Son 'Yolsuzluk Operasyonu” sonrası başta burada görevli olan amirlere görevden el çektirilerek acilen sürgünle görev yerleri değiştirilmiş sonrası ise şimdilik olmak kaydı ile altı yüz civarında emniyet mensubu peş peşe sağanak...
Son “Yolsuzluk Operasyonu” sonrası başta burada görevli olan amirlere görevden el çektirilerek acilen sürgünle görev yerleri değiştirilmiş sonrası ise şimdilik olmak kaydı ile altı yüz civarında emniyet mensubu peş peşe sağanak misali tayin edilmiştir. Sanırım yukarıda söylediğim tayin sağanaklarına yenileri eklenerek devam edecektir. Zira bu çok değerli emniyet mensupları yaptıkları dosdoğru görevle birilerini çok huzursuz etmişe benziyor.
Efendim malum operasyonda o polislerden bazıları tespih çekmiş, ayak ayak üstüne atmış ve lahmacun yemiş. Polisliği bir tarafa bırakalım sıradan bir devlet memuru dahi olsa evet ayıp etmiş, yakışmamış derim. Aynısını hatta daha fazlasını lahmacun yemesini bir tarafa koyuyorum ancak tespih çekmesini ve yanlış oturmasını doğru bulmayarak kınıyorum. Geçenlerde gazete kılığındaki bir basın organı da Irak’ta ki İşgalci ABD askeri ile o komiserin oturuş şekillerini yan yana koyarak bizim komisere verip veriştiriyor. Ne alaka demekten kendimi alamadım. Sanırım bu kadar magazin yeterlidir.
Pekala Hatay ilimizde iktidara mensup bir milletvekilinin oğlu geçtiğimiz yaz polis karakolunda polisleri sıraya konularak başlarında emniyet amiri ile polis teşhis etmesine ne dersiniz. Dahası geçenlerde Başbakanımızın özel güvenliğinde görevli yeğeni Trabzon’ da Polis karakolunda polislere tehdit ve hakaret dolu sözler sarf etmesine ne demeli. Üstelik bu evlat ve yeğenin herhangi bir resmi görevleri de yok. Acaba diyorum bu evlat ve yeğen Saddam Hüseyin’in oğulları Uday ve Kusay’a mı özendiler, onlardan mı esinlendiler ki. Her iki olay basına yansıdı kimsenin yalanlayacak bir durumu yoktur. Zira herhangi bir yalanlama yapılmadı, eğer yapılsa idi bu örnekleri vermezdim. Ya yansımayanlar da varsa onlara ne diyeceğiz.
SONUÇ: Yanlış her zaman yanlıştır. Kim yaparsa yapsın doğru olan ise yanlışını kabul ederek özür dileyip telafisine gitmelidir. “Polisi yedirmem” demişlerdi zatı alileri daha önce. Efendim burası Afrika değil Türkiye. Burada yamyam yaşamıyor. Saadete gelelim. Asıl polisin sorunlarına eğilerek çözüm arayalım. Polis arkadaşlara soruyorum ne kadar maaş aldıklarını, eşi çalışmayanların aile yardımı ve çocuk parası ile ancak Üç Bin lira. Bu polis kardeşimizin üniversiteye giden haydi bir tane olsun çocuğu var ise hele büyük şehirde de okuyorsa, evi de kira ise ki çoğunun evleri yok kirada oturuyor. Şimdi bu polisin halini şöyle bir düşünün. Vicdanları olanın vicdanına sesleniyorum. Lafı bırakalım da acaba son yıllarda bu polisler bu kadar beylik tabancaları ile kafalarına ateş ederek niye intihar ediyor diye bir soralım. Hepsinin intihar sebebi birkaçı müstesna ekonomik nedenlerdir. Kredi kartları ve kredi borçları nedeni iledir. Lütfen tespihi, lahmacunu vs.’yi bırakalım da bu konuya eğilelim.
Evet lütfen polislerimizi rahat bırakalım onlara hiç değilse devletimizin imkanlarına da bakarak bugünün şartları ile bin lira civarında aylık maaş artışı sağlayalım. Sadece polislere değil diğer memurlarımıza da bütçe imkanları dahilinde iyileştirme yapalım. Çünkü “Dünyanın on altıncı büyük ekonomisinin” başta polisine olmak üzere diğer memurlarına bu düşük maaşlar yakışmıyor.