​​​​​​GÜDÜK Necmi, İnek Şaban, Damat Ferit, söndürün sigaralarınızı Kel Mahmut geliyor” demiştik Münir abimizin ardından... Hababam Sınıfı'nın Mahmut Hoca'sı, Gülen Gözler ve Neşeli Günler'in fedakar...

​​​​​​

GÜDÜK

Necmi, İnek Şaban, Damat Ferit, söndürün sigaralarınızı Kel Mahmut geliyor” demiştik Münir abimizin ardından...

Hababam Sınıfı’nın Mahmut Hoca’sı, Gülen Gözler ve Neşeli Günler’in fedakar aile babası, Bizim Aile’nin Yaşar Usta’sı, nam-ı diğer işçilerin gür sesi Münir Özkul, aramızdan göçüp gideli 4 ay oldu.

Gidişinin ardından hemen hemen herkes derin bir üzüntü yaşamıştı.

Halktan, bizden biriydi Özkul.

Peki, Özkul’un aramızdan ayrılışının ardından kurduğumuz süslü cümlelerin dışında ne kaldı bizlere?

Neden sevmiştik biz bu kadar Özkul’u?

Özkul’u, Akan’ı, Sunal’ı, Akçatepe’yi ve diğerlerini…

Yeşilçam karakterlerini…

Hatırlamak ve hatırlatmakta gördüğüm fayda sebebi ile kaleme alıyorum bu satırları.

Yukarda yöneltmiş olduğum soruların, herkesin ağzından dökülecek farklı cevapları elbette ki olacaktır.

Lakin bana göre, önemle ele alınması gereken asıl cevap:

Popüler kültürün sıcağı sıcağına hayatlarımızın orta yerine koyduğu ve sonrasında da aynı hızla tükettiği insanların çevremizde oluşturduğu kalabalık

ve bu kalabalığın ‘üretme kabızlıklarına’ inat Münir Özkul ve diğerlerini sevmemiz gerçekliğinde yatmaktadır.

Kültürel yozlaşmanın had safhaya ulaştığı günümüzde, geleneksel değerlerimiz birer birer yok oluyor. Bu yok oluş, politikadan sanata, sosyal yaşam alanlarından toplum psikolojisine pek çok alanda derin bir boşluk yaratıyor.

Tablonun bütününe bakıldığında ise ‘kültür’ kavramını sorgulamak, toplumun geldiği bu noktada son derece büyük bir önem kazanıyor.

‘Kültür’ kavramını tek başına ele aldığımızda, aslında endüstriyel piyasaya muhalif bir düzlemde, aydınlanmayı ve ‘doğru yaşam fikrini’ temsil eden bir kavram olduğu sonucuna varabiliriz.

Lakin günümüzde, bu ifade çerçevesinde ‘diyalektik bir ironi’ kendini gösteriyor.

Aydınlanmanın ve pek tabi insanca düşünmenin temel ögesi olarak ele alınması gereken kültür kavramı, bugün endüstriyel piyasada popüler dinamikler ile yoğrularak ideolojik bütünleşme ve özellikle de ‘aydınlanma’ karşıtlığının bir aracına dönüştürülüyor.

Günümüzde popüler kültürün, Türkiye toplumunda ve özellikle yeni nesil üzerinde yarattığı sanal dünya düzeni giderek legalleşiyor.

Bu düzen, insanı, insanın kendini var ettiği bütün öz yaşam alanlarını ve düşünsel perspektifini de sürekli olarak tüketiyor.

Önüm, arkam, sağım, solum! Popüler kültür!

Bütün silahlarını kuşanarak yaşam alanlarımıza saldıran bu dinamiklerden sıyrılmanın zorluğu, gelip çörekleniyor ya böğrümüze!

İşte tam da bu noktada bu soru ve bu soruya verdiğimiz cevap çok daha büyük bir önem kazanıyor.

Münir abimizin ve diğerlerinin ardından süslü cümleler kurmak ve sadece üzülmekten öte sorgulamamız, hatırlamamız gereken bazı şeyler yok mu sizce de?

Ekranlarda gördüğümüz an kilitlenip kaldığımız, toplumsal değerlerin ince ve şık bir biçimde işlendiği, hayatın içinden karakterlerin can bulduğu Yeşilçam filmleri ile Münir Özkul dahilinde ismi listelerce uzayıp giden diğerlerini SEVİYORUZ.

Üzerimize giydirdiğimiz ve pot durduğu fersah fersah uzaklardan belli olan bugünün yoz değerlerine inat sevmeye de devam edeceğiz…

Münir Özkul’ un ve diğer göçüp gidenlerin ardından yalnızca üzülmek yeterli midir?

Hayır değildir.

Asıl sorulması gereken soruları kendimize sormalı ve bu soruların cevaplarını kendimize vermeliyiz…

Derinlerde bir yerleri azıcık gıdıklamak, toplumsal olarak silkinmek adına önemli.

Mahmut Hoca’nın ve diğerlerinin bizden beklediği de aslen budur..

“Uçurtma uçar sözlüğümden,

Geri gelmeyecek bir kuş.”