıllarca hizmet ettiklerinden, bu bir alışkanlığa dönüştüğü için de bu hareketten ya da yapıdan kopamıyorlar!
Hatta zaman içinde bu hareket ya da yapı o kişinin kimliği haline gelebiliyor.
GS, FB, BJK’lilik, sağcılık, solculuk, hatta CHP, MHP AK Parti’cilik gibi!
Kimi marjinal yapılarda sanırım beyin yıkama şu şekilde oluyor.
“Bizim için, bizim düşüncemizden başka bir şey yoktur. Bizim düşüncemiz dışındaki her şeyi silip atmalı, her fikrin yalan, her düşüncenin hurafe ve safsata olduğuna yürekten inanılmalıdır.”
“Teşkilatta demokrasi yok, merkezi otorite ve o merkezi otoriteye mutlak itaat vardır. Lider ne diyorsa, ne istiyorsa o olur. Lider ne yapıyorsa doğru olan odur.”
“Bizim hareketimizin temelinde ilminde aklında mantığında zekanın da işgal ettiği yer, inancımızın işgal ettiği yerin milyarda biri kadar bile değildir” diye devam edip giden, ideoloji körlüğüne dayalı fanatizm, hem sağ hem de sol çizgide, benzer saçmalıklarla dolu olmasına karşın, bu çizgilere geçmişte idealistçe ölümüne bağlanmış beyinler olduğu gibi, bugün de hala bu çizgilere bağlı olan dinozorlar var!
Etnik, dinsel, mezhepsel ya da ideolojik farklılıklara dayalı olarak, toplumda kutuplaşma yaratarak, insanları birbirine düşman ederek çatıştıran beyinler, oluşturdukları belli terör örgütleriyle, gençleri canlı bomba olma noktasına bile getirecek bir beyin yıkamasını nasıl gerçekleştirebildiklerini düşünebiliyor musunuz?
Sanırım böylesine bir acımasızlığı ve vahşeti içinde barındıran bir yapıda yer alanların çoğunun da, ruh hastası, psikopat ya da şiddete meyilli beyinler olduğunu da bilmemizde yarar var.