HENÜZ hükümet bile kurulamadı ama 7 Haziran Genel Seçimleri'nin toz dumanı durulduğuna göre artık Alanya ölçeğinde analizlerimizi yapmaya başlayalım. Genel kanı

HENÜZ

hükümet bile kurulamadı ama 7 Haziran Genel Seçimleri'nin toz dumanı durulduğuna göre artık Alanya ölçeğinde analizlerimizi yapmaya başlayalım.

Genel kanı "baştan sona" doğrudur ama biz bu kez farklı bir metot deneyelim ve analizlerimizi "sondan başa" doğru, yani "en az oy almış" partiden "en fazla oy almış" partiye doğru yapalım.


SAADET PARTİSİ+BBP=MİLLİ İTTİFAK

Malum, 95 Genel Seçimleri'nde aldıkları ezici oy oranından, aradan geçen 20 yılın ardından eser kalmayan Milli Görüş'ün "son kalesi" Saadet Partisi bu seçimde hezimete uğramamak için, Milliyetçi Hareket Partisi'nden (MHP) kopmuş isimlerin buluştuğu Büyük Birlik Partisi (BBP) ile Milli İttifak yapmış ve seçime böyle girmişti.

Milli İttifak'ın Alanya Adayı ise, Antalya 3. sıradan aday gösterilen, Saadet Partisi İlçe Başkan Yardımcısı, Milli Görüş'ün emektarı, Alanya'nın özbeöz evladı Hüseyin Sarıca olmuştu.


***

(

ARA NOT:

Şahsi olarak Sarıca'yı da, SP İlçe Başkanı Sinan Aktaş'ı da sever sayarım.
İsteseler bugün 'Tıpkı bir dönem Saadet'ten kopup Halkın Sesi Partisi'ne geçen eski dava arkadaşları gibi' AKP'ye kapağı atıp, pardon, transfer olup, diledikleri ilgi alakayı görebilirlerdi ama inandıkları bir davanın peşinden gitmeyi tercih ettikleri için de bu iki ismi hep ayrı bir yere koyarım.)


***

Tıpkı 30 Mart 2014 Yerel Seçimleri'nde Saadet'in Alanya Belediye Başkan Adayı olan "Alanyalı" Arif Gülşen'in peşinden gece gündüz koşturduğu gibi, dava arkadaşı, hatta partiyi yıllardır baş başa idare ettikleri Sarıca için de işini gücünü bir kenara bırakıp seçim sürecinde gece gündüz çalışan "Kayserili" Sinan Aktaş'ın bu seçimdeki Milli İttifak müttefiki, BBP İlçe Başkanı Fevzi Yıldırım oldu.


***

Gerek Sarıca, gerek Aktaş, gerek Yıldırım ve "haklarını teslim etmek gerekir" gerekse Saadet Partisi'nin cefakar Hanım Kolları Başkanı Rukiye Gülşen ve ekibinin mesai mevhumu tanımaksızın çalışmalarına rağmen, ülke genelindeki Saadet Partisi ile BBP'nin politikalarına olan ilginin izdüşümü ne yazık ki Alanya'ya da yansıdı ve oy kullanan 156 bin 686 seçmenden sadece 1.645'i Saadet'e oy verdi.

Alanya ölçeğinde yüzde 82,16 katılımın yaşandığı genel seçimde Saadet Partisi'nin oy oranı yüzde 1,07'de kaldı.


***

Bu sonuca rağmen Sinan Aktaş da Fevzi Yıldırım da görevlerine devam ediyor ve parti tabanından bu durumu sorgulayan, hatta, "Başarısız olduğunuz halde neden hâlâ o koltuklarda oturuyorsunuz?" diye soran, sorgulayan yok.

Olamaz, çünkü her iki partinin Türkiye genelindeki oy oranları ortada, halktaki karşılıkları çok cılız.

Bu nedenle gerek Aktaş'a gerekse Yıldırım'a hesap sorulması çok manasız olur.

Saadet'in Alanya'daki oy oranı yüzde 1 dolaylarında ama özellikle Sinan Aktaş ile Hüseyin Sarıca'nın performansı ise 10 numaraydı.


***

(

ARA NOT:

Bir tebrik de BBP İlçe Başkanı Fevzi Yıldırım'a. Çünkü...

2009'da geçirdiği bir helikopter kazası sonucu hayatını kaybeden dönemin BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun halen devam eden duruşmaları için işini gücünü bırakıp neredeyse her ay Kahramanmaraş Adliyesi'ne giden Yıldırım, tıpkı Aktaş ve Sarıca gibi, inandığı davanın peşinde koşan nadir isimlerden biri.

Tebrik ediyor, çalışmalarının devamını diliyorum.)


***

Peki bu saatten sonra ne olur?

Durum onu gösteriyor ki gerek Saadet Partisi gerekse BBP cılız bir oy oranına sahip olsalar da yaşamaya devam edecekler.

Çok büyük bir mucize olmadığı takdirde iktidar partisi olmaları da şu aşamada mümkün gözükmediğine göre, bu iki partinin başkanlık koltuğuna herhangi bir talipli çıkmayacaktır, dolayısıyla hem Sinan Aktaş hem de Fevzi Yıldırım "diledikleri kadar" başkanlık yapmaya devam edeceklerdir.


***

Şu da bir gerçek ki, bu iki partinin Alanya'da yaşamaya devam etmeleri sadece mevcut parti tabanlarını memnun kılacaktır, hatta yeni üye katılımlarının olması zor gözükmektedir.


***

Saadet Partisi'nin teşkilat bürosu olarak kullandığı 25 Metrelik Yol üzerindeki hayli geniş apartman dairesinin tapusu, geçmişten günümüze Milli Görüş tandanslı partilere yönelik kapatma davaları nedeniyle el konulmaması ve Hazine'ye devredilmemesi için şahıs üzerine, yani "eski Milli Görüş'çü" ve yeni "AKP'li" Hasan Uğur'un üzerine kayıtlıdır.

Haftadan haftaya, belki basın açıklamaları veya kısıtlı saat dilimlerindeki yönetim kurulu ile hanımlar kolu toplantıları için kapısı açıldığı için öyle ahım şahım bir elektrikve su faturası da gelmediğinden, gelse bile Sinan Aktaş tarafından ödendiğinden, Saadet'in kapısına kilit vurmasına gerek yoktur.


***

Bildiğim kadarıyla; kiralık veya şahıs malı bir teşkilat bürosu olmadığından BBP'nin de "para ödenmesi gereken" bir büro sorunu yoktur ve yaşamaya devam etmesinde herhangi bir "maddi" külfeti bulunmamaktadır.

Dolayısıyla, ne Saadet ne de BBP kendi içlerinde bir bölünme yaşamamıştır.


***


-YARIN: CHP'DE SON DURUM-