Şarki Türkistan yani Doğu Türkistan yaklaşık iki asırdır Çin işgali altındadır. Zaman zaman belirli aralıklarla kısa süreliğine de olsa bağımsızlığını elde etmişse de her defasında Çin istilasına maruz kalan ata yurdumuz son olarak...
Şarki Türkistan yani Doğu Türkistan yaklaşık iki asırdır Çin işgali altındadır. Zaman zaman belirli aralıklarla kısa süreliğine de olsa bağımsızlığını elde etmişse de her defasında Çin istilasına maruz kalan ata yurdumuz son olarak Çin’in içinde bulunduğu durumdan faydalanarak 1950’li yılların başında kısa süreliğine elde ettiği bağımsızlığını maalesef kaybetmiştir. Çünkü Mao içerideki rejim kavgasında duruma hakim olduktan sonra Çin ordusuna Doğu Türkistan’ı işgal ettirip buradaki Müslüman Uygur Türklerine katliam ve soykırım uygulatmıştır. 1950 yıllarından itibaren günümüze kadar Çin zulmü giderek artmış, Doğu Türkistan her türlü işkence ve zulmün yaşandığı açık bir hapishaneye dönüşmüştür.
Doğu Türkistan Türkiye’nin iki katından daha büyüktür. Başta petrol ve doğalgaz olmak üzere çok zengin yeraltı kaynaklarına sahiptir. Toprakları ise oldukça verimlidir. Önemli kentlerinden olan Turfan dahi ismini turfanda sebze yetiştiriciliğinden almıştır. 1,5 milyara yaklaşan Çin nüfusunun üçte birini Doğu Türkistan topraklarında yetiştirilen ürünler beslemektedir. Acaba Çin neden Doğu Türkistan üzerinde dayanılmaz bir baskı uygulamaktadır? Üstelik bu baskı giderek artmaktadır?
Sizi temin ederim ki Filistin halkına uygulanan Siyonist zulüm vallahi Uygur Türklerine uygulanan zulmün yanında çok hafif kalır. Bu verdiğim örnek aslında her şeyin özetidir. Doğu Türkistan davasının efsane lideri Merhum İsa Yusuf Alptekin Bey’in yakın çevresine “Keşke biz de Çin değil Rus işgaline maruz kalsaydık” demesi yeterlidir. Çinliler o kadar zalimdirler ki onların meşhur işkencesinin adı “Çin işkencesi” uluslararası literatüre girmiştir. Biliyorsunuz Türklere uyguladıkları meşhur “Mankurtlaştırma” işkencesini dahi insan okurken tüyleri diken diken olmaktadır. Bir örnek daha vereceğim. Yahudiler kolay kolay asimile edilemeyen, asimile edilmesi zor olan bir millettir. İnanınız Çin’ de yaşayan Yahudiler, Çinliler tarafından asimile edilmiştir. Çinliler bunu dahi başarmışlardır.
Türklerin ilk Müslüman devleti kurdukları bu coğrafya Çinliler için vazgeçilmezdir. Zira yukarıda anlattığım gibi çok zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklara sahiptir. Burası bal gibi Çinlilere ait değil, Türklere aittir. Çünkü tarihi belgeler ve gerçekler ortadadır. Bunu bizden daha iyi bilen Kızıl Çin yönetimi her geçen gün Uygur Türklerine baskıları arttırmaktadır. Bunları yaparken de en iğrenç iftiralar ve yalanlar, dünya kamuoyunu yanıltmak için Çin yönetimince sergilenmektedir. Uygur Türklerinin “İslami terör” faaliyetleri yürüttüğünden tutunuz da “Köktendincilik, yağma, hırsızlık vs.” gibi Batı kamuoyunu yanıltmaya yönelik iftiraları peşpeşe sıralamaktadır. Çin yönetimi bu konuda çok ikiyüzlü davranmaktadır. Her defasında yaptığı katliamları dahi inkar etmektedir.
Çin’de 14 tanesi büyük olmak üzere 150 tane etnik grup vardır. Bunlardan en fazla baskı ve zulme maruz kalanlar ise maalesef Uygur Türkleridir.