Ekonominin uzmanı değilim. Borsa'nın yanından bile geçmedim. Hisse senetleri ile işim olmaz. Ekonomi uzmanlarını can kulağı ile dinlerim. Onca okumuşluğumuza, yazmışlığımıza rağmen anlamadığım o kadar çok sözcük var ki. Not alırım,...
Ekonominin uzmanı değilim.
Borsa’nın yanından bile geçmedim. Hisse senetleri ile işim olmaz.
Ekonomi uzmanlarını can kulağı ile dinlerim. Onca okumuşluğumuza, yazmışlığımıza rağmen anlamadığım o kadar çok sözcük var ki. Not alırım, anlamına bakarım.
Örneğin uzman konuşurken birdenbire, “Açık pozisyon” der. Hadi bakalım, bismillah. Açar bakarım ekonomide açık pozisyon ne anlama geliyor diye.
Açık Pozisyon (Short Position): Döviz, altın, menkul kıymet gibi bir finansal araç üzerinden sahip olunan varlıkların aynı cinsten yükümlülükleri karşılayamayan kısmıdır. Örneğin 10 milyon ABD doları yükümlülüğe karşı 5 milyon ABD doları varlık bulunduruluyorsa aradaki 5 milyon ABD doları, açık ABD doları pozisyonunu ifade eder.
Akreditif: İhraç edilen malların bedellerinin ödenmesi konusunda belirli şartların yerine getirilmesi halinde ödemenin yapılacağına ilişkin bir çeşit teminattır.
Aktarım mekanizması, Arbitiraj, çapa, cari kur… Yaz yazabildiğin kadar Atilla Sertel. Ekonomi uzmanlarının ağzından çıkanı kulağı işitmez. Kendileri söyler, kendileri dinler kıvamında konuşurlar.
HALKIN EKONOMİSİ
Yıllar önce 5 Nisan kararları patlamış. Tansu Çiller iktidarı. Dolar neredeyse ikiye katlamış. Yanımızda çalışan Salih isimli bir genç var. Sonradan polis oldu.
- Eyvah yandık biz, dedim.
- N’oldu ki abi, dedi.
- Salihcim, duymuyor musun dolar aldı başını gitti, dedim.
- Bize ne abi, doları olanlar düşünsün, diye yanıt verdi.
Salih’in de ekonomiden anladığı bu kadardı. Çocuk polis oldu, kurtuldu.
Diyeceğim odur ki ben ekonomi deyince çarşıya, pazara bakarım. Patates’in kilosu İzmir gibi yerde 4 liraya çıkmış. İthal muz ise 2,5 lira.
Ödemişli üreticinin cebine yansısa çok sevineceğim de, üretici de perişan, tüketici de…
Fasulyenin türküsünde hala “Aman bu fasulye 7,5 lira” diye söyleniyor da. Kurufasulye aldı başını gidiyor, 10 TL’yi geçti kilosu. Fiyatını düşürmek için ithalatı çoktan başladı ama ithalinin de tadı yerlisini tutmuyor.
Ekonominin eğrisi, doğrusu…
Halk geçinemiyor. Ekonomi onlar için günü kurtarma, ay sonunu getirebilmekten ibaret. Yiyebileceği ekmeğin derdine düşmüş. Elektrik, su borcunu zamanında yatırma, işe gidip gelebilecek yol parasının derdinde. Borçlanıyor, sıkılıyor, üzülüyor.
Ekonomi uzmanları ekranlarda konuşuyor, dinliyorum:
Egzotik opsiyonlar, diyorlar… Enflasyon Risk Primi, diyorlar… Sonra açıklıyorlar:
“Enflasyonun, beklenen enflasyonun üzerinde gerçekleşmesi halinde oluşacak kaybı telafi etmek amacıyla reel faize eklenen risk primini ifade etmektedir. Diğer bir ifadeyle, nominal faiz oranı; reel faiz oranı, enflasyon beklentisi ve enflasyon risk primini içermektedir. Bu risk primi enflasyonda dalgalanmaların yaşandığı, belirsizliklerin olduğu ülkelerde söz konusu olmaktadır.”
Allah aşkına bırakın laf gevezeliğini, biraz da anlatın bana gerçekleri?
Ne olacak bu patates ile fasulyenin hali?