Yasaklı madde soruşturması kapsamında verilen ifadeler, Kıbrıs’a yapılan özel jet uçuşunu yeniden gündeme taşıdı. Tartışmalı uçuşun bedeli de ortaya çıktı.
SORUŞTURMA DOSYASINDAN ÇIKAN İDDİALAR
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen yasaklı madde soruşturması kapsamında gözaltına alındıktan sonra ifade veren Selen Görgüzel, 2022 yılında Kıbrıs’a yapılan bir özel jet uçuşunda uygunsuz durumlara tanık olduğunu öne sürdü. Görgüzel, söz konusu uçuşta firari Murat Gülibrahimoğlu’nun bulunduğunu ve uçakta etik dışı davranışlar yaşandığını iddia etti.
UÇUŞ 30 EKİM 2022 TARİHİNDE YAPILDI
Dosyaya yansıyan bilgilere göre tartışma konusu uçuş, 30 Ekim 2022 tarihinde gerçekleştirildi. Uçağın, Ziver Air filosunda yer alan TC-VED kuyruk numaralı Bombardier CRJ-850 tipi jet olduğu belirtildi. Uçağın geçmiş yıllarda farklı firmalar arasında el değiştirdiği, ilgili tarihte kiralama yoluyla kullanıldığı kaydedildi.
UÇUŞUN FATURASI ORTAYA ÇIKTI
Uçağın o dönemki kiralama sürecine ilişkin konuşan iş insanı Veysel Demirci, uçuşun farklı firmalar üzerinden kiralandığını belirterek, “Bu uçuş için toplam 22 bin 751 avro ödeme alındı” dedi. Söz konusu tutar, kamuoyunda “havada lüks” tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
GÖRGÜZEL: “UÇAĞIN KİME AİT OLDUĞUNU SONRADAN ÖĞRENDİM”
Savcılık ifadesinde Görgüzel, uçakta uyuşturucu kullanmadığını savundu. Uçağın daha önce Ekrem İmamoğlu tarafından da kullanıldığını sonradan öğrendiğini belirten Görgüzel, “Bunu bilseydim o uçağa binmezdim” dedi. Görgüzel ayrıca, kimseyi fuhşa teşvik etmediğini ve herhangi bir maddi kazanç sağlamadığını da ifade etti.
UÇUŞTA 11 KİŞİ BULUNDUĞU KAYITLARA GİRDİ
Uçuş kayıtlarında, söz konusu seferde 11 yolcunun bulunduğu yer aldı. Bazı isimlerin gidiş ve dönüşü aynı jetle yaptığı tespit edildi. Soruşturma kapsamında bu kişilerin beyanları ve uçuş bağlantıları da inceleme altına alındı. Bir özel jet… Kıbrıs hattı… Ve ortaya saçılan iddialar.
HUKUKİ SÜREÇ DEVAM EDİYOR
Soruşturmaya ilişkin yargı süreci devam ederken, dosyada yer alan iddialar ve ifadeler henüz kesinleşmiş yargı kararı niteliği taşımıyor. Yetkililer, kamuoyunun yalnızca resmi açıklamalar üzerinden değerlendirme yapması gerektiğini vurguluyor.






