Bir akrabam var, otuz yıldan çok daha uzun bir süredir Alanya’da ikamet eden, ömrünün büyük bölümünü yurt dışında geçirmiş, beş altı lisan bilen, konfeksiyon işiyle uğraşan.
Son derece iyi niyetli, temiz kalpli ama bir o kadar da saf.
Onun bu halini bilen (Belediyeden tutun, muhtar senediyle arazi aldığı köyün muhtarına kadar) pek çok kurum ve şahıs, şöyle bir yoklayıp(!), ellemiş(!) kendisini ve mağdur etmiş.
Bütün bunları duyduğum zaman ben de şok oldum.
Kırk beş yıllık Alanya yaşayanıyım ama kendisine yapılan hak dışı, hukuk dışı, ahlak dışı tavır ve davranışları duyunca, “Alanya’yı tanıyamamışım” dedim.
Meğer neler, kimler, ne uyanıklar(!) varmış Alanya’da (bazı özel yerlerde, ÖZELLİKLE DE KÖYLERDE) çark nasıl dönüyormuş da haberimiz yokmuş.
Şimdilik üstü kapalı bir biçimde sözünü ettiğim bu mercilerin tümüne ulaştım. Yaptıkları yanlışlardan döneceklerini söylediler.
Yapılan bu yanlışların ve haksızlıkların düzeltilmediğine kanaat getirdiğim an; günü geldiğinde tüm kirli çamaşırları kamuoyunun önüne sereceğim elbette.
Andım olsun, tümünün ipliğini pazara çıkaracağım.
Şimdilik susuyor ve bekliyorum.
… …
Siz, siz olun uyanık olun.
Devir, böyle bir devir olmuş çünkü.
Yıllar önce bir yazı geçmişti elime, bu konuyla bağdaşan.
Bugün o yazıyı paylaşmak istiyorum sizlerle…
* * *
“Sizi, siz olduğunuz için kabul eden.
Yanlış yaptığınızda sizi kırmadan düzelten, elinizden tutan...
Düştüğünüzde sizi yerden kaldıran...
Arkanızdan konuşanlara hadlerini bildiren.
Gıyabınızda bile dostunuz olan...
Yaranıza merhem, kalbinize sevinç olup dolan...
Yoklukta yanınızda olan,
Sizi, sizden çok düşünen, size arka çıkan, arkadaş, yoldaş olan,
Yüzünüze gülüp, arkanızdan konuşmayan...
Hata yaptığında özür dilemesin bilen,
Bencil değil, özgeci olan, size yaptığı iyiliği unutan;
Ama kendisine yaptığınız iyiliği asla unutmayan...
Adam gibi adam insanlar biriktirin...
Bir gün yollarınız ayrıldığında, sırrınızı namusu bilen...
Kuyunuzu kazanlara karşı sizi uyaran...
Yolunuza pusula olan...
Kaybolduğunuzda size yol gösteren,
Dosdoğru doğrularla doğrulup
Eğri yola düştüğünüzde size istikamet olan,
Size hakkı ve sabrı tavsiye eden...
Kitap okuyan, çay içen,
Türkü dinleyip çiçek yetiştiren,
Elleri fesleğen kokan
İnce, naif, kibar, düşünceli.
Kibirsiz, yalansız ve de içten olan...
Pencere pervazlarına kuşlar için ekmek koyan
En az iki şiiri ezbere okuyan,
Ve ağlamanın erdemini ve güzelliğini bilen,
Dost gibi dost insanlar biriktirin...
Paranın, mevkinin, makamın, rozetin kölesi olmayan,
Doğru bildikleri için bunlardan vazgeçmeyi bilen,
İnsanları renk, dil, din, ırk olarak ayırmayan,
İnsana insanca bakan insanlar...
Yağmurda ıslanmayı seven
Serçeleri ve güvercinleri keyifle seyreden,
Yıldızları izleyip hayal kuran
Düşküne, mağdura mazluma el uzatan,
Yürekleri kocaman olan; dost gibi dost...
İnsanlar biriktirin
Geceyi içine çekmesini becerebilen,
Sabahın seherinde uyanmasını bilen,
Yetime, yoksula, kimsesize gülümseyebilen,
Doğada kuş seslerini, kırlarda papatyaları,
Saksılarda karanfil kokusunu,
Fırınlardan yeni çıkmış sıcak ekmek kokusunu seven,
Gecenin bir vakti sırf sesinizi duymak için sizi arayan...
Dost gibi dost, adam gibi adam
İyi insanlar, biriktirin...”
* * *
Zor mu?
Hiç de değil.
Yukarıdaki özellikleri önce siz benimseyip, taşıyın.
Gerisi kendiliğinden gelecektir.