ÖNÜMÜZDEKİ genel seçimlerde adı geçen bölücü parti yüzde onluk seçim barajını aşar mı diye bir soruyu bana sorsalar vereceğim cevap 'Evet aşabilir” şeklindedir. Ancak bunun gerçekleşmesi için bazı gelişmelerin yaşanması gerekir....
ÖNÜMÜZDEKİ
genel seçimlerde adı geçen bölücü parti yüzde onluk seçim barajını aşar mı diye bir soruyu bana sorsalar vereceğim cevap “Evet aşabilir” şeklindedir. Ancak bunun gerçekleşmesi için bazı gelişmelerin yaşanması gerekir. Şunu açıkça söyleyelim ki konu daha iyi anlaşılabilsin. Bölgedeki 12 ilde devlet hakimiyeti tam değildir. Acı ama gerçek, alan hakimiyeti bölücü ve silahlı terör örgütünün elindedir. Bu hakimiyet maalesef AKP iktidarı döneminde olmuştur. Örgüt zaten bu “Açılım” denilen safsata dönemini “En fazla kazanım” elde ettikleri dönem olarak itiraf etmektedir.
Bölgede sandık güvenliğinin olmadığı ve nizami seçimlerin yapılmadığı aşikardır. Yani terör örgütü tarafından tehditlerle malum illerde açık ara seçim kazanılmaktadır. Üstelik örgütün istismar ettiği zavallı halkın büyük kesimi istemeyerek boyun eğmek zorunda bırakılmıştır. Elbette az olmamak kaydı ile gönüllü olarak oy verenler de var. Çünkü bu durumdan nemalananlar var. Bölücü partinin bölgede aldığı oyların yarısından fazlası bu yollarla alınmaktadır. Durumun buralara kadar gelmesinin baş sorumlusu AKP hükümetlerinin uyguladığı yanlış politikalardır.
Aralarında bir anlaşma olduğundan da söz ediliyor ama gerçekten HDP samimi olarak seçimlere girecekse adı geçen illerde silahlı tehditlerden tutun da, AKP’nin dağıttığı dünyalıklardan daha fazlası bu defa onlar tarafından verilecektir. Bölgedeki bazı illerde 2011 seçimlerinde Hakkari ilimizde olduğu gibi “tulum” çıkarmaları kaçınılmazdır. Tabi bölgedeki AKP oyları bu yollarla HDP’ye gidecektir. Hiç arzu etmememe rağmen bu illerde seçimler olaylı geçecektir. Tabi bu olaylar yanlışları ile onların önünü açanlar arasında olacaktır. Bir kısım CHP oyları az da olsa yani ancak yüzde biri dahi geçmeyen CHP oyları HDP’ye gidecektir. AKP’den ise hatırı sayılır miktarda yani en az 2 olmak üzere 3 veya 4 puan civarında oy HDP’ye gidecektir. Bölgede şahin olan parti batı illerinde ise güvercin ve kuzu rollerini oynayarak barajı zorlayacaktır. Rol paylaşımı yaparak oylarını arttıracaktır. Barajı aştığı takdirde bugüne kadar hiç milletvekili çıkaramadığı Gaziantep, İzmir, Erzurum illerinden kesin, Aydın, Ankara, Kocaeli, Konya, Antalya, Hatay, Elazığ, Malatya gibi iller ise zorlayacağı illerdir. Adana, Mersin, İstanbul’da ise sayılarını arttırabilirler. Kamuoyunun hayret edeceği sürpriz isimleri HDP vitrininde göreceğiz. Anlayacağınız barajı aşmak için bazı sürpriz adımları da atacaktır.
HDP’nin en büyük handikabı ise seçimlere katılımın yüksek olmasıdır. Şayet katılım yüzde 95’lere doğru tırmanırsa barajı aşma tehlikeye girebilir. Bu arada yukarıda anlattığımız gibi AKP ile bir anlaşmaları olabilir. O zamanda diyorum ki, AKP’li dostlar alınmasın, ne fark eder HDP’li Hasip Kaplan olacağına AKP’li Mehmet Metiner veya Muhittin Aksak olmuş, ne değişir? HDP’li Leyla Zana veya Pervin Buldan olacağına AKP’li Tülay Babuşcu olmuş, ne değişir? Örnekleri çoğaltabiliriz. HDP hiç merak etmesin, onlardan daha iyi bu işleri TBMM’de yapanlar var.
Efendim şayet barajı aşmazlar ise şöyle olurmuş, böyle olurmuş. Adamlar haklı, onlara öyle yüz verildi ki elbette konuşacaklar. “Rüzgar eken fırtına biçermiş.” Ben de diyorum ki fırtına eken kasırga biçer. Rüzgar değil maalesef hep fırtına ekildi. İnşallah yanılırım ama hep beraber göreceğiz. Bir şey kalmadı.
Bu konular üzerinde daha yazacağım çok şeyler var. Şunu da belirteyim ki bana kalsa değil HDP veya başkası, eğer devlete ve cumhuriyete, millete yani 77 milyona tuzak kuran, düşmanlık besleyen her kim ise TBMM’de yer almamalıdır. Hele Kürt kardeşlerimizi istismar edip, bir de Kürt kanı içenler ise asla.