Alanya'da faaliyet gösteren meslek odası ve dernek yöneticilerine seslendim geçen yazımda. Dedim ki; '...Biraz araştırmacı ve seçici olun. Üyelik için her başvuranı, odanıza ya da derneğinize kabul etmek zorunda değilsiniz. (…)...
Alanya’da faaliyet gösteren meslek odası ve dernek yöneticilerine seslendim geçen yazımda.
Dedim ki; “...Biraz araştırmacı ve seçici olun. Üyelik için her başvuranı, odanıza ya da derneğinize kabul etmek zorunda değilsiniz. (…) İçinizde meslek etiğini ayaklar altına almış, pek çok çürük elma var. Bu çürük elmalar; odanızı/derneğinizi ve de diğer üyelerinizi de çürütüyor…
Kurumsal erozyona uğruyorsunuz.
Ayıklayıp, ihraç edin bu adamları. Hatta deşifre edin… “Meslek etiğini uymayan bu adamların aramızda yeri yok…” deyin…”
* * *
Tık yok.
Bir oda ya da dernek yöneticisi de çıkıp, “Sen ne demek istiyorsun?” demedi.
Ama “yarası olanlar”, anında savunmaya geçti. Aba altından sopa gösterip, “Bu çark böyle dönüyor, çomak sokma” dediler.
* * *
Meslek odaları ve dernek yöneticilerine buradan tekrar sesleniyorum.
Malum çark böyle dönüyor olabilir ama böyle dönmemeli. Böyle dönmesine, izin vermemelisiniz. Buna engel olmalısınız.
Aksi halde varlık nedenlerinizi, tartışılır hale getirirsiniz.
Nitekim de tartışılıyorsunuz.
* * *
“Efendim, ben üyeme laf söyletmem…” mantığı, sağlıklı bir mantık değildir.
Elbette üyelerinizin haklarını savunacaksınız. Elbette üyelerinizi koruyup, kollayacaksınız. Ama üyelerinizin hakları kadar; üyeniz ya da üyeleriniz tarafından mağdur edilen tüketicileri de, üçüncü kişileri de korumak gibi bir yükümlülüğünüz de var. Bu yükümlülüğünüzü göz ardı edemezsiniz.
Bütün bunların ötesinde, mesleğinize ve mesleklerin saygınlığına, gölge düşürmemek, düşürtmemek zorundasınız.
* * *
Bir önceki yazımda da değindim; demokrasiyi henüz içine sindirememiş; hak, hukuk, adalet ve bütün bunların ötesinde “kul hakkı” gibi kavramların henüz hayata geçirilmediği bir ülkede, bir coğrafyada yaşıyoruz.
Böyle bir toplumda herkes kendini haklı sanıyor. Ne kendisine laf söyletiyor, ne de yaptığı işe…
Üyelerinize, bunun böyle olmadığını anlatmak durumundasınız.
Üyelerinizin “mesleksel ahlaksızlıklarına” göz yummamalısınız.
Üyelerinizle ilgili yakınma ya da yakınmaları; “biz, üye ya da üyelerimize laf söyletmeyiz” mantığıyla değil; “vaki yakınma(lar) doğruysa, bundan mesleğimiz kadar diğer üyelerimiz de zarar görür; oda olarak (ya da dernek olarak) bunun önüne geçmemiz gerekir…” mantığıyla değerlendirmelisiniz.
* * *
Bunları boşuna yazıp, çizmiyorum.
Bizzat görüp yaşadım bunları, onun için yazıyorum.
Alanya, bu adamların yüzünden kirleniyor, onun için dillendiriyorum.
… …
Bakın geçtiğimiz hafta, iki çocuk annesi, emniyet mensubu bir bayan, kırılan balkon korkuluklarından düşüp, vefat etti. Geride iki yetim çocuk, gözü yaşlı bir aile bıraktı.
Şimdi soruyorum, bu olayla ilgili hangi kurum, hangi meslek kuruluşu ne yaptı?
Şu ana kadar hiçbir şey.
Böyle bir olay, gelişmiş ülkelerde olsa böyle mi olur?
Bizde de olmamalı.
Mağdur olan, mağdur olduğuyla; ölen, öldüğüyle kalmamalı…
* * *
Öyle binalar var ki, ölüm tuzağı…
Elektrik tesisatı Allahlık, elektrik panoları Allahlık, asansörü Allahlık, binaların çatıları Allahlık, güneş enerjileri Allahlık, çanak antenleri Allahlık… Balkonları Allahlık, balkon korkulukları Allahlık… Merdivenleri, merdiven tırabzanları Allahlık…
Her şey uydur kaydır, her şey yalap şalap…
Bunları söylediğimiz zaman, “yarası olanlar” anında celalleniyor.
Niye celalleniyorsun kardeşim, yalan mı bütün bunlar?
Efendim sen rızkımızla oynuyor, Alanya ekonomisine zarar veriyorsun…
Niye? İşinizi doğru, dürüst yapın, dediğim için mi?
Ayıplı, kusurlu mal üretip, satarak; siz zarar vermiyorsunuz da ben mi zarar veriyorum Alanya ekonomisine?
* * *
Bakın buradan tekrar uyarıyorum; şu denizde olan malum hortumlar, eğer kentin biraz içine girerse ya da İstanbul’da, Bolu’da, Tokat’ta yaşanan kasırgalar burada da yaşanırsa; Alanya’da çok büyük felaketlere sahne olur. Bir anda, çatılar, güneş enerjileri, su depoları, çanak antenleri uçuşur havada.
Kim kontrol edecekse, kim denetleyecekse denetlesin bu binaları…
Ve tabii bazı binaları yapan, müteahhit geçinenleri…
Çok geç olmadan…