'PAZAR Babası” kavramını mutlaka duymuşsunuzdur. Buradan hareketle size 'Haziran Vekilleri”ni anlatacağım. Gogıl Amca'ya baktım, yapılan istatistiklere göre 10 evden 8'inde bulunan 'Pazar Babası” adı verilen tür...

“PAZAR

Babası” kavramını mutlaka duymuşsunuzdur.

Buradan hareketle size “Haziran Vekilleri”ni anlatacağım. Gogıl Amca’ya baktım, yapılan istatistiklere göre 10 evden 8’inde bulunan “Pazar Babası” adı verilen tür hakkında, uzmanlar (!) aynen şöyle diyor…


***

“Pazar Babası” adı verilen canlı türü, çocuğun uyanış saatini asla bilmez.

Çünkü kendisi kahvaltı hazırlandıktan sonra "hadi-hadi-hadi" baskılarıyla kalkar, kahvaltısını eder, gazetesini alır ve kahvaltıdan 5 dakika sonra odasına dinlenmeye çekilir.

Çünkü kendisinin atası karpuzdur, yata yata büyüyeceğini düşünmektedir.


***

Çocuğun öğle uykusu saatinden önce uyanır.

Uykuya hazırlanan çocuğu sakinleştirmeye çalışan annenin tüm ısrarlarına rağmen hoplamalı zıplamalı tüm enerjik aktivite adı altında boğuşmaları yaptırır.

Çocuk haliyle şahane eğlenceyi bırakmak istemez.

Uykuya ağlayarak gider.

Anne hep çocuğu ağlatan insandır, Pazar Babası canlısının gözünde.


***

Annenin saçlarının yüzde 75’i bu dönemde beyazlar.

Çocuk uyurken ayaklarını uzatıp kahve içmeyi arzulayan çilekeş anne tam ortamı hazırlarken, “Baba” ismi verilen bu canlı "Acıktım" diye buyurur. Duymazdan gelinir.

Çocuğun öğle yemeği için hazırlanan tek porsiyonluk yemeği yer ve yediklerinden kalan tabak, çatal vs ortada bırakarak doğal ortamı olan yatağa geri dönüş yapar.


***

Anne, kahvesini bitirir bitirmez çocuğa yemeğini sil baştan hazırlar ve bir nebze dinlenmek umuduyla koltuğa yığılır.

“Hafta sonu” adı verilen kavram anne için dinlenmek değil, evde fazladan bir çocuk olmasıdır.

Günün ikinci yarısı başlarken “Pazar Babası”na sosyalleşmek için baskı yapılır. Pazar Babası canlısı ise trafik, kalabalık vs gibi unsurları öne sürerek sosyalleşmeyi reddeder.


***

İş yine annenin elinde patlar.

Çocuğu yedirme ve giydirme faslından sonra anne ve çocuk parka gider.

Tahmin edin, Pazar Babası o sırada ne yapıyordur? Kapıdan içeriye girdiği anda “Ne yemek var?” sorusuyla karşılaşır anne.

Son nefesini parkta veren annenin kan beyninden çıkar ve “Eşeğin Dalgası Çorbası, Agop’un Kazığı Yahnisi ve Ebenin Örekesi Tatlısı var aşkım, seni boğmadan ye bence, afiyet olsun” der.

Eceline susamış olan Pazar Babası adlı canlı türü, annenin bu cevabı karşısında susmak yerine “Hafta içi çalışıyorum ve çok yoruluyorum. Hafta sonu dinlenmek benim de hakkım” diye söylenirken, anne kendisini banyoya kapatır ve adamı öldürmemek için yarım paket sigarayı tek nefeste içer.


***

Bu durumda Pazar Babası canlısının kafasını bedeninden ayırırken düşünmek, tepesine atom bombası atmayı hayal etmek, etini cımbızla çektiğini düşlemek caizdir.

Annemiz, Pazar Babası adlı canlı türünün yemini ve suyunu hazırlarken çocukla ilgilenmek “baba” olacak kişiye düşer.


***

İlgilenmek; TV izlemek ya da çocuğun eline Ipad tutuşturmaktır babaya göre.

Anne sofrayı hazırlar. Pazar Babası ise maçını/filmini bırakamadığı için on bin kere “Hadi, hadi, hadi” diye söylenir.

Çok konuşan, hep söylenen, agresif olan ise annedir. Çünkü baba bir melektir. Haresinde boğulmaya aday bir melek.

Yeme içme faslından sonra takdir edersiniz ki anne biraz dinlenme umuduyla odasına çekilir. 5. dakikadan itibaren “Annesi, kızın kakası gelmiş” denilir.


***

Filmi böyle uzar, gider.

Uzun lafın kısası şudur sevgili okuyucu.

Tıpkı “Pazar Babası” adlı canlı türü gibi ne yazık ki aramızda “Haziran Vekilleri” adı verilen türler dolaşmaktadır, aman dikkat!

Hep aramızda, hep içimizde olan “Cafer Hoca”mız ile “Hüseyin Sarıca” abimizi tenzih ederim, bizi seçimden seçime hatırlayan, seçimden ne önce ve eminim ne de sonra yüzlerini bile görmeyeceğimiz “Haziran Vekilleri”ne aman dikkat diyor, saygılar sunuyorum!