Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) açıklarında su alarak alabora olan ve batan Filo Jet isimli yüksek hızlı yolcu gemisine ilişkin teknik ve adli incelemeler sürerken, kazanın nedenine yönelik yeni iddialar gündeme geldi. Girne Limanı'ndan Mersin'in Taşucu Limanı'na gitmek üzere hareket eden geminin kısa süre sonra su almaya başladığı kazada, arama kurtarma çalışmalarının yanı sıra geminin sefere uygunluğu, bakım geçmişi, sefer öncesi kontrolleri ve mürettebatın müdahalesi de soruşturmanın önemli başlıkları arasında yer alıyor.
GEMİDEKİ HASARIN KAZADAN ÖNCE OLUŞTUĞU İDDİASI
Hürriyet yazarı Noyan Doğan'ın sigorta eksperleri ve denizcilik uzmanlarının değerlendirmelerine dayandırdığı bilgilere göre, Filo Jet'in batmasına neden olduğu düşünülen gövde veya zemin hasarının kaza anında değil, önceki günlerde yaşanan olumsuz hava koşullarında meydana gelmiş olabileceği öne sürüldü. Uzmanların elinde hasara ilişkin görüntüler bulunduğu belirtilirken, bu iddia henüz kazanın nedenini kesinleştiren resmi bir teknik rapor niteliği taşımıyor.
Değerlendirmelere göre yüksek hızlı gemilerin tasarım özellikleri, klasik yolcu feribotlarından farklı olabiliyor ve ağır deniz koşullarında operasyon sınırları özel önem taşıyor. Filo Jet'in de yüksek hızlı gemi sınıfında faaliyet gösterdiği şirketin sefer kayıtlarında görülüyor. Uzmanlar, geminin kazadan birkaç gün önce yaklaşık 30 knot rüzgâr ile 4-4,5 metreyi bulan dalgaların etkili olduğu koşullarda yol aldığı ve bu süreçte taban bölümünde çatlak ya da kırılma oluşmuş olabileceği ihtimali üzerinde duruyor.
SUYUN GEMİNİN ALT BÖLÜMÜNE DOLDUĞU DEĞERLENDİRİLİYOR
Ortaya atılan teknik senaryoya göre hasarlı bölümden giren su, yolcu salonunun altında bulunan boş hacimde birikmeye başladı. Yolcu bölümündeki bazı direklerin tabanından su yükselmesinin de alt bölümdeki su birikimiyle bağlantılı olabileceği değerlendiriliyor. Denizcilikte kapalı veya yarı kapalı alanlarda kontrolsüz biçimde hareket eden su, geminin dengesini ciddi biçimde etkileyebiliyor. "Serbest yüzey etkisi" olarak bilinen bu durum, özellikle suyun bir taraftan diğer tarafa hareket etmesi halinde geminin yatmasını hızlandırabiliyor.
KAPTANIN MANEVRASI DA İNCELENİYOR
Uzman değerlendirmelerinde kazanın kritik aşamalarından birinin kaptanın yaptığı manevra olduğu ileri sürüldü. İddiaya göre geminin durdurulması ve acil durum prosedürlerinin uygulanması yerine sert bir sancak manevrası yapılması, alt bölümde biriken suyun tek tarafa hareket etmesine neden olmuş olabilir. Bu senaryoda geminin ağırlık merkezindeki ani değişimin yatmayı artırarak alabora sürecini hızlandırdığı değerlendiriliyor. Ancak kaptanın kararlarının kazadaki gerçek etkisinin belirlenebilmesi için seyir kayıtları, geminin teknik verileri, tanık anlatımları ve bilirkişi incelemelerinin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
ADLİ SORUŞTURMA GEMİNİN SEFERE UYGUNLUĞUNA ODAKLANDI

Kazanın ardından yürütülen soruşturma yalnızca batış anıyla sınırlı değil. Geminin sefer öncesinde hangi kontrollerden geçtiği, olası bir hasarın daha önce tespit edilip edilmediği, sefere çıkış kararının hangi koşullarda verildiği ve mürettebatın acil durum prosedürlerini nasıl uyguladığı da araştırılıyor. Uluslararası deniz kazalarında teknik incelemeler genel olarak kazanın cezai sorumluluğundan ayrı biçimde yürütülüyor; geminin bakım kayıtları, klas ve sertifika belgeleri, seyir verileri, hava-deniz koşulları ve personelin eğitim kayıtları kazanın nedenlerini ortaya çıkarmada temel materyaller arasında bulunuyor.
Kaza sonrasında kaptan ve bazı gemi personelinin de aralarında bulunduğu kişiler hakkında adli işlem başlatıldığı bildirildi. KKTC makamları olayın bütün yönleriyle araştırılacağını açıklarken, Türkiye ve KKTC ekiplerinin denizde yürüttüğü çalışmalar da devam ediyor. Geminin derin sularda bulunması nedeniyle su altındaki enkazın ayrıntılı incelenmesi, kazanın teknik nedenlerinin kesin biçimde belirlenmesi açısından önem taşıyor.
SİGORTA ŞİRKETLERİ DE AYRI İNCELEME YÜRÜTÜYOR
Filo Jet'in yolculara yönelik sorumluluk sigortası ile geminin kendisini kapsayan gövde sigortasının bulunduğu belirtiliyor. Bu nedenle adli ve teknik soruşturmaya paralel olarak sigorta tarafında da eksperler, avukatlar, asistans şirketleri ve bilirkişiler aracılığıyla ayrı bir inceleme yürütülüyor. Sigorta sürecinde kazanın nedeni kadar işletmecinin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, geminin teknik şartları ve poliçelerdeki teminat koşulları da önem taşıyor.
Aktarılan bilgilere göre hayatını kaybeden yolcular açısından poliçe kapsamında kişi başına ödenebilecek en yüksek tutarın 15 milyon liraya kadar çıkabileceği belirtiliyor. Ancak bu rakam her dosyada otomatik olarak ödenecek sabit bir tazminat anlamına gelmiyor. Nihai ödeme; yolcunun yaşı, geliri, yakınlarının durumu ve ilgili hukuki kriterler dikkate alınarak yapılacak aktüeryal hesaplamaların ardından belirleniyor. Yolcuların kişisel eşyalarının da sigorta kapsamında değerlendirilebileceği, toplam yolcu sorumluluk ödemelerinin ise yaklaşık 10 milyon dolar seviyesine ulaşabileceği ifade ediliyor.
FİLO JET'İN GEÇMİŞİ DE MERCEK ALTINDA
Aktarılan bilgilere göre Filo Jet 2001 yılında Fransa'da inşa edildi. Gemi daha sonra Türkiye ile Mısır arasında yapılması planlanan deniz seferlerinde kullanılmak üzere Türkiye'ye getirildi. Gemiyi getiren şirketin finansal sorunlar ve icra süreçleri yaşaması nedeniyle geminin yaklaşık iki yıl rıhtımda beklediği, ardından Filo Denizcilik tarafından satın alındığı belirtildi. Satın alma sonrasında İskenderun'daki Akdeniz Tersanesi'nde onarım ve kapsamlı bakım çalışmaları yapıldığı ifade edildi.
Uzmanların değerlendirmelerinde geminin yaşının tek başına kazanın nedeni olarak görülemeyeceği vurgulanıyor. Deniz taşımacılığında bir geminin güvenliği yalnızca üretim yılıyla değil; düzenli bakım, gövde kontrolleri, makine ve güvenlik sistemlerinin durumu, sertifikasyon süreçleri ve sefer öncesi denetimlerle birlikte değerlendiriliyor. Bu nedenle soruşturmanın, Filo Jet'in geçmişteki bakım durumundan çok kaza öncesindeki son teknik durumuna ve olası hasarın fark edilip edilmediğine yoğunlaşması bekleniyor.
GİRNE-TAŞUCU HATTI İÇİN KRİTİK ULAŞIM BAĞLANTISI
Girne ile Taşucu arasındaki deniz hattı, KKTC ile Türkiye arasındaki yolcu ve araç ulaşımının önemli bağlantılarından biri konumunda. Özellikle yaz döneminde turizm hareketliliği, öğrenciler ve iki ülke arasında seyahat eden yolcular nedeniyle deniz ulaşımı yoğunlaşıyor. Filo Denizcilik'in yayımlanan sefer programlarında Filo Jet'in bu hatta düzenli olarak yüksek hızlı gemi statüsünde çalıştırıldığı görülüyor. Kazanın ardından Taşucu'ndan KKTC'ye yapılması planlanan bazı feribot seferlerinin iptal edilmesi de olayın bölgesel ulaşıma doğrudan etkisini ortaya koydu.
KESİN NEDEN TEKNİK RAPORLA ORTAYA ÇIKACAK
Fırtına sırasında oluştuğu ileri sürülen çatlaklar, geminin su alma biçimi ve kaptanın yaptığı manevraya ilişkin değerlendirmeler soruşturmanın önemli iddiaları arasında yer alsa da kazanın kesin nedeni henüz ortaya konmuş değil. Deniz kazalarında nihai sonuca ulaşılabilmesi için enkaz incelemesi, bakım ve sefer kayıtları, meteorolojik veriler, geminin seyir bilgileri, tanık ifadeleri ve uzman raporlarının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Bu nedenle personel hatası, teknik arıza veya önceki bir hasarın kazadaki payına ilişkin kesin sorumluluk değerlendirmesinin resmi soruşturma ve bilirkişi raporlarının tamamlanmasının ardından yapılması bekleniyor.




