Günlerdir 28 Şubat post-modern darbesi tartışılıyor. Aslında, Osmanlı dönemindeki saray entrikalarından, padişahların tahttan indirilmelerinden başlayarak Cumhuriyet dönemindeki tüm darbeleri derinliğine incelemek gerekir. Sıradan Anadolu...

Günlerdir 28 Şubat post-modern darbesi tartışılıyor.Aslında, Osmanlı dönemindeki saray entrikalarından, padişahların tahttan indirilmelerinden başlayarak Cumhuriyet dönemindeki tüm darbeleri derinliğine incelemek gerekir.Sıradan Anadolu insanı "Vatan-Millet" sevgisine şu ya da bu biçimde, küçük yaştan itibaren idealistçe odaklanır.Seçkinler, ekonomik yönden güçlü olanlar, siyasetçiler ve de bürokrasinin üst katlarında görev alanların önemli bir bölümü, vatan üzerinde her tür hakimiyeti kurmayı, milleti de toplum mühendisliğiyle yeniden şekillendirip, tek tip vatandaş yetiştirmeyi hedefler. Onlar için vatan millet sevgisi sadece lafta kalır.“Devlet deniz yemeyen domuz” lafı boşuna değil! Vatan ve millet sevgisini dillerine dolayanlar, özünde Devleti ele geçirmenin hesabı içinde olanlar.Cumhuriyetin kuruluşu, onlarca yıl süregelen savaşların ve büyük yıkımların sonrasında, kurtuluş savaşının kazanılmasıyla gerçekleşmiştir.Atatürk dönemi, “Tek adam dönemi” sıfırdan yani yoktan yeniden var olma mücadelesidir.Atatürk dönemindeki İsmet İnönü’nün Başbakanlıkları, İnönü dönemi olarak sayılamaz. Gerçek anlamda, İsmet İnönü dönemi, İkinci Dünya Savaşının sıkıntılarıyla geçmiştir.Bu iki dönem, partilerin adından çok, liderlerin adıyla anılması gerekir. 1950 yılı çok partili dönemin başlangıcı yani Demokrat Parti’nin tek başına iktidar olup, ülkenin yeni bir yapılanmaya yelken açtığı bir tarihtir.1960 darbesini gerçekleştiren "Albaylar Cuntası" ise, Türkiye’nin yeni bir fetret döneminin başlangıcıdır.Türkiye 1960 tarihinden başlayarak tam 2013 yılına kadar, siyasilerin sürekli koltuk kavgasıyla vakit öldürdüğü, birbirleriyle kavga ettiği, suçlamaların, karalamaların ve koalisyon pazarlıklarının çirkinliğinde, türlü siyasi entrikalarla ülkenin krizden krize sürüklendiği bir fetret dönemi olarak geçmiştir. Tabii ki sadece, 1983 yılında rahmetli Özal’ın iktidara gelip büyük dönüşümlere imza atıp, Türkiye’nin önünü açtığı ve 1989 yılında Cumhurbaşkanı olduğu altı yıllık ara Türkiye’nin en başarılı yılı olarak değerlendirilebilir. Türkiye 1960-71 ve 1980 darbeleriyle çökertilmiştir.28 Şubat rezilliği fetret döneminin bir sonucudur.RP, ANAP, DYP, DSP’nin ve liderlerinin ortaya koydukları iktidar kavgası ve bu kavgadan yararlanarak büyük rantlar elde etmeye çalışan, sermaye sahipleri, siyasiler, gazete patronları, yazar çizer ve bürokratik oligarşinin vesayetçi ve de darbeci kesiminin birbirleriyle mücadele ettiği bir çirkin dönemdir.O tarihte ANAYOL hükümeti kurulmuş, RP'nin DYP lideri Çiller hakkında hazırladığı TOFAŞ dosyasının Meclis'te görüşüldüğü sırada, ANAP'lıların bu soruşturmaya destek vermesiyle ANAYOL Hükümeti fiilen bitmiş, Çiller 24 Mayıs 1996 yılında hükümetten desteklerini çektiklerini açıklayıp, kendisi hakkında meclise dosya sunan RP ile koalisyon kurmayı kabul ederek bu dosyadan hem kurtulmuş hem de hükümetin ortağı olma ilkesizliği içine girmiştir. Bu da, Türkiye’de koalisyonlar döneminin ne kadar yanlış ve rezil bir şey olduğunu açıkça ortaya koymakta.-DEVAMI YARIN-