GÜNLERDİR, Alanya sahillerindeki 'kum kaybını ve beraberinde getireceği, geri dönüşü olmayacak kötü sonuçları” anlatıp, sorumlu yetkilileri uyarmaya çalıştık. Tık yok. Sorumlu yetkililerin, bizim görüşlerimize ve gözlemlerimize...
GÜNLERDİR,
Alanya sahillerindeki “kum kaybını ve beraberinde getireceği, geri dönüşü olmayacak kötü sonuçları” anlatıp, sorumlu yetkilileri uyarmaya çalıştık.
Tık yok.
Sorumlu yetkililerin, bizim görüşlerimize ve gözlemlerimize itibar etmedikleri düşüncesinden hareketle; kişisel çabalarımızla konunun uzmanı bilim insanlarını Alanya’mıza davet edip, onların görüşlerini sorumlu yetkililere ulaştırdık
Yine tık yok.
Gelen tek yanıt, “zamanı geldiğinde konuşuruz” oldu.
O zaman, ne zamansa?
* * *
Olayı yerinde saptamak ve değerlendirmek için Alanya’ya davet ettiğimiz o bilim insanlarının düzenlediği rapor elimize ulaştı şu an.
Gelen rapor, vahim.
Rapor, “Her yıl bir ila bir buçuk metre içeri giren denizin, kısa bir süre sonra, var olan kumu da yutup; otellerin, kafelerin ve mütemmimlerinin altını oymaya başlayacağı yönünde…”
* * *
Raporun ayrıntısına girmeden; gelin, bir konuda anlaşalım önce.
Ben emekli maaşıyla geçinen emekli bir bankacıyım.
Ne otelim var, ne hanım, ne apartmanım. Turizmle uzaktan yakından çıkar bağım yok Turizm iyi de gitse, kötü de gitse; Alanya batsa da çıksa da gelirim aynı.
Bu duruda ben de sorumsuz sorumlu yetkililer gibi ya da Alanyalı turizmciler(!) gibi; “Kum, kayboluyorsa kaybolsun. Sahildeki tesislerin altı oyuluyorsa, oyulsun. Çöküyorlarsa çöksün, yıkılıyorsa yıkılsınlar… Alanya turizmi bu durumdan etkileniyorsa, etkilensin; bana ne…” diyebilirim.
Ama diyemiyorum.
Gözümün önünde ulusal bir değer eriyip, yok oluyor.
Ben kahroluyorum.
Bu yıl deniz, hiç durulmadı, hep boz bulanık, hep kirli görünümlü…
“Niye” diye soran yok.
… ..
Benim gibi, Alanya’nın 70’li, 80’li yıllarını bilen, Alanya’ya davet ettiğimiz bilim insanları önce bunu sordu.
“Bu deniz, niye boz bulanık?” dediler.
Araştırdılar, eni konu incelediler; işte bunun için deniz boz bulanık dediler
Onlar da üzüldü…
* * *
Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. H.Baha Büyükışık, Prof. Dr.Doğan Yaşar ve Doç. Dr. E.Yeşim Özkan birlikte düzenleyip gönderdikleri raporda diyorlar ki;
“…Yapılan mendireklerin, doğal kıyı çizgisine ve deniz altı akıntılarına uygun olarak yapılmaması nedeniyle; dip altı akıntılarıyla, doğu yakasından batı yakası yönüne doğru taşınan kumun tümü, Belediye önüne sonradan yapılan “blok mendireğin” dış kısmına yığılıp, bu bölgede kalmıştır
Kumun yığıldığı bu bölgede, (mendirek yapımıyla birlikte sirküle olanağı ortadan kaldırıldığı için) kısa bir süre sonra, BALÇIKLAŞMA ve BUNA KOŞUT OLARAK DA KÖTÜ KOKU OLUŞUMU, KAÇINILMAZDIR.
Bunun yanında mendireklerin GEÇİRİMSİZ OLMASI, kum birikimini sadece bu bölgede hızlandırmakta, diğer bölgelerin sahil şeridinde ise kum kaybına neden olmaktadır.
Çözüm, geçirimsiz blok mendireklerin, geçirimli hale getirilmesindedir.
Ayrıca mendireklerin ekli şekilde görüldüğü gibi düzenlenmesi halinde, doğal dengenin tekrar rayına oturabileceği düşünülmektedir.”
* * *
Özet olarak böyle diyor Kurul Üyeleri…
Ve bir an önce, en son yapılan mendireğin (Belediye önündeki mendireğin) GEÇİRİMLİ HALE GETİRİLMESİNİN (dip akıntıları sirkülasyonunu engellemeyecek hale getirilmesinin)
gereğine değiniyorlar.
… …
Keykubat kumsallarındaki son durum böyle değerli okurlarım.
Elimdeki bu raporu sorumlu yetkililere götürüp, elden teslim edecek ve bekleyeceğim.
Sonra mı?
Sonrası monrası yok, ses gelip, gereği yapılmaya başlanıncaya kadar yazmaya devam edeceğim.
Sorumlu yetkiler, bu tür konulara çözüm üretmek ve gereğini yapmak için o koltukları, o makamları işgal ediyorlar.
Ya gereğini yapacaklar, ya gereğini yapacaklar.
Biz de sormaya, sorgulamaya, yazmaya devam edeceğiz.