30 yıl önce ben henüz vergi memuru iken, bir vergi kanunu hazırlanırken ülkenin değişik yörelerinden 40 ile 50 arası müdürü en az bir haftalığına toplantıya çağırırlardı. Bakanlık üst düzey idareciler de oraya gelir, günlerce çıkartılacak...
30 yıl önce ben henüz vergi memuru iken, bir vergi kanunu hazırlanırken ülkenin değişik yörelerinden 40 ile 50 arası müdürü en az bir haftalığına toplantıya çağırırlardı. Bakanlık üst düzey idareciler de oraya gelir, günlerce çıkartılacak yasayı tartışırlardı. Geldiği yere bakmaksızın herkesin fikri sorulur, olumlu ya da olumsuz görüş bildirilen konular tartışmaya açılırdı. Ben 1994 yılında vergi dairesi müdürü olduktan sonra 1995 yılında bu toplantıların sonuncusu yapıldı ve bir daha taşradan görevli çağrılmadı. Ondan sonra da vergi kanunları yaz boz tahtasına döndü. Sürekli değişen kanunlara kimse ayak uyduramadı. Kanunu hazırlayanlar bile sorulara cevap veremedi. Hala da veremiyorlar. 23 yıllık müdürlüğüm süresince defalarca raporlar yazdığım halde hiçbir görüşüm dikkate alınmadı. Sadece benim değil, hiçbir müdürün görüşü alınmadı. 1999 yılında Maliye bakanlığı gelirler genel müdürlüğünün yeniden organizasyonu gündeme gelince, görev verilen daire başkanı beni aradı ve Ankara'dan üç müdür, İstanbul'dan iki müdür, Samsun'un Bafra ilçesinden ben olmak üzere ekip kurduğunu söyledi. Beş-altı ay boyunca çalıştık ve bir ön hazırlık yaptık. O zaman daire başkanına şöyle demiştim. "Üstat, siz genç ve idealist birisiniz. Geleceğiniz var. Bana sorarsanız en iyisini büyüklerimiz bilir diye yazalım ve boş rapor verelim. Bizim bu hazırladığımız rapor kimsenin hoşuna gitmeyecek ve siz de ukala olarak anılacaksınız. Gelecekte de bir makamınız olmayacak. Bana güldü ve genel müdürlük değişim istiyor dedi. Ben de değişimi isterken sizin değişmenizi kastetmiş olmasınlar dedim, birlikte güldük. Neden böyle düşünüyorsun dedi. Bende ona şunu sordum. Babanız evde bir değişiklik yapacağında çocukken hiç size sorar mıydı? Hayır dedi. Annemle ikisi yapardı. Fikir söyleyebilir miydin? Hayır, söylesem de dinlemezdi. Ne demek istediğini anlıyorum fakat bu raporu isteyenler onlar dedi. Sonunda biz raporu hazırladık ve Maliye bakanlığına teslim ettik. Yıllar sonra Alanya'da seminer vardı ve hoca olarak onu göndermişlerdi. Beni görünce sevindi ve sohbet etmek istedi. Ne durumdasın üstat deyince sen haklıymışsın dedi. Genel müdür yardımcısı olmayı beklerken daire başkanlığından da olmuştu.
Bunu niçin anlattım? Bu ülkedeki okumuş cahillerin kendilerinden daha aşağıda olduklarını düşündüğü insanları dinlemeye ve anlamaya hazır olmadıklarını anlayın diye. Onlardan gelecek fikirler Okumuş cahilleri rencide ediyor. Şereflerine uzatılmış bir el gibi görüyorlar. Bu yüzden halkı dinlemiyorlar. Halk da kendilerinden olduğunu söyleyen, onlar gibi davranan ve dinlermiş gibi yapanları benimseyip seviyor. Ondan sonra da sevdiğine toz kondurmuyor. Eğer onun sevdiğine hakaret ederseniz -Başçalan gibi- daha da kenetlenerek sahip çıkıyor. Onun yalanları sizin doğrularınızın önüne geçiyor. Sonra siz kalkıyor bu millet bizi anlamıyor diye şikayet ediyorsunuz. Esas bu milleti anlamayan, anlamamak da ısrar eden sizsiniz.
Şimdi bizim okumuş cahiller, seri halde yazdığım bu yazıları görecek olsalar, "hadi sen de canım, zırva bunlar, ömrü devlet memurluğunda geçen adam ne bilir halkın ne istediğini. En iyisini biz biliriz" diyeceklerdir. "Siyasette sevgi mi olurmuş" diye söyleneceklerdir. "Adam siyaset değil yolsuzluk yapıyor sonra da yalan söyleyerek halkı aldatıyor" diyeceklerdir. Yine ve tekrar ısrarla söylüyorum o adam halkı aldatmıyor, halk ona kendi isteğiyle aldanıyor. Yoksa halk da biliyor sizin bildiklerinizi. Siz siyasette sevgi olmaz deseniz de halk onu seviyor, sizi sevmiyor. Halk kimi severse kahramanı odur.
Bence siyasette sevgi olmaz diyen herkes yanılıyor. İnsan unsurunun olduğu her yerde az ya da çok sevgi vardır. İnsanın doğası gereği sevmek de ister, sevilmek de. Sevilmese de sevmeye meyillidir. Sizler de üzerinizdeki kibir kabuğunu çıkarın ve hem sevin, hem de sevilin. Sevgiyi aile içinde kalması gereken bir duygu olmaktan çıkarın. Çünkü sevgi evrenseldir. Sevgi ve hoşgörü insanlığın en temel unsurudur. Halka da sevgi ile yaklaşırsanız aynı karşılığı alacağınızdan emin olun. Sevemezseniz de Türk halkına saygı duyun. Saygılarımla.