HİKAYE bu ya… Üç kaplumbağa arkadaş, birlikte şehrin en güzel mesire alanına gitmeye, bir güzel piknik yapmaya karar vermişler. 'Kaplumbağa Hızı” ile gideceklerinden, herkes kendi payına düşen malzemeyi alıp sabah daha güneş doğmadan...

HİKAYE bu ya…Üç kaplumbağa arkadaş, birlikte şehrin en güzel mesire alanına gitmeye, bir güzel piknik yapmaya karar vermişler.“Kaplumbağa Hızı” ile gideceklerinden, herkes kendi payına düşen malzemeyi alıp sabah daha güneş doğmadan yola revan olmuşlar.Oldukça yavaş gittiklerinden mesire alanına ancak10 yılda varabilmişler.Güzel gölgesi olan bir çamın altına örtülerini sermişler, nevalelerini çıkarmışlar, bir de bakmışlar ki, sarı kaplumbağa, kendi payına düşen tuzu almayı unutmuş.Yeşil kaplumbağa, “Ben asla tuzsuz yiyemem. Sofrada mutlaka tuz olmalı” deyince, sarı kaplumbağa, “O halde bekleyin, dönüp alayım” demiş.Yeşil ve turuncu kaplumbağa bu öneriyi kabul etmişler, sarı kaplumbağayı yolcu etmişler.Sarı kaplumbağa beş on metre gitmiş, dönüp geride kalanlara, “Bak, sakın ben gelmeden başlamayın, yoksa küserim” diye şart koşmuş.Yeşil ve turuncu kaplumbağa, “Sen bizim kardeşimizsin. Hiç sen gelmeden başlar mıyız, için rahat olsun” demişler.Sarı kaplumbağa bu cevaba pek inanmamış, çünkü kahrolası zihni her şeye ve herkese her zaman şüpheyle yaklaşırmış.Tuzu alıp gelmesi gerekirken, 50-60 metre ileride duran orta büyüklükteki bir taşın arkasına gidip saklanmış, çünkü yeşil ve turuncu kaplumbağanın kendisini ne zaman satacağını, kendisi gelmeden yemeğe nasıl başlayacaklarını gözleriyle görmek istiyormuş.Aradan tam 21 sene geçmiş.Dile kolay, koskoca 21 sene.Bizim sarı kaplumbağa hâlâ taşın arkasında, geride bıraktığı arkadaşlarını dikizliyormuş.Bir ara yeşil kaplumbağa, turuncu kaplumbağaya dönüp, “Bizim sarı kaplumbağa gideli 21 sene oldu. Diyelim ki 10 senede buradan eve vardı, tuzu aldı, bu işin bir de 10 senede buraya dönüşü var, etti mi sana 20 sene. Hadi 1 sene de biz bekledik. Ama artık benim karnım acıktı. Hadi yemeğe başlayalım” demiş.Turuncu kaplumbağa da yeşil kaplumbağayı onaylayınca, ikili tam sofraya oturup yemeğe başlayacakken, 21 senedir taşın arkasında saklanan bizim şüpheci sarı kaplumbağa yerinden fırlamış, koşar adım yanlarına gelmiş ve “Biliyordum, ben gelmeden başlayacağınıza adım gibi emindim. Sizi gidi arkadaş satıcıları sizi, sizi gidi hainler” demiş.KISSADAN HİSSE30 Mart yerel seçimlerinin üzerinden neredeyse koca bir 3 ay geçti. Şehir halkı olarak yola beraber çıktığımız gerek Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, gerek Alanya Belediye Başkanı Adem Murat Yücel, gerekse Büyükşehir Alanya Koordinatörü Hüseyin Güney’den artık unuttukları tuzu şehirden alıp mesire alanına getirmelerini bekliyoruz.Basın olarak ise artık “Yola beraber çıkmıştık ama bizi sürekli eleştiriyorsunuz” sözlerini duymak istemiyoruz.Yukarıdaki hikâyede sarı kaplumbağaya 21 yıl süre verildiği gibi, Türel’e, Güney’e ve Yücel’e tam 3 ay süre vermiştik, o sürenin dolmasına şunun şurasında 1 hafta kaldı.Şahsen kendi adıma bir hafta sonra kredilerini bitiriyorum ve yaylım ateşine başlıyorum.Darılmaca gücenmece yok.Madem biz basın olarak Alanya halkının sesiyiz, eliyiz, koluyuz, o halde her türlü eleştiriyi de yapacağız.Yasa ise yasa, hizmet ise hizmet, Ankara ise Ankara. Elimiz nereye uzanıyorsa ulaşmaya gayret edeceğiz.Vatandaş olarak; “Elektriğimiz niye kesiliyor”, “Dibimizde koca baraj olduğu halde suyumuz niye zırt pırt kesiliyor”, “Yollarımız niye gözde sahil şehirlerinin yolları gibi değil”, “Arıtmalarımız neden kokuyor”, bunların hepsini soracağım, sorgulayacağım.Kim darılıyor, kim güceniyor bilemem.Kim taşın arkasında saklanıyor, kim şüpheci, inanın umurumda bile değil.Halkımızdan ise ricam, ne sorununuz varsa gerek Yeni Alanya Gazetesi aracılığı ile haber merkezimize, gerekse sosyal medya, e-mail veya telefonla bana bizzat ulaştırın. Ki kamuoyunu birlikte yaratalım.Alanya’da özellikle Büyükşehir Yasası ile yepyeni bir dönem başladı, bu dönemde sessiz kalmayalım, sesimizi en gür biçimde çıkaralım.Yeni dönemde Alanya’nın sorunlarını hep birlikte gündeme taşıyalım, Ankara’ya, Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne ve Alanya Belediyesi’ne duyuralım.Klişe bir söz olacak ama ne yazık ki Alanya’nın Alanyalıdan başka dostu yok.Sadece bu şehirde doğanların değil, bu şehirde yaşayan, ekmeğini buradan kazanan herkesin ama herkesin en üst seviyede duyarlı olması gerektiği bir sürecin hamurunu gelin, hep birlikte yoğuralım.Susmayalım.Sustukça ihmal sırası bize de gelmesin.