ALLAH her ikisine de gani gani rahmet eylesin, Nazım Hikmet ve Cem Karaca'yı ilk kez bir araya getiren 'Ceviz Ağacı” adlı şiir şöyle başlıyordu… 'Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz, ben bir ceviz ağacıyım Gülhane...

ALLAH her ikisine de gani gani rahmet eylesin, Nazım Hikmet ve Cem Karaca’yı ilk kez bir araya getiren “Ceviz Ağacı” adlı şiir şöyle başlıyordu…
“Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz, ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda. Budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz, ne sen bunun farkındasın, ne de polis farkında.”
***
Durun durun, bugün duygusala bağlamadım.
Politika köşesini şiir köşesi yapmak gibi bir niyetim de yok.
Bugün, bence Alanya’nın en güzel köşesi olan Damlataş’taki bir tuhaflığa dikkatinizi çekmek için böyle bir giriş yaptım.
Gördüklerimden sonra hayli şaşkınım, eminim söyleyeceklerimi dinleyince siz de şaşkına dönüp, “Allah Allah, daha neler görüp duyacağız” diyeceksiniz.
***
Alanya gündemini takip edenler iyi bilir.
Resmî adı “Alanya Turistik İşletmeciler Derneği” olan, ancak kimi çevrelerce “Otelcilerden Aidat Toplama Kulübü” olarak da anılan ALTİD’in bir alt kolu sayılan Alanya Kleopatra Otelciler Derneği’nin “bir şeyler yapma gayretinde” olan yeni başkanı Servet Şakiroğlu…
Bundan bir süre önce yönetim kurulu üyeleriyle kafa kafaya vermiş…
“Ne yapsak, ne etsek de Alanya tanıtımına bir omuz versek” diye düşünüp taşınmış...
Ve uzun süren araştırmalardan sonra…
Kimi çevrelerce “Damlataş”, kimi çevrelerce de “Kleopatra” adıyla bilinen dünyaca ünlü plajımızda sergilenmek üzere bir Kleopatra heykeli yaptırmaya karar vermiş.
***
Sorup soruşturmuşlar, “Bu işi yapsa yapsa en iyi Mimar Sinan Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi’nden Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayla Aksungur yapar” deyip, 3 metre yüksekliğinde bir 'Kleopatra' heykeli sipariş etmişler.
Bu arada heykel yapılırken, heykelin yerleştirileceği Kleopatra Plajı'ndaki mini parkın tam ortasına, arka fonda yine dünyaca ünlü Alanya Kalesi’nin de gözükmesi için beton bir kaidenin temelinin atılmasını sağlayıp heykelin gelmesini beklemeye başlamışlar.
***
Kleopatra Otelciler Derneği Başkanı Servet Şakiroğlu, ne kadar güzel bir iş yaptıklarını göstermek için çalışmaları yerinde incelemiş, Alanya'nın bir dünya şehri olduğunu belirterek, “Kleopatra Plajı'nın ismini aldığı kraliçeyi sembolize eden heykel kısa süre içerisinde Alanya'ya gelecek. Alanya Belediyesi peyzaj çalışmaları yapınca tatile gelenler heykelle fotoğraf çektirmek için adeta sıraya geçecek” demiş.
Bu arada, basına servis edilmek üzere üç beş kare fotoğraf çektirip basın kuruluşlarına da göndermiş.
***
Pazartesi günü tüm gazetelerde yer alacak bu fotoğrafı henüz baskıya girmeden önce incelerken, bir ayrıntı tuhafıma gitti.
Şöyle ki…
Heykelin üzerine oturtulacağı beton kaide ile Alanya’nın en önemli markası olan dünyaca ünlü Alanya Kalesi arasında küçük bir kauçuk ağacı duruyordu.
“Acaba fotoğrafın çekildiği açı mı beni yanıltıyor?” diye iyimser bir düşünceyle, dün sabah erkenden beton kaidenin inşa edildiği Damlataş Parkı’na gittim.
Ve yanılmadığımı kısa sürede anladım.
***
Gerçekten de heykelin üzerine konulacağı kaide ile Alanya Kalesi arasında ben diyeyim 20, siz deyin 30 yaşlarında bir kauçuk ağacı duruyordu.
Anlayacağınız, bahse konu heykel, yerine yerleştirildiği zaman fotoğraf çektirmek isteyen yerli ve yabancı turistler, arka fonda Alanya Kalesi yerine boyu en az 4-5 metre olan bu kauçuk ağacını resmedecekler.
Bu manzara bana, Alanya Belediyesi’nin yan tarafındaki Belediye Çay Bahçesi’nin hemen karşısında, üzerinde “Alanya Hatırası 2013” yazan ve tamamen turistlerin hatıra fotoğrafı çektirmesi maksadıyla oraya konulan çerçeveyi anımsattı.
***
30 derecelik bir açıyla yan çevrilse arka fonda dünyaca ünlü Kızıl Kule ve Tersane’nin yanı sıra Alanya Kalesi gözükecekken, şu anda bir adet elektrik direğinin göründüğü ve hangi akla hizmet oraya konulduğu hala muamma olan sözde “Alanya Hatırası” çerçevesinden söz ediyorum.
***
Neyse...
Hem “Alanya Hatırası 2013” adlı çerçeve hem de “Kleopatra Heykeli” kaidesinin fonunu hesaba katmadan yer ve açı belirleyenleri takdirinize bırakarak, sizlere bu sütunlar aracılığı ile şu sözü vermek istiyorum.
Adım gibi eminim, bir müddet sonra o kauçuk ağacının yerinde yeller esecek, çünkü kaidenin betonu dökülmüş, olan olmuş.
Ve o ağaç, ya gece yarısı kimliği belirlenemeyecek gizli eller tarafından kökünden kesilecek, ya da dibine periyodik olarak çamaşır suyu türü bir kimyasal madde dökülerek “Kurudu, kesmek zorunda kaldık” denilecek.
***
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün sırf bir çınar ağacının dallarını kesmemek için Yalova’daki köşkünü temelinden yerinden oynatıp başka bir yere taşıdığı Türkiye Cumhuriyeti’nde…
Belediye Başkanı’nın ufacık fidanları kesenlere en az 500 TL para cezası kestiği Alanya’da…
Size söz veriyorum, bundan böyle o kauçuk ağacının hamisi ben olacağım.
***
Her gün, her sabah, her öğlen, her akşam, kısacası fırsat bulduğum her dakika Damlataş Parkı’na gidip “Ben bir kauçuk ağacıyım Damlataş Parkı’nda, ne sen bunun farkındasın ne de Alanya Belediyesi farkında” şarkısını söylediğini varsaydığım o minik kauçuk ağacını kontrol edeceğim.
Eğer ağacın başına bir hal gelirse de yine bu sütunlardan size ispiyonlayacağım.
Siz de ara sıra bakarak olun. Kauçuk ağacını hep beraber koruyup kollayalım, kurda kuşa yem etmeyelim.
(NOT: Bu yazı 19 Şubat 2013 tarihinde yine bu sütunlarda yayınlanmıştır. Size söz verdiğim üzere mütemadiyen kauçuk ağacımızın teftişini yapıyorum. Endişeye mahal yok. Şu an sağlıklı bir şekilde fotosentezine devam ediyor. Üstelik o meşhur kaideyi söktürdük ve heykeli ile birlikte başka bir yere çoktan naklettirdik bile.)