Yaşlısı ile genci ile eskisi ile yenisi ile geçmişten anılarla, sevgilerle, eskimeyen dostluklarla, burcu burcu limon ve portakal çiçeği kokulu bir rüzgâr esti. Saf saf kalplere doldu ve eşsiz geceyi sardı, sarmaladı. Yeni dostların beraberliği...
Yaşlısı ile genci ile eskisi ile yenisi ile geçmişten anılarla, sevgilerle, eskimeyen dostluklarla, burcu burcu limon ve portakal çiçeği kokulu bir rüzgâr esti. Saf saf kalplere doldu ve eşsiz geceyi sardı, sarmaladı. Yeni dostların beraberliği ormancıları mutlu etti. Yeni ormancı dostların katılımı ile her şey çok canlı ve hareketli idi. Türk sanat müziği, oyun havaları ve davul sesi de eklenince bu hava akışı sizi taa geçmişe götürdü, içinizde hem sevinç, hem hüzün yaşattı. Görüşmeyeli uzun zaman olmuştu, yıllar geçti birçok sevdiğimiz ve değer verdiğimiz can dostlarımız artık aramızda yoktu. Üzücü idi ruhları şad olsun. Benim eşimde 74’de ölmüştü, bundan tam 38 yıl evvel bir anneler gününde. Yıllar ne çabuk geçiyor. Gecenin en kutsal olayı da plaket verilmesi. Çok soylu ve duygu yüklü bir düşünce, içimi mutlulukla kapladı, sevgi ile hüzünlendim. Ebediyete intikal etmiş eşlerin plaketini hanımları veya evlatları aldı. Duygular dorukta idi. Herkesin içi sevgi ile titredi. Ne güzel düşünülmüş ve ne güzel hazırlanılmış, düşünün 38 yıl sonra eşinizin plaketini alıyorsunuz. Çok büyük bir gurur, onun için. Ne kadar övsek, ne kadar teşekkür etsek bu gecenin fikrini ortaya atanı kabul eden, uygulayan, yardım eden herkese borçluyuz. Hepinizi sevgi ve saygı ile alkışlıyorum, canı gönülden. Alanya Belediye’mizin büyük jesti olan armağan kitaplar için saygılarımı sunuyorum. Bu tarihi ve bellekten silinmeyecek gece sayesinde Utopia World ‘ün muhteşemliğini ve kuşbakışı manzarasını gördük. İkramları ve ilgileri çok güzeldi. Yol boyu, ormandan geçip o güzel havayı solumak ve o güzelim ağaçları görmek gerçekten çok bir güzel duygu.
Ne zaman kesik bir ağaç görsem, içim ağlar.
Bir zaman, bir bina yapımı için komşu bahçesindeki meyve dolu ağacı kesmişlerdi.
Yaprakların arasından şeker portakalları, ağlar gibi bakıyordu.
Onlar ağlayamadı ama ben ağladım.
Sakın kesme, ey hemşeri!
Sakın kesme, yaş ağacı.
Balta vuran el, ummaz.
Ne kütükler nice yıldır,
Hiç birine kervan gelmez, kuş konmaz.
Bunları kes o baltan ile çürümüş ağaçları yere ser, bak.
Sizin köy, şu koruluğun gölgesinde ne güzel...
Yazık günah olmaz mı?
Çıplak kalsın, bu zümrüt yurt, şirin yer.
Gönülleri açmadadır, yaprakların arasında esen yel.
Hem dünyada birinci borç değil mi?
Kula bir tohumu fidan yapmak, fidanda bir ormanı
Eğer böyle olmasaydı, ne kalırdı oğul’a,
Mirasını arttır, diye öğüt veren atadan.
Sakın kesme, her dalından güzel bir kuş sesi versin
Sakın kesme, gölgesinde yorgun çiftçi dinlensin
Sakın kesme, şu sevimli köye kol kanat gersin
Sakın kesme, aziz atan günden güne şenlensin.
M. Emin Yurdakul
Bütün güzellikler, sizlerin olsun.