DÜN hesap ettim, Alanya Belediyesi'nde en son devir teslim törenini gördüğümde mesleğimin 4. yılındaymışım, askerliğimi yeni bitirmişim, bekârmışım, ufakmışım, neredeyse çocukmuşum. Dile kolay, aradan tam 15 sene geçmiş. O gün...
DÜN hesap ettim, Alanya Belediyesi’nde en son devir teslim törenini gördüğümde mesleğimin 4. yılındaymışım, askerliğimi yeni bitirmişim, bekârmışım, ufakmışım, neredeyse çocukmuşum.
Dile kolay, aradan tam 15 sene geçmiş.
O gün doğan bir çocuk bugün neredeyse lise çağına geldi.
O gün dikilen bir ağacın boyu neredeyse 15-20 metreye ulaştı.
Anlayacağınız, aradan epey zaman geçmiş, o köprülerin altından çok sular akmış.
Alanya Belediyesi’nin “eski” Başkanı Hasan Sipahioğlu’nun o dönem çevresindeki pek çok isim değişti, yerine yenileri geldi, onlar da gitti, sonra yine yenileri geldi ama Sipahioğlu hep aynı yerinde kaldı.
Örneğin, 1994’te girdiği yerel seçimi kazanamadı ama yılmadı.
Beş sene sabretti, 1999’da yine denedi, Alanya siyasetini adeta ilmik ilmik işleyip kendi siyasi kariyerini koza gibi ördü ve nihai hedefine ulaştı.
***
1999’da yanında olan isimler 2004 seçimlerinde yoktu, o boşluğu hemen yeni isimlerle takviye etti.
2004’te yanında olan isimler bu kez 2009’da yoktu, o boşluğu yine hemen yeni isimlerle takviye edip asla ve asla “Kaybedenler Kulübü” üyesi olmadı.
1999 yılında, yine bir Nisan ayında, görevi “emanetçi” başkan olarak nitelendirilen Mustafa Bekar’dan devralan Hasan Sipahioğlu, demokratik bir seçim sonucu kaybettiği koltuğunu dün yine mini bir törenle devretti.
Seçimden hemen sonra ortada şu sorular asılı kaldı.
BİR: Nasıl oldu da, Sipahioğlu, 30 Mart 2014 yerel seçimlerini kaybetti?
İKİ: “Siyasetteki kurnazlığı dillere destan oldu” diye yazıp çizdiğimiz Sipahioğlu, böyle bir siyasi sona layık mıydı?
ÜÇ: Hakkında çeşitli efsaneler ortaya atılan, siyaseti çok iyi bildiği konuşulan Sipahioğlu, kaybedeceğini bile bile seçime girer miydi?
DÖRT: İleride, “Bu yenilginin başlıca beş mimarını sayın?” diye parti içi bir anket yapılsa, listeye kimlerin isimleri girer?
BEŞ: Sipahioğlu yerine Hüseyin Güney veya Kuddusi Müftüoğlu aday yapılsa AKP’nin hezimeti önlenebilir miydi?
***
Elbette bu ve benzer sorular önümüzdeki günlerde hem tarafımca, hem de siyasi kulislerde sık sık kurcalanacak, gündeme getirilecek, seçmenin ve partililerin de katkılarıyla ortaya bir şekil şema çıkarılacak, gerekli siyasi infazlar yapılacaktır.
Ancak parti içi acının sıcaklığı daha tazeliğini koruyor, Alanya’da hiç yerel seçim kazanamayan AKP’nin kederi oldukça derin, bu yüzden şimdilik birkaç gün, belki birkaç hafta ses çıkarmadan bekleyelim derim.
Dünkü devir teslim törenine dönecek olursak…
Törende ilgimi en çok çeken detaylardan biri de, Kerim Akmaz Kuyumculuk’un sahibi Kerim Akmaz’ın, yakın arkadaşı olan Alanya Belediye Başkanı Adem Murat Yücel’e olan sürpriz hediyesiydi.
Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye vasiyetnamesini kocaman bir tabelaya bastırtan Akmaz, bunu Yücel’in makam odasına koydurdu.
O meşhur vasiyeti bilen bilir, sözleri oldukça manidardır.
İşte, (eğer odadan kaldırtmazsa) Adem Murat Yücel’in makam odasında her gün okuyacağı o manidar sözler…
***
ŞEYH EDEBALİ'NİN OSMAN BEY'E VASİYETİ
Oğul, insanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Avun oğlum avun. Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelâmlısın. Ama bunları nerede, nasıl kullanacağını bilmezsen, sabah rüzgârında savrulur gidersin. Öfken ve nefsin bir olup aklını yener. Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın. Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir.
Bütün fethedilmemiş gizemler, bilinmeyenler, görülmeyenler ancak senin fazilet ve erdemlerinle gün ışığına çıkacaktır. Ananı atanı say, bereket büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inancını kaybedersen yeşilken çorak olur, çöllere dönersin.
Açık sözlü ol. Her sözü üstüne alma, gördün söyleme, bildin bilme. Sevildiğin yere sık gidip gelme, kalkar muhabbetin itibar olmaz.
***
Üç kişiye acı: Cahiller arasındaki âlime, zenginken fakir düşene, hatırlı iken itibarını kaybedene.
Unutma ki! Yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir. Haklı olduğunda mücadeleden korkma. Bilesin ki, atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler.
Ey oğul, artık Bey’sin! Bundan sonra öfke bize, uysallık sana. Güceniklik bize gönül almak sana. Suçlamak bize, katlanmak sana. Acizlik bize hoş görmek sana. Anlaşmazlıklar bize, adalet sana. Haksızlık bize, bağışlamak sana.
Ey oğul, sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz. Şunu da unutma ve insanı yaşat ki devlet yaşasın. Ey oğul, işin ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı. Allah yardımcın olsun.